• 14 Eylül 2018, Cuma 09:35

“AYDIN'IN SU DEĞİRMENLERİ”

Ne demiş şair,

“Şarabı sevmemiz , üzüme düşkünlüğümüzden değil, biz hep ezilenden yana olduk..!”

Misali,

Ekmeği sevmemiz Buğdan’a olan düşkünlüğümüzden değil, biz hep ezilenden yana olduk, tahılı sevdik.

Önce buğday , sonra un ve en sonunda ekmek olarak , sofralarımızda yıllardır...!

Tarihte ilk neolitik çağlardan sonra yerleşik düzene geçen insanoğlu taşı, ağacı kullanmaya başlayarak el aletlerini ve tarımsal üretimi öğrenmeye başlamıştır.

Üzüm ve zeytini sıkıp, suyunu, yağını; tahılı ezerek unu bulmasıyla kendi ihtiyacından sonrasında toplumsal üretime geçmeye başlamış ve ticari işletmeler ortaya çıkmıştır.

İlimizde alt yapı gelişmediği yıllarda ve bu nedenle elektriğin yaygın kullanılmadığı 1900-1950 yılları arasında, su enerjisi ile su değirmenleri, rüzgar enerjisi ile yel değirmenleri sayesinde ekmek soframıza gelebilmiştir.

İlk çağın ünlü coğrafyacısı Strabon’a göre Roma ve Yunanlılardan önce tarihte bilenen ilk su değirmeni M.Ö. 1. yy'ın sonlarında Anadolu'nun kuzey kesimindeki (Karadeniz Bölğesi) Kabeira'da (Niksar-Tokat yakınları) Lycus (Kelkit) nehri üzerinde Mithridates (Pontus) Krallığınca inşaa edilmiştir.

Bu şehir M.Ö. 63 yılında Romalılarca alınmış ve bu ilginç yapıya Roma askerleri oldukça ilgi göstermişlerdir. Su değirmenleri hakkındaki ilk teknik bilgiler, ünlü Romalı askeri mühendis (fabri) Vitruvius (M.Ö. 1. yy sonları) tarafından latince yazılan De Architectura adıl eserin 10. bölümünde verilmiştir.

Su değirmenleri elektriğin yaygınlaşmasından önce, sıkça kullanılan üretim araçlarıydı.

Akarsuyun var olduğu her yerde ve özellikle ülkemizde Karadeniz de yaygın olarak kullanılan değirmenlerin Aydın’da tabakhane deresi kenarlarında izlerini hala görmek mümkün.

Tahıl öğütmek için su gücünden yararlanılan değirmenler ilimizde merkezde Tabakhane deresinde Karpuzlu ilçesinde Geyik barajını dolduran nehir gerisinde, Koçarlı Sarıçay Karacasu Dandalaz ile Bozdoğan Akçay ve Köşk yan derelerinin üzerinde su değirmenleri 20. Yüzyılın ortalarına dek kullanılmıştır.

Aydın kent merkezi içinden akan ve antik çağlarda “Eudon” adıyla bilinen Tabakhane deresinin kuzeylerinde Danışment köyü yakınlarında zamana direnen yapısıyla yörede Nazırlar değirmeni adıyla bilinen su değirmeninin yapısı ve duvarları hala ayakta duruyor.

Yörede Danışmentli İsmail Efe’nin de bir zamanlar işlettiği belirtilen su değirmenleri Tabakhane deresinin doğusunda kalın taş duvarları ve içinde paslanmış metal aksamı ile tarihin izlerini taşıyor.

Nazırlar değirmeni olarak bilinen çatısının zamana direnemediği su değirmeni, tabakhane deresinin daha yükseklerinden demir sac kıvırma borular içinde alınarak eğimle hidrolik enerjisi hızlandırılarak, metal çarklara çarpan suyun potansiyel enerjisinden yararlanarak, değirmen taşlarını döndürür ve bir zamanlar buğday, darı ve diğer hububatın öğütülmesi için en temiz ve ucuz enerji olarak kullanılırdı.

Dereden alınan suyun önce, giriş kısmı daha geniş olan bir kanala akıtılarak giriş kısmı yaklaşık 35-40 santimetre genişliğinde olan kanala alınan su, buradan değirmenin üst kısmında “ark veya hark” denilen bölüme aktarılırdı. Suyun giriş kısmı 40 santimetre olan kanal, suyun tazyikinin daha fazla olması için giderek daralır, sonra değirmenin üst kısmındaki harkta toplanan su, yaklaşık 4 metre yükseklikten değirmenin alt kısmındaki çarka bırakılırdı. Bu çarkın hareketi ile çarka bağlı olan değirmenin içindeki üst üste konulmuş 2 yassı taştan üstteki dönmesiyle. Ortasında boşluk olan taşların bu boşluğuna bir hazneden buğday ve mısır azar azar dökülerek, dönen büyük yassı taşların arasında kalan daneler öğütülerek un haline getirilirdi.

Günümüzde unun fabrikalarda üretilmesiyle, değirmenlere eskisi kadar rağbet kalmadığından, değirmencilik mesleği de unutulmaya yüz tutmuş meslekler arasına girdi.

1967 yıllarında bugünkü Veysipaşa Mahallesi eski Ticaret Odası yanındaki otopark ta elektrikli değirmenlerde un öğütülmeye gidildiği hala hafızalarımda yer almaktadır.

Sokak aralarında küçük elektrikli biber öğüten paket değirmenler dışında un üreten tahıl değirmenleri artık, fabrikalarda ve Organize sanayi alanlarında seri üretime geçmiş ve en büyükleri İlimizde Sazlıköy’de “Söke Un” adıyla üretim yaparak, ulusal genelinde markalaşmıştır.

Birçoğu gelişen teknoloji yüzünden ihtiyaç duyulmaması ve pek kullanılmasa da, ilgisizlik sebebiyle harabeye dönen su değirmenlerinin yanı sıra, bazıları ise yaşlı kişilerin ilgisi sayesinde Doğu Karadeniz’de de asırlardır çarklarını döndürmeyi sürdürüyor.

Ancak kentimizde bir örneği hala günümüze ulaşan Nazırlar değirmeni Tabakhane deresi kenarında nostalji günlerine dönmeyi bekliyor.

Piknik alanı ve lokanta yapılmak üzere, Efeler belediyesi veya Büyükşehir Belediyesi ile Aydın valiliğinin kurumsal desteği ile Tarihi yapılara ilgisini bildiğimiz Vali Yavuz Selim KÖŞGER ‘in el atmasını bekliyor yıllardır.

MEHMET ÖZÇAKIR

AYDIN ESKİ ESERLERİ SEVENLER DERNEĞİ BAŞKANI

P.K:110 EFELER – AYDIN

GSM: 0.542.7608691 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.

Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
15 / 8 Çok bulutlu
Yarın: 16/9 Sağanak yağışlı