• 1 Mayıs 2018, Salı

BU GÜN 1 MAYIS 1977

Aradan tam 41 yıl geçti.

Daha üçüncü satırı bile nasıl yazacağımı düşünmeden belliğimin zihin ekranında canlanıverdi.

1 Mayıs 1977”nin katliam tablosu..

Başlangıçta her şey doğaldı.

DİSK”in kontrolünde tüm katılımcılar Taksim Meydanı’ndaki yerlerini almışlardı..

Mahşeri bir kalabalık vardı. Kimi verilere göre 500-600 bin kişi, kimi verilere göre de daha fazlaydı.

DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler kürsüde konuşurken,katılımcı gruplar kendi siyasal sloganlarını atıyorlardı..

Zaman zaman bu sloganlar yüzünden gerilim tırmanıyordu; ancak DİSK”in görevlileri kararlı tutum ve davranışlarıyla her türlü provakasyonu önleyebilecek durumdaydılar.

DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler’in konuşmasını yaptığı platformdaki gazetecilerin arasındaydım.

Taksim Gezi Parkının içinde bulunan öğrencilerin başında İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsvan’ın eşi Reha İsvan vardı. Reha hanım İKD (İlerici Kadınlar Derneği) üyesiydi..

Taksim Meydanı”ndaki yüksek binaların çatılarında mevzilenen keskin nişancılar açık seçik görünüyorlardı..

Saat 18:00 sularıydı, her şey planlandığı gibi sürüyordu ve böyle biteceği sanılırken, silahlar patlamaya başladı, Sular idaresinin çatısından, Kazancı Yokuşu tarafından ve İnter Continental Oteli tarafından ateş açıldığı söyleniyordu.

Silah sesleri eşzamanlı başladığı için toplum üzerinde psikolojik olarak çok etkileyici olmuştu.

DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler”in konuşmasını yaptığı platformda yanında olan yöneticiler ve biz gazeteciler silah seslerini duyduğumuzda içgüdüsel olarak başlarımızı yere eğip kendimizi koruyacacak bir sığınak aramıştık. Koskoca platform göz açıp kapayıncaya kadar boşalmıştı..

Taksim Gezi Parkı”ndaki okaliptüs ağaçlarından yapraklar dökülüyordu… Daha korunaklı bir yer bulup sığınmak için koşarken Reha İsvan hanımı gördüm…

Reha İsvan hanım, küçük çocukları kurşun yağmurundan korumak için ana gibi kollarını açmış,onları sarmalamış bedenini siper etmişti..

Koşamadım..

Utandım.

Benim de canım tatlıydı; ama Reha Hanımı öyle görünce dökülen yaprakları, vızıldayan kurşunları unuttum ve Reha hanımın yanında yer aldım…

Ve ne gariptir ve ne garip bir duygudur..

Bir kurşuna hedef olup ölmemek için kaçıyorsunuz, sonra çocuklarını korumak için kendini kalkan etmiş bir anayı görmek size ölüme meydan okumayı öğretiyor..

Reha hanım beni yanında görünce sadece güldü… Ben de bir şey söylemedim,söyleyemedim.sonra bir de baktım ki bizim gibi onlarca insan o bebeleri ölümden korumak için, onları kucaklamış, sırtlarını kurşunlara dönmüştü.. Dönenler arasında beyaz kalkanlı polisler de vardı ve ağlıyorlardı…

Silahlar susmuştu..

Hep birlikte o küçük çocukları güvenli bir biçimde araçlara bindirdik..

Taksim Meydanı”na döndüm..

Gördüğüm insan cesetlerinin hangisi çekeceğimi şaşırdım..

Bu şaşkınlık içindeyken elinden geldiğince hızlı koşmaya çalışan sarışın bir kadın…

O sarışın kadın bir anda kendisini kovalayan panzerin devasa tekerlekleri arasında ezildi…

Panzer hiçbir şey olmamış gibi aynı süratle Gümüşsuyu yönüne doğru uzaklaştı..

Şoka girmiştim…O günden beri ne zaman 1 Mayıs 1977”yi düşünsem o sarışın kadının ezilişi gözümün önüne gelir,şimdiki gibi..

1 Mayıs 1977 Pazar günü yaşanan bu katliamdan sonra ne hikmetse İstanbul’u Anadolu’ya bağlayan karayollarında hendekler içinde cesetler bulundu.. Ölenlerin sayısı, 33”mü,37”mi yoksa daha fazla mıydı, belli olmadı…

Bugün 1 Mayıs 2018

Ardan 41 yıl geçti,42.yıla girdi kanlı 1 Mayıs 1977..

Neden oldu, niye oldu, kim yaptı, yapanın amacı neydi ?

İşte bu sorulara yanıt ararken siyasi kimliğimizden sıyrılıp, yurtsever kimliğimizde birleşebilseydik aslında bilinen; ama bizim bilmemizi istemeyen karanlık organize güçlere karşı zafer kazanmış ve ülkemiz üzerinde oynanan oyunların bilincine varmış olurduk. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
16 / 9 Sağanak yağışlı
Yarın: 15/10 Aralıklı gökgürültülü yağış