• 12 Temmuz 2018, Perşembe 10:00

AYDINSPORLULAR, ZAMAN TÜNELİNE GİRİN 52 YIL ÖNCESİNE GİDİYORUZ...

 

AYDINSPORLULAR,

ZAMAN TÜNELİNE GİRİN 52 YIL ÖNCESİNE GİDİYORUZ...

 

Yıl 1966

Aylardan Temmuz

Aydın futbolunda bir devrim gerçekleşiyor…

Aydınspor Türkiye 2.Futbol liginde…

 

Siz kemerlerinizi bağlarken, ben, size Türkiye 2.Futbol Ligi’ne giren Aydınspor’un öyküsünü kısaca anlatayım.

O yıllarda Aydın’da 1.Amatör Küme maçları yapılırdı.

Aydınspor’un forması sarı-siyah, Esnafspor’un mavi-beyaz, Akınspor’un kırmızı-beyaz, Hilalspor’unda yeşil-beyaz’dı .

Bu dört takım Aydınspor adı altında birleştiler.

Formada dört yapraklı yonca bu dört takımı; siyah zeytini, beyaz da pamuğu simgeledi.

Formadaki dört yapraklı yoncanın rengi yeşildi; ama zaman içinde içi beyaz kaldı.

 

Aydınspor’un Türkiye 2.Futbol ligine nasıl ve hangi koşullarda girdiğini yazmaya kalksam inanın bu röportaj en az bir ay sürer; çünkü 1 Nisan 1965 yılında Hüraydın Gazetesi’nde mesleğe başlamıştım ve sürekli Aydınspor’u izliyordum.

Aydınspor’un tescili için o zamanki yöneticilerin nakit para bulmak için neler yaptıklarını, kapı kapı dolaşıp nasıl para topladıklarını az çok bilirim; çünkü futbol federasyonu teminat senedi değil, nakit istiyordu.

 

Hazırsınız değil mi?

 

Kaygusuz Abdal’ın, Şeyh Bedreddin Destanındaki dizeleri gibi, ’’Akdeniz Yaylası Aydın Elleri’’, yediden yetmiş yediye, kadını, kızı, kızanı, zengini, fakiri, hastası, sağlamı cadde cadde, sokak sokak davul zurna eşliğinde ‘’Hergün sarhoş hergün sarhoş şu Aydın’ın uşağı’’ türküsünü, gece demeden, gündüz demeden söyleyerek, tekmil oyunları oynayarak futbol devrimini kutluyordu.

 

MARATON BAŞLIYOR.

Aydınspor İlk maçında İstanbul’da Beykoz’a 1-0 yeniliyor.

İkinci maç Aydın’da Karagümrük ile…

Adnan Menderes Stadı ana-baba günü, şimdiki açık trübünlerin olduğu yerdeki işyerlerinin çatıları insanlarla dolu.

Karagümrük maçı Aydınlıların seyrettikleri ilk profesyonel maç…

Bitip tükenmez 90 dakikanın sonunda Aydınspor Karagümrük’ü 2-0 yeniyor.

Gollerden birini Musa, ikincisini galiba Cihat atıyor (Aktay abi öyle dedi)

Bitiş düdüğünün hemen ardından sahaya dalıyoruz…

 

Aktay Atilla

 

Aydınspor savunmasının ’’top geçer adam geçmez’’ kalesi…

Harika bir oyun sergiliyor, gönülleri fethediyor…

Koşuyorum, eğiliyorum ve Aktay Atilla’yı omuzlarıma alıyorum, koşarak sahayı turluyoruz.

Ve aradan 52 yıl geçtikten sonra Aktay abiyle röportaj yapmak için yanına gittiğimde, bana, ’’benim de sana bir sürprizim var’’ diyor.

Şaşırıyorum, merak ediyorum.

Sararmaya başlamış bir fotoğraf koyuyor masaya, bakıyorum, önce bir anlam veremiyorum; çünkü fotoğrafta gördüklerimi yaşadığımı bile anımsamıyorum; ama belge yalan söylemez ki, ağlamak geliyor içimden. Aktay abiyi omuzladığımda çekilen fotoğrafı tam 52 yıl saklamış.

Tüm duygusallığımla fotoğrafa odaklanmışken, Faik araya giriyor.

-Ati o zamanlar kaç yaşındaydın?

-20 olsun Faik..

-20 yaşında bir delikanlıyken 100 kiloluk bir adamı omuzlarına alıp sahada koşuyorsun…

-zaman duruyor benim için,Faik hiç düşünmediğim bir yerden değerlendiriyor..

Hey gidi gençlik hey…

Şimdi 20 kiloluk bir su bidonunu taşırken… Neyse…

 

Aktay ağabeyimle böyle tanışıyoruz…

Aydınspor’da top oynadığı iki yıl içinde gerçekten abi kardeş gibi olduk, bir de benim adımın, onun soyadı olması daha duygusal bir ortam yaratıyordu.

Sonraki zamanlarda ben Aydın’dan ayrılınca, Aktay abi de, Nazillispor’a, oradan Eskişehirspor’a gitmiş.

Ve maçta yan bağları kopunca futbolu bırakmak zorunda kalmış.

 

Övünmek gibi olmasın, gururla söylüyorum vefalı bir insanımdır. Yaşamıma bir selamlık dahi olsa giren değer verdiğim herkesi zaman zaman arar, sorarım.

Aydınspor’da top oynamış kadim dostlarımdan Faik Aktar, İlyas Lafçı, Fahrettin Salış’a Aktay abinin nerede olduğunu sorardım. Fahrettin Salış, İzmir Yeşilyurt Huzur Evi’nde olduğunu söylemişti; ama bir türlü ziyaretine gidememiştim.

Sonunda Nazilli Haluk Alıcık huzur Evi’nde olduğunu öğrenince Faik, İlyas ve İsmet’le ziyaretine gittik.

 

Önce Aktay Atilla’yı tanıyalım.

Aktay Atilla 24 Eylül 1939 yılında Akhisar’da doğmuş.

O zamanki adı Erkek Sanat Enstitisü olan sanat okulunu bitirmiş.

1958 yılında İzmir Demirspor’da profesyonel futbolcu olmuş.

1965 yılında Ülküspor’da oynarken,

1966 yılında Türkiye 2.Futbol ligine giren Aydınspor’a transfer olmuş.

1966-1968 yıllarında Aydınspor’da,

1968-1970 yıllarında da Nazillispor’da oynamış.

Daha sonra Eskişehir’e transfer olmuş, sezon sonundaki maçta yan bağları kopunca futbolu bırakmış.

 

Aktay Atilla, Nazilli Haluk Alıcık Huzur Evi’nde de takımı kurmuş.

76 huzur evinde oynan BOCCE oyununda Türkiye 5.cisi ve Ege şampiyonu olmuşlar.

 

 

Bir süre hal hatır sorduktan sonra sorularıma başlıyorum.

-Abi, futbolu bıraktıktan sonra ne yaptın?

-Ne yapacağım, İzmir’e döndüm, gece hayatına başladım, kulüpçülük yaptım,10 yıl gezdim durdum.

-abi bu süre içinde evlendin mi?

-hayır hiç evlenmedim; çünkü sorumluluk yüklenmek istemedim.

Bu söyleşi sırasında yazmamı istemediği bir şey olur mu diye soruyorum.

-yok yok ne söylersem yaz, benim kimseden bir şey sakladığım yok, diyor.

-şimdi ne yapıyorsun?

-şimdi Nazilli huzur evinde kalıyorum ve aynı zamanda BOCCE takımı kaptanıyım, Türkiye 5.si olduk, şu anda da Ege Şampiyonuyuz.

-Abi, birlikte top oynadığın arkadaşlarından şu anda burada olan Faik, İlyas dışında başka kimler seni arıyor?

-Allah hepsinden razı olsun, Savaş, Oktay, kasap Fikret, Fahrettin, Faik, İlyas, Ferruh telefonla arıyorlar, ziyaretime geliyorlar.

-Huzur evinde günün nasıl geçiyor?

-kitap okuyorum, antrenmanlarımız var, burada kalan herkesle dostluk, arkadaşlık içindeyiz.

-peki Nazilli Belediye Başkanı Haluk başkanla aran nasıl?

-ooooo sağolsun başkanım, yanımıza geldiğinde, babaaaaa, kaptaaaaan diye seslenir, hal hatır, bir şeye ihtiyacım olup olmadığını sorar, burada kalan herkesle yakından ilgilenir. Zaten Yeşilyurt huzur evinden buraya gelmek istediğimi duyduğunda hemen işi bitirmişti, çok büyük yardımı olmuştu. Nazillispor’da da futbol oynadığım için yaşayan arkadaşların çoğu ziyaretime gelirler, ben de onları ziyarete giderim.

-Aktay abi, kendi futbol yaşamınla şimdiki futbolcuları kıyasladığında neler düşünüyorsun?

-Hani derler ya şimdiki aklım olsa, diye şimdiki maçlara baktığımızda kendimi tamamen futbola vermemişim vermişim ruhumla her şeyimle; ama futbolu takip etmemişim. Şimdi bakıyorum da o kadar çok hatalar yapmışım ki, çok daha iyi yerlere gelebilirmişim. Gençlere tavsiyem severek yapsınlar ve kendilerini geliştirsinler.

-Aydınspor hakkında neler söyleyeceksin, Aydınspor’da aradığını bulabildin mi?

-Ben Aydınspor’dan aradığımın fazlasını buldum. Aydınspor benim çok kahrımı çekti, hatta şunu söyleyeyim; Cumartesi pavyon Pazar maç olur mu?

-Aktay abi o dönemdeki yöneticilerin adlarını sayabilir misin?

-Elbette sayarım, başkan Behiç Tozkoparan, Fikret Süvari, Selahattin Gökçen, Metin Taş, Oben Vardar, Ajlan Çiftçi, İrfan Sucuoğlu, İlhan Bülbül.

-Aktay abi sağlık durumun nasıl?

-Vallaha her şeyimle huzurluyum. Geçen gün ses kısıklığı yüzünden biraz moralim bozuldu; ama yapılan testler sonunda her şeyin yolunda olduğunu söylediler, Dr.hap bile vermedi.

Aktay abiye bu soruyu sorduğumda Huzur evi görevlilerinden bir hanım, Aktay abiye seslenerek;

-hadi gözün aydın kaptan, her şey tertemiz çıktı, dedi.

Aktay abi bunu duyunca ben de sordum.

-Abi ne hissediyorsun?

-Atilla, ben ölümden mölümden korkmuyorum, benim korkum çekmek, onun için Allaha bana çektirme, konuşurken canımı al yeter diyorum. İnanır mısın eş dost hiç yalnız bırakmıyorlar, ta Çeşme’den, Alaçatı’dan çıkıp geliyorlar. Demek ki iyi intiba bırakmışım, Allah hepsinden razı olsun.

Söyleşi sırasında Aktay abi dalıp gidiyor, bunu fark ettiğim için soru sormuyor, onun konuşmasını bekliyorum, birden bir başka konuya geçiyor.

Beşiktaşlı BABA RECEP (ADANIR)

-şimdi bakıyorum da kendimi iyi değerlendirmemişim. Baba Recep. Nazillispor şampiyon olduk. Baba Recep konuşuyor, santrafım Aktay, Türkiye’deki 1.sınıf futbolcunun bütün meziyetlerine sahip; fakat yaşamını bir türlü düzene sokamıyor. Baba Recep haklıydı; çünkü maç bittiğinde motora atlıyor doğru İzmir’e pavyona gidiyorum.

Aktay abi, daha fazla duygusal boyuta girmesin diye hemen son soruyu soruyorum.

-Aktay abi başka söylemek istediğin bir şey var mı?

-sağol Atilla, herkese selamlar…

 

Röportajımın bu bölümü bitmişti ki, Nazilli Belediye Başkanı Haluk Alıcık huzur evinin kapısından içeri girdi, Aktay abinin dediği gibi, ’’babaaaaa, kaptaaan,’’ diyerek yanımıza geldi, dikkat ettim, yaşlıların ellerini öpüyor, bir ihtiyaçları olup olmadığını soruyordu.

Nazilli Belediye Başkanı Haluk Alıcık, İzmir’de bir TV programına katılacağını söyleyerek önce Nazillispor tesislerine gitmemizi ardından da birlikte bir yemek yememizi önerdi.

Hep birlikte Nazillispor tesislerine gittik, duvarlardaki camekânların içinde Nazillispor’un tarihiyle ilgili fotoğraflar vardı. Haluk Başkan,bir takım resmini alarak,’’ abi bak, benim Nazillispor’da oynadığım yıllar’’ dedi.

 

Nazilli Belediye Başkanı Haluk Alıcık, Nazillispor tesislerini gezerken, siyah-beyazlı takımın tarihine çok önem verdiklerine değinerek, “Amatör kümeden, profesyonel lige kadar ki süreç içinde Nazillispor’da top oynamış kimler varsa araştırıyoruz. Bu konuda belediyemiz sosyal işler müdürü Fatih Demir ve ekibi büyük bir titizlikle çalışmalarını sürdürüyorlar. Yakında bu tesislerden şampiyon bir Nazillispor çıkacak, tek amacımız bu ve bunu başaracağız.’’

Bu kez ben soruyorum:

-Başkanım, Aktay Abi..

Daha sorumu bitirmeden başkan Alıcık içinden geçeni söylüyor.

‘’Aktay abimiz, kaptanımız, sadece Aydınspor’da değil, Nazillispor’da da meşin yuvarlağın peşinden koştu, bizi gururlandıracak çok anlamlı başarılara imza attı, onun zamanında onu seyreden gençler futbolcu olmak için can atıyorlardı. Aktay abi bizimde canımız, burada da kaptanlığını gösterdi, ÖÇÇE takımımızı başarıdan başarıya götürerek Türkiye 5.si, Ege Bölgesi şampiyonu yaptı, engin deneyimleriyle herkese örnek oluyor.’’

 

Ayrılık zamanı gelmişti.

Nazillispor tesislerine döndük.

Aktay abimizle vedalaşmadık, mahalle arkadaşları gibi tekrar buluşmak üzere ayrıldık.

Faik ve İsmet’le Aydın’a dönerken, uzun bir süre sessiz kaldık.

İlk konuşan İsmet Gümüş oldu:

-Atilla abi çok teşekkür ederim. Efsane kaptan Aktay abiyi bana bu kadar yakından tanıma fırsatı verdiğin için.

Arka koltukta oturan kadim dostum Faik sağ omuzuma sıkıca dokununca, zaman tünelinden çıkmıştık… (Atila Dağıstanlı)

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.

Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
28 / 11 Parçalı bulutlu
Yarın: 30/16 Çok bulutlu