• 9 Ekim 2017, Pazartesi 10:27

MS hastalığına dair her şey

Unutamadığım bir hastalık MS….2006 yılında elimde uyuşma ile ADÜ’ ye gitmiştim ve yolum Doç.Dr. Nefati Hocamla kesişmişti. MS hastalığı şüphesiyle binlerce tetkik yapılmıştı. O an hastalığa dair pek çok bilinmiyordu ve ben ne korkular yaşamış zihnimde hastalığa dair ne sorular biriktirmiştim!

Röportaj: BAHAR GÜMÜŞ KİRSİZ

Unutamadığım bir hastalık MS….2006 yılında elimde uyuşma ile ADÜ’ ye gitmiştim ve yolum Doç.Dr. Nefati Hocamla kesişmişti. MS hastalığı şüphesiyle binlerce tetkik yapılmıştı. O an hastalığa dair pek çok bilinmiyordu ve ben ne korkular yaşamış zihnimde hastalığa dair ne sorular biriktirmiştim! Sonra MS hastalığı olmadığım ortaya çıkınca çok sevinmiştim. Hastalığın belirli bir nedeni yok. Ataklar halinde yaşanıyor, bazen ataklar 1, 2 yıl içinde tekrarlayabiliyor. Tam geçti dediğiniz zaman örneğin bir 10 yıl sonra yeni bir atakla aslında hiç gitmediğini gösteriyor. Türkiye’de 35 bin hastasının var olduğu tahmin edilen Multiple Skleroz (MS), nedeni hala bilinmeyen hastalıklardan.

Şimdi yıl 2017 ve Nefati hocam, Profesör olmuş ve ADÜ’ de MS hastalığıyla tek ilgilenen hekim. Sakin, mütevazı ve bilgisi bir umman olan Adnan Menderes Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Nörofizyoloji Bilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Nefati Kıyılıoğluy’la hastalığın teşhisinde ve tedavisinde izlenmesi gereken yolları  konuştuk.

 

-MS hastalığı nedir? Kısaca bahseder misiniz?

Multiple Skleroz hastalığı (MS), beyin ve omurilik içindeki sinir hücrelerinin zarar görmesi ile seyreden bir hastalıktır. Kadınlarda ve gençlerde (10 - 50 yaş) erkeklere oranla daha sık olarak gözlenir. Sinir hücrelerinin zarar görmesi ve görevlerini yerine getirememesi ile hastalığa ait klinik belirtiler ve muayene bulguları ortaya çıkar. Zarar görme sürecinin niçin başladığı bugün için bilinmemektedir. Kişide var olan genetik yatkınlık zemininde, çevresel faktörlerin (mikroplar, sıkı temizlik anlayışı, D vitamininden fakir beslenme vs.) etkisiyle ortaya çıktığı varsayılır. Ancak, zarar sürecinden sorumlu yapının, vücudun bağışıklık sistemine ait hücreler olduğu bilinmektedir. Bağışıklık sistemi zayıf değildir, aksine kendi hücrelerini düşman-zararlı hücre gibi algılar ve onları yok eder. Bu nedenle bağışıklık sistemi üzerine etki eden tedaviler hastalık tedavisinde kullanılır. İlaçlar bağışıklık sistemini ya baskılar ya da onların davranışını değiştirir. Vücutta ortaya çıkan sorunların düzelmesi, hasarın tedavi verilerek durdurulması sonrasında vücudun kendini onarması ile olur. Zarar gören sinir hücreleri de iyileşebilir. Ancak bu iyileşme hiç bir zaman hasar öncesi durum kadar başarılı değildir. Bu nedenle zaman içinde MS hastasında özürlülük gelişimi ortaya çıkabilir. Özürlülük, genellikle hastalık başladıktan sonraki 30 yıl içinde olur. Ancak bu noktada şunu belirtmek çok faydalı olacaktır. MS hastalığı hiç bir bireyde başka bir MS hastasının tıpa tıp aynısı olarak seyretmez. Her hastadaki hastalık seyri kendine özgüdür. Bu nedenle hastalar çevrelerindeki MS hastalarına bakarak olumsuz düşüncelere kapılmamalıdırlar. Hastalık esas olarak 2 farklı seyir gösterir. İlki ataklarla seyreden MS (RRMS olarak bilinir - Relapsing Remitting Multiple Sclerosis baş harfleridir) ve ikincisi ataksız yavaş ilerleyen-progressif MS'tir (PPMS - Primary Progressive Multiple Sclerosis baş harfleridir). Şu an için hastalığı tamamen ortadan kaldıracak - iyileştirecek bir tedavi yoktur. Tedaviler ataklarla seyreden formda atak sayı ve şiddetini azaltırken, özürlülük gelişimi üzerine kısmi olarak etki ederler.

Ataksız yavaş ilerleyen seyri gösteren olgularda ise yakın zamanlarda yeni tedaviler geliştirilmeye başlanmıştır. Yapılan çalışmalar MS'in yaşam süresini çok fazla kısaltmadığını da göstermiştir.

2-İnsanlar bu hastalıkla ilgili kendilerinde hangi belirtilere dikkat etmeli ve ne zaman doktora başvurmalılar?

Beyin ve omurilikteki sinir hücrelerinin zarar görmesi, işlerini yapamaması sonrasında yakınmalar ortaya çıkar. Bu yakınmalar arasında göz sinirinin etkilenmesi ile tek gözde ağrılı-bulanık görme, görme kaybı gibi bulgular ortaya çıkarken, beyin etkilendiğinde vücudun bir yarısını tutan (yüzde - kolda ve bacakta) güç kaybı - felç olma, uyuşma ya da o taraf duyularını hiç hissetmeme, dengesizlik, baş dönmesi, çift görme, yürümede bozulma - sarhoş gibi yürüme, bulantı ve kusma, boyun hareketleri sırasında enseden yayılan şiddetli elektrik çarpması şeklinde bir his, gövdede kuşak tarzında bir sıkılma - sıkışma hissi oluşması, idrara yetişememe - idrar kaçırma - idrar yapamama gibi şikayetler, erkek ve kadında cinsel yeteneklerinde ortaya çıkan bozulmalar, cinsel ilgi ve istek kaybı, her iki bacakta ortaya çıkan güç kaybı - uyuşma gibi bulgular gözlenebilir.

Ataklar ile seyreden MS hastalığında bir günden daha uzun süren bu ve benzeri şikayetlerin varlığı gözlenir. Hastalar düzelen yakınmalar, işlerinin yoğunluğu, önemsememe, imkan yokluğu gibi nedenlerden dolayı genellikle ilk belirtiler sırasında doktor ile bir araya gelemezler. Bazen de hekim hastanın bu yakınmalarını anlayamaz ve hastalığı tanımayabilir.

Ataksız yavaş ilerleyen seyirde ise giderek ortaya çıkan bir işlev kaybının olması, örneğin yürümenin bozulması gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu durum yavaş yavaş olduğu için daha yüksek oranda ihmal edilir ya da hekim tarafından da tanınma süresi uzar.

Bu tarz yakınmaları olan kişilerin, yakınmaların geçmiş olmasına güvenmeden, MS hastalığı ile ilgilenen bir hekime başvurmaları önerilebilir.

-Bu hastalık nasıl teşhis ediliyor?

MS hastalığı öncelikle hastanın ya da hekimin aklına gelmelidir. Tanı koyma işlemi aslında alınan öykü ve yapılan muayenenin birleştirilmesi ile olur. Öyküde MS ile ilişkili yeni başlayan yakınmaların bir günden uzun süreyle bulunması sorgulanır ki bu durum bir "atak" adıyla isimlendirilir. Atak sırasında bir gribal hastalık ya da ateş yükselmesi olmamalıdır. Ataklar genellikle kendiliğinden ya da doktora gidilmiş ise tedavi ile düzelirler. 2 atak varlığı klinik olarak MS tanısını koymada yeterlidir. Tabi bu arada bu hastalığı MS dışı bir başka nedenden olmadığının yine laboratuvar testleri ve Manyetik Rezonans ile gösterilmesi gerekir. MS tanısının klinik yakınma ve muayene bulguları temeline göre en az 2 atak varlığında konabilmesi mümkün iken, MR'ın tanı aracı olarak sık kullanılması sonrasında, tek bir atak sonrasında MR bulgularına bakılarak MS tanısını koymak mümkün hale gelmiştir.

Atak geçiren bir hastada beyin ve omurilik içinde MS ile uyumlu lezyonların yaygın olarak ve yeterli sayıda dağılmış olması, yanı sıra eski lezyonlar ile yeni lezyonların varlığının gösterilmesi yine MS tanısını koydurur. Tanı aşamasında yapılan bazı incelemeler (görme yolları - duyu yolları ve motor yolların sağlamlığını inceleyen uyarılmış potansiyel çalışmaları (VEP, SEP, MEP); beyin omurilik sıvısında ortaya çıkan değişmeleri gösteren bel sıvısı çalışmaları (Oligoklonal bant ve Ig G indeksi) tanıda destekleyici incelemelerdir. Bu aşamada bel sıvısı incelemesinden kısaca bahsetmek uygun olabilir. Halk arasında yaygın bilinen ve yanlış olan bir inanca göre bel sıvısı almak sakat bırakan ya da çok acı veren bir işlem değildir. Bel sıvısı incelemesi MS ile ilişkili değişmeleri görmeyi sağlayan ve olası diğer nedenleri dışlamada kullanılan çok değerli ve zararsız bir işlemdir.

Beyinden parça alarak incelemek gibi bir yöntem normalde MS hastalarına yapılmaz.

Ancak bazen MS hastalığı bir beyin tümörü, beyin apsesi gibi başlayacak olur ise, MR yöntemleri ile de hastalık ayırt edilemez hale gelir ise, o zaman biyopsi denilen beyin örneği alma işlemi yapılması uygun olur. En doğru tanı koyma yöntemi aslında patolojik tanı koyma yöntemidir.

Akılda tutulması gereken bir diğer nokta da MR'da MS için kesin olarak hastalığı gösteren bir işareti - tanımı yoktur. Pek çok hastalık MR'da MS ile karışan benzer görüntülere yol açar. Bu durum hem hekimler için tanı karmaşasına ve hem de hastalar için "acaba ben MS miyim sorusuna" yol açar. Ayrıca toplumda MS hastası sayısı kadar MR'da MS'e benzer lezyonları olan ama hayatları boyunca hiç MS hastası olmayacak bir insan grubu vardır. Bu insanların neden MS hastası olmadıkları da bugün için bilinmez. Bu gibi durumlarda da yine hastalık konusunda deneyimi olan hekimlerin tercih edilmesi doğru tanı ve tedavi için uygun bir davranış olacaktır.

- MS hastalığında erken tanının önemi nedir?

MS hastalığının beyin ve omurilik sinir hücrelerinde hasarla ve iyileşmeler ile seyrettiğini ifade etmiştik. Bu etkilenme zaman içinde "birikici etki" oluşturarak hastanın yaşamında kısıtlılıklara - özürlülüğe yol açabilmektedir. Hastalığın erken evrelerinde ataklar ile seyreden MS tam düzelme ile sonuçlanırken, sonraki yıllarda ataklar sırasında gözlenen iyileşme oranları tam olamamakta ve bazen de atak olmadan, zaman içinde kötüleşmeler şeklinde ilerlemeye neden olabilmektedir. Günümüzde kullanılan ilaç tedavileri ile - bu tedavileri kullanmadan yaşamış hastalar - tedavisiz hastalar kıyaslandığında, özürlülük gelişme süreleri uzamış olarak bulunmuştur. Bu nedenle hastalık tanısının erken konması ve tedaviye erken başlanması, sonraki yıllarda gelişebilecek özürlüğü öteleyecektir. Bu da hastanın yararına olan bir durumdur.

-MS hastalığının tedavisi nasıl yapılır?

MS hastalığı bağışıklık sisteminin aşırı çalışması ile seyreden, vücudun kendi kendini tükettiği bir hastalıktır demiştik. Bağışıklık sisteminin davranışının değiştirilmesi şu ana kadar uygulanan tedavilerin ortak noktasıdır.

Atak dediğimiz yeni ortaya çıkmış beyin ve omurilik ile ilişkili belirti ve bulgular için, vücudun böbrek üstü bezinden salgılanan kortizon maddesi benzeri - kortikosteroid denen ilaçlar kullanılır.

 Bu ilaçların yüksek dozda, damar içinden verilmesi bağışıklık sistemi hücrelerinden zararlı olanları öldürülür, salgıladıkları zararlı maddeler azaltılır, bu hücrelerin beyne geçişleri azaltılır ve zararsız hücrelere dönmeleri sağlanmaya çalışılır. Bu tedavi iyileşme zamanı kısaltır ve kişinin normal hayata dönmesini kolaylaştırır. Sadece gerekli ise kullanılır çünkü faydalı etkileri yanı sıra istenmeyen zararlı etkileri de vardır. İlaçlar konusunda tüm hekimler ilacı ancak yararı zararından daha büyük ise kullanırlar. Bu hep hatırda tutulmalıdır. Atak sırasında intravenöz immün globulin tedavisi denen, insan kanından elde edilen bağışıklık sistemi ürünleri de etkili olarak kullanılabilir (Daha çok özel durumlarda - kortikosteroid kullanılamayan durumlarda kullanılır).

Atakların sıklığını, şiddetini azaltmak hastalığın seyrini değiştirmek için kullanılan ilaçlar ise daha farklıdır. İnterferonlar ve glatiramer asetat ağız yolu dışında kas içi veya deri altına enjeksiyon yolu ile verilen, hastalık aktivitesini - atak sıklık ve şiddetini azaltan ilaçlardır. Bu ilaçlar ayrıca MR'da gözlenen MS ile uyumlu lezyon dediğimiz bulguların sayısını, ilaç almayan hastalara kıyasla azaltırlar. İyi tolere edilebilmekle birlikte enjeksiyon yeri reaksiyonları, grip benzeri tablo, karaciğer enzimlerinde bozulma gibi yan etkileri geliştirebilirler. Genellikle bu yakınmalar 2-3 ay içinde, ağrı kesiciler ve lokal uygulamalar ile azalır. Tedaviye uyum sağlanamaz ise başka tedavilere geçmek gerekir.

Yakın zamanda ağızdan alınan hap tedavileri de ülkemizde kullanıma girmiştir. Etkinlikleri kanıtlanmış, kullanımı görece daha kolay ve yan etkileri görece daha az olan bu tedavilerin eksiği diğer tedaviler kadar uzun süreli hasta uygulamasına sahip olmama durumudur. Ancak bu zamana kadar bir güvenlik sorunu ortaya çıkmamıştır. Her ilacın kendine özgü yan etkileri bulunur.

Bir diğer tedavi yöntemi aylık serum tedavisidir. Oldukça etkin bir tedavidir. Bağışıklık sistemi hücrelerinin beyne giriş yapmasını ve zarar vermesini engeller. Ancak çoğu insanda geçirilmiş olan ve beyinde yerleşen bir virusun iltihap yapmasına neden olabilir. Tedavinin ilk 2 yıllında bu risk düşük iken, hastalık geçirdiği bilinen kişilerde ve öncesinde bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullanmış olan kişilerde bu risk yükselir ve tedaviyi bırakmak gerekir. Hastalık geçirilmemiş ise tedavi için bir sıkıntı yoktur.

 

Tüm bu tedaviler sırasında asıl önemli olan yaklaşım; hastanın hekim tarafından düzenli olarak takip edilmesi ile hastalık seyrinin saptanması ve kaydedilmesi, hastanın ilaca uyumunun korunması, uygun zamanda ve gerekli şartlarda tedaviye müdahale edilerek hastalık ilerleyişinin durdurulmasıdır. Hasta - hekim ilişkisi bu tedavide önemli bir noktadır.

-Birçok bilgi ortaya çıktı son zamanlarda; tedavisi hem mümkün hem de mümkün değil yönünde bilgiler dolaşıyor. Bugün MS hastalığının tedavisi açısından yaşanan gelişmeler ne durumda?

MS tedavisi için kullanılan ilaçlar hastaya uygun olacak şekilde, en erken dönemde başlandıktan sonra, hastanın ilaca uyumu sağlanır ve tedaviye yanıt-yanıtsızlık durumu etkili bir şekilde takip edilir ise hastalığın tedavisi mümkündür. Daha önce ifade ettiğim gibi hiçbir hastanın seyri bir diğerine benzemez. Bireyselleştirilmiş yaklaşımlarda bulunmak gereklidir. Eğer yukarıda bahsettiğimiz aşamaların biri veya birkaçında eksiklik olur ise hastalık ilerleyebilir. Beyin ve omurilikte oluşan zararın ağırlığı ve tamir yeteneklerinde ortaya çıkan yetersizlikler gibi faktörler de hastadaki kötüleşmenin, biriken özürlülüğün sebebidir. Bu durumda geri dönüş olmaz ve hasta özürlü kalabilir.

Her geçen gün MS tedavisi için yeni ilaçlar ve yöntemler denenmektedir.

Yakın zamanda ataklar ile seyreden MS hastalığı ve ataksız ilerleyen MS hastalığı için etkili olduğu gösterilmiş iki yeni tedavi ajanı (alemtuzumab, ocrelizumab) onay almıştır. Henüz ülkemizde olmayan bu ilaçlar yakın gelecekte kullanıma girecek gibi görünmektedir.

Ayrıca araştırmaları halen devam eden kök hücre çalışmaları da bulunmaktadır.

-Yaş, meslek, yaşam şekli, gibi şeyler, MS hastalığının ortaya çıkmasını etkiliyor mu? Kadınlarda ya da erkeklerde hastalığın görülme oranı ya da tedavi açısından farklılıklar var mı?

MS hastalığı sıklıkla 10 - 60 yaş arasında ortaya çıkar. Kadınlarda 20 - 30 yaşlarında daha fazla gözlenirken, erkeklerde 30 - 40 yaş civarında ortaya çıkma eğilimindedir. Kadınlarda MS hastalığı erkeklere oranla 2 kat civarında fazla gözlenir. Çocuklarda yapılan çalışmalar ergenlik öncesinde eşit miktarda olan görülme sıklığının ergenlik sonrasında kadın baskın hale geldiğini gösterir. Hormonların bu yüzden bu süreçte etkisi olabileceğini düşündürmektedir.

MS hastalığının yaşam şekli ya da meslek ile ilişkisi bugüne kadar ortaya konmamış olmakla birlikte, coğrafi lokalizasyon ve ırk ile ilişkisi olduğu görülmüştür. Siyah ırkta daha az görülür. Dünyanın güneş alan ekvator bölgelerinde az, kutuplara yakın olan bölgelerde daha sık görülmesi güneş - D vitamini kan seviye düşüklüğü ilişkisini akla getirmiş, D vitamini ile ilişkili çok sayıda çalışma yapılmasına neden olmuştur. Neden - sonuç ilişkisi tam kurulamamış olsa bile, D vitamini kan seviyesi yüksek olanlarda hastalık aktivitesinin daha az olduğu gösterilmiştir.

Gebelik ve doğum sonrası 15 yaşına kadar yaşanan bölgeye ait MS gelişimi ile ilişkili özellikler de önemli ve etkili olarak bulunmuştur.

-Türkiye’de bu hastalığın tedavisi ile ilgili yapılan çalışmalar ne düzeyde? Türkiye’de görülme oranı hakkında bir bilgi var mı?

Türkiye'de MS tedavisi pek çok üniversite merkezinde, eğitim araştırma hastanelerindeki merkezlerde aktif olarak yapılmaktadır. Üniversitemiz Nöroloji Ana Bilim Dalı'da bu merkezlerden biridir. Gerek tedavide onay almış ilaçlar ve gerekse de araştırma aşamasındaki ilaçlar hastalara uygulanmakta ve yanıtları izlenmektedir.

Bu noktada bir miktar ilaç araştırmalarından bahsetmek uygun olacaktır. Klinik ilaç araştırmaları bilindiği gibi yeni geliştirilen ilaçlar ruhsat almadan evvel faydalı mıdır? Sorusuna yanıt bulmak için yapılan, ilaçların MS hastalarına uygulandığı ve sonuçlarının gözlendiği araştırmalardır. Bu araştırmalarda kullanılan ilaçlar MS hastalarında kullanılma aşamasına gelinceye kadar iki zorlu aşamadan daha geçer. Önce hayvanlarda, sonra da sağlıklı insanlarda, ardından da sınırlı sayıda hasta insanda denenir. Güvenlik ile ilişkili sıkıntıları olmayan, ama etkinlik dereceleri tam olarak bilinmeyen - araştırılan bu ilaçların etkinlikleri hastalara verilerek öğrenilir. Bu nedenle bu çalışmalara gönüllü olarak katılmak, tedavi seçeneklerinin artması için gerekli bir aşamadır.

Bu çalışmalara katılmak kobaylık olarak algılanmamalıdır. Bugün kullanılan tüm ilaçlar bu aşamalardan geçerek kullanılabilir hale gelmiştir.

Türkiye MS görülme açısında yüksek derecede riskli bölgelerin içine girmektedir. Yapılan çalışmalarda yüz binde 43 ile 100 arasında olduğu bulunmuştur.

-İnternette dolaşan birçok bilgi var. MS hastalığı ile ilgili gördüğünüz yanlış bilgiler ve kanılar nelerdir?

İnternette kaynağı belli olmayan, çalışmalar ile desteklenmemiş hiç bir bilgi güvenilir değildir. Hekimden, MS ile ilgili derneklerin resmi web sitelerinden güvenilir bilgilere ulaşmak mümkündür. Bu konuda çok fazla yorum yapmamak daha uygun olacaktır.

-MS hastalarının teşhisten sonra yapması gereken şeyleri sıralayabilir misiniz?

Öncelikle hasta olmaya - MS hastası olmaya alışmak gereklidir. Bilinmesi gereken şey, herkesin küçük veya büyük bir sorununun olduğu ve hiç kimsenin tamamen normal olmadığı gerçeğidir. Uyum sağlamak yani değişen koşullar sonrasında durumu kontrol etmek ve bu şartlar varken hayata - kalınan yerden devam etmek yapılması gereken en doğru davranıştır. İnsanın uyum sağlama yeteneği de çok yüksektir. Sonrasında da hekim ile kurulan iyi bir diyalog ile hastaya uygun tedavi seçeneğinin seçilmesi gelir. Sonraki süreçte tedavinin etkin olup olmadığının takibi, sigara gibi zarar veren ajanların bırakılması, düzenli spor yapılması, yaşamda stres oluşturan sebeplerden uzak durulması, gerekli olduğu durumlarda psikolojik destek, fiziksel tıp ve rehabilitasyon uygulamaları, sosyal desteğin arttırılması uygun davranışlar olacaktır. Kısacası sosyal ve düzenli bir hayat yaşamak önerilebilir.

-Bu hastaların psikolojik olarak da yardım alması gerekiyor mu? MS hastalığı kişinin rutin hayatını nasıl etkiliyor?

MS hastalığı sürekli bir hastalıktır. Tüm süre giden hastalıklarda da psikolojik etkilenme kaçınılmazdır. En sık olarak depresyon gözlenir. Uygun psikiyatrik yaklaşım ve tedavilerin alınması gerekir.

Süre giden hastalıklar eğer fiziksel ve ruhsal olarak baş edilemez hale gelir ise kişinin iş ve aile yaşamında bozulmalara yol açabilir. Hatta aile bireyleri bu süreci beraber ele almayı başaramaz ise ayrılıklara - boşanmalara, iş değişikliklerine ve hatta iş kayıplarına neden olabilir.

-MS hastalığından korunmak için neler yapmalıyız?

Bugün için, sebep bilinmediği için korunma yöntemi de yoktur.

Düzenli bir hayat, stresin azaltılması, spor ile beden sağlığının korunması gibi genel öneriler verilebilir. Yine zararlı olduğu bilinen sigara, aşırı alkol ve uyuşturucu madde gibi bedeni bozan sorumlardan uzak durmak iyi olacaktır.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.

Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
16 / 10 Çok bulutlu
Yarın: 14/8 Sağanak yağışlı