• 9 Aralık 2017, Cumartesi 10:33

"Gençler bu ülkeyi önemsesin, sorgulasın"

Röportajımız daha önceki röportajlarımdan daha uzun sürüyor. Çünkü Kemal Abinin de Tuba Ablanın da anlatacakları var, ülkenin dertlerini kendilerine dert edinenlerden onlar.

Röportajımız daha önceki röportajlarımdan daha uzun sürüyor. Çünkü Kemal Abinin de Tuba Ablanın da anlatacakları var, ülkenin dertlerini kendilerine dert edinenlerden onlar. İnsanların yaşadıkları zorlukları, haksızlıkları bilenlerden. Ancak umutsuz değiller, hiç değiller. “Gençler okusun” diyorlar, “Bu ülkeyi önemsesinler, sorgulasınlar”. Sahnede ise bambaşka insanlar, gülmekten kırıp geçiren bir yandan da düşündüren..

 

Hangisini öveyim, hangisinin başarılı işlerini anlatayım bilemiyorum ki zaten buna gerek var mı onu da bilmiyorum. Yıllarca hayran hayran onları izledim ben ve eminim sizlerde. İkisi de bu ülkenin kalburüstü sanatçılarından: Kemal Kuruçay ve Tuba Erdem.

"BİZ ŞEHRİ YEMEYE ÇALIŞIYORUZ"

Oyun hakkında kısa bir bilgi verebilir misiniz?

Kemal Kuruçay: Oyunumuz komedi. Oyunumuzun konusu bu yalan dünyada iyilerin her zaman kazanamayacağını, bu dünyada illa iyilerin kazanması gerekmediğini, kötülerin de kazandığını ama kötüler de kazanırken kendilerine sorulacak sorularla cezalarını çekeceğini.

Tuba Erdem: İyi ve kötü iki figürümüz var. İki arkadaş var biri iyi ve biri kötü simge. Bir hikâyeyi iki yönüyle anlatıyoruz. Aslında bir açıklaması da oyunun iyi her zaman kaybeder. (Gülüyoruz) Biz bunu tiye alamaya çalışıyoruz.

Ne zamandır oynuyorsunuz?

Tuba Erdem: 20 Ekim’de başladık. Yapımcımız Faruk Sofuoğlu o kadar çok oyun bağladı ki 20 Ekim’den bu yana herhalde 30 oyuna çıktık.

Bu kadar yer geziyorsunuz. Gittiğiniz yerlerde “şunu yapmadan dönmem” dediğiniz bir şey oluyor mu?

Kemal Kuruçay: Genelde bize bir şehrin nereleri ya da nelerinin meşhur olduğunu söylüyorlar, oraları görmeye çalışıyoruz, daha çok yemeye çalışıyoruz.

Tuba Erdem: Daha çok şehri yemeye çalışıyoruz biz. (Gülüyoruz) İki gündür kabak tatlısı yiyoruz mesela Aydın’da. (Enginar’ın mevsimi olup olmadığını tartışmaya başlıyoruz)

"ÖZEL TİYATROLAR DAHA ZOR DURUMDA"

Biz sizi ekranlarda da görüyoruz, dizileriniz oluyor, turneler oluyor. Bu tempoya nasıl ayak uyduruyorsunuz?

Kemal Kuruçay: Turneler gerçekten çok yorucu. Düşünsenize evinizden uzak, günlerce otel odalarında oradan oraya sürükleniyorsun. Saatlerce yolculuklar sürüyor. Oyundan sonra otele girmek gece 1’i buluyor. Yemek saatlerimiz çok değişiyor. Yorucu ama sahnede seyirci alkışladığı anda çok hoşumuza gidiyor. Bizi kandırmak çok kolay yani.

Sizce tiyatro istenilen seviyede mi?

Kemal Kuruçay: Türkiye’de oyunculuk zor. Tiyatrolar zor durumda, Özel Tiyatrolar ise daha da zor durumda. Devlet Tiyatroları yine bizlerden daha iyi durumdalar. Hem ekonomik hem rahatlık açısından. Her yere turne yapmıyorlar, dekorları büyük, salon ona göre lazım oluyor. Ben niye böyle maddiyatçı oldum. (Gülüyoruz) Paralarında gözüm mü var acaba?

Tuba Erdem: Seyirciler sanıyor ki oyuncuların hayatı laylaylom. Herkes bilsin ki madencilikten sonra bu ülkede en ağır iş oyunculuk. Biz 36 saat çekim yapıp, sokaklarda, arabalarda birer saat uyuyup ertesi gün turneye çıkabilen insanlarız. Mesela oyuncular çok içki içiyor, alkolik filan deniliyor. Öyle bir şey yok. Sen adrenalini neyle düşüreceksin başka türlü, kolay mı gecenin 10’nunda 12’sinde oyun bitirmek. Yıpranma oranı çok yüksek. Hiçbir şekilde sosyal haklara sahip değiliz. Hâlbuki işçiyiz biz. Her oyuncunun fıtığı var, her oyuncunun midesinde ülser var. Sevilmeden yapılacak iş değil.

"İNSAN KAZANIYORUZ"

Kemal Kuruçay: Ben senelerdir kendi tiyatromu kurana kadar yani, tiyatrolarda çalıştım. Bana hiç sigorta yapılmamış. Bir türlü emekli olamıyorum. Hiç sigortam yatmamış.

Tuba Erdem: Bende 20 yıldır hiç durmadan çalışıyorum. Şu an 2 bin küsur günüm var o da kendi çabalarımla. Bizim emekli olma şansımız yok. Kimse ‘Oyuncular çok para alıyor’ demesin.

Kemal Kuruçay: Herkes kendi adına konuşsun. Ben iyi para kazanıyorum valla (Gülüyoruz)

Tuba Erdem: Evet, iyi para kazanıyoruz. Bir fabrika işçisine göre, memura göre iyi para kazanıyoruz ama bizim yıpranma payımız onda yok. Biz 5 kazanıyorsak 4’ünü kenara ayırıyoruz. Çünkü iki sene işsiz kalabiliyoruz. Bizim dizilerimiz 142 ülkeye satılıyor ve bu oyuncu sayesinde oluyor. Amerika’da böyle bir oyuncu malikâne de yaşıyor. Bizler ise emekli olamıyoruz. Nasıl ağladım ya (Gülüyoruz). Ben sendika yöneticisiyim aynı zamanda, oyuncular sendikasının kurucusuyum, 6 yıldır bununla debelendiğim için aklım fikrim bunda.

Kemal Kuruçay: Ama çok güzel yanları da var. Sizler gibi insanlarla karşılıyoruz, sohbet ediyoruz. Şimdi ben İstanbul’da memur olsam sizlerle karşılaşmayacaktık. İnsan kazanıyoruz.

"İKİSİNİ DE YAPMAK ZORUNDAYIZ"

Peki sinema mı tiyatro mu?

Kemal Kuruçay: Aslında ikisi de bağdaştırılır ama ikisi de çok farklı şeyler. Biri canlı diğeri değil. Ben her zaman tiyatroyu önde tutuyorum. Çünkü canlı, o anda reaksiyonunu alıyorsun. Ekonomik anlamda da film ve dizi.

Tuba Erdem: Ben ikisini de çok seviyorum, ayırt edemiyorum. Hâlbuki ikisi çok farklı stiller. Aslında ya birini ya da diğerini yapmak gerekir. Biri çok büyük diğeri gözbebeğinin içi. Ama tiyatrodan para kazanılmadığı için ikisini de yapmak zorunda kalıyoruz.

Aydın’da tiyatroya başlamak isteyen gençlerimize ne tavsiyelerde bulunursunuz?

Tuba Erdem: Bizim zamanımızda ne olmak istediğimize çok önce karar veriyorduk, yeni nesilde bir kararsızlık görüyorum. Tiyatroyla zaten hep uğraşsınlar ama meslek olarak seçmek istiyorlarsa iyi düşünsünler. Bunu istiyorlarsa zaten yol sizi bir şekilde götürüyor.

"AYDINLILAR ŞANSLI"

Kemal Kuruçay: Tiyatrocunun bir dünya görüşü olması lazım. Ülkesini önemsemesi lazım, sorgulaması lazım. Yani biraz entelektüel olmalı, bu da tabi okumakla ilgili. Bütün gençlere söylüyorum, tiyatrocu olmasalar da okumaktan kimseye zarar gelmez. Okumayı bir şekilde aşılamak lazım.

Son olarak Aydın halkına ne söylemek istersiniz?

Kemal Kuruçay: Aydınlılara çok teşekkür ediyoruz. İsmi de çok güzel bu şehrin. Salonu doldurdular, bize olan ilgilerinden dolayı çok teşekkür ediyoruz. Buraya gelen herkesten tiyatrolara sahip çıkmalarını istiyoruz ve Aydın’ın bunu yapacağına inanıyoruz. Aydınlılar bence şanslı. (ŞERMİN ÇOLAK)

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.

Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
35 / 21 Az bulutlu
Yarın: 36/19 Güneşli