• 3 Ağustos 2018, Cuma

KORKUNUN BEDELİ AĞIR OLUR

Başta insan olmak üzere tüm canlıların iki temel korkusu var.

Var, diyorum; çünkü deneyerek öğrendik.

 

SES

VE

DÜŞME KORKUSU

Örneğin, bir kedi ya da köpeğiniz varsa, masanın üzerinden itin, bakın nasıl irkilecek, sonra metal bir tepsiye kaşık ya da kepçe ile sertçe vurun.

 

SES VE DÜŞME KORKUSU aynı zamanda tüm korkularımızın da kaynağı.

Şöyleki; ağlayan bir çocuğu ‘’SUUSSSS’ bakiyim diye azarladığımızda, o ‘’SUUSSSS’’ sözcüğünün tehditkar tonu, çocuğu daha çok korkuttuğu için daha çok ağlamasına da neden olur.

 

Diyelim ki 3-5 yaşındaki çocuğumuzla oynuyoruz, onu neşelendirmek için havaya atıp tutarken, neşeli olmasına karşın nasıl da yüzü gerilir.

 

Sayılamayacak kadar korkuyu zihnimizde taşırız; ama bunların hangileri olduğunu bilmeyiz; ancak yaşadığımız korkunun bilincinde olduğumuzda farkına varırız.

 

Kadınların neden bir fındık faresinden, iri yapılı bir erkeğin bir fino köpeğinden neden korktuğunu öğrenebilmenin tek geçerli yolu onun çocuk yaştan itibaren bilinçaltında oluşan kayıtlarına ulaşabilmektir.

 

Başlıca korkularımızdan birisi de ‘’KAYBETME KORKUSU’’ dur.

Bu korku bizim değer verdiğimiz varlıkları, sahip olduğumuz şeyleri kaybedeceğimizi düşünmemizden kaynaklanır.

 

Kaybetme korkusunun etkisindeki insanların özgürlük alanları dar, yaratıcı düşünceleri sınırlı, eylemleri kararsızlık döngüsü içinde yerinde sayar.

Aslında bu korkunun insanlar üzerindeki etkisini daha geniş kapsamlı olarak irdelemek gerek; ancak konumuzun tamamı bu değil.

 

Eğer birisi sizin kaybetme korkunuz olduğunu bilirse, bunu sizi etkisiz hale getirmek için kullanabilir.

Atalarımız bu durumu ‘’ aba altından sopa göstermek’’ sözüyle açıklamışlar, yani sert görünmemekle birlikte karşısındakini üstü kapalı bir biçimde korkutmak.

 

Lafı dolaştırıp, dolaştırıp CHP’nin imza kampanyasına getirdim; çünkü bu olayın altında da üstünde de KAYBETME KORKUSU var.

CHP deyince elbette ki salt imza toplama değil Efeler Belediye Başkanı Mesut Özakçan’da kendiliğinden giriyor; çünkü Aydınlıların bilmediği; ama bireylerin, ailelerin yaşadıkları olaylar var, işte bunları yaşayanlar arayıp, ’’benim de şöyle bir derdim var” diyebiliyorlar.

Örneğin bazı vatandaşlar Cuma ve Orta mahalledeki sit bölgesinde ki evlerin neden yıkıldığını, Mesut Özakçan’ın gelinin adını taşıyan Ayşimal adlı teknenin nasıl alındığını merak ederek bizden yanıt beklemelerine bir şeyler diyebilmemiz için araştırmalarımızın sonucunu beklemek zorunda olduğumuzu söylüyoruz.

Kuşkusuz en geniş şekliye ve belgeleriyle bunları da yazacağız, bu konuda gönlüm rahat; çünkü Efeler Belediye Başkanı elektrik mühendisi Mesut Özakçan bey, benim yargısız infaz yapan gazetecilerden olmadığı bilir.

Bir tarihte jeotermal konusunda kendilerini ziyarete gittiğimde, ’’Başkanım sizin Güriş yönetiminde ne işiniz var? Seçimlerde size sponsor oldular mı?’’ soruma net yanıt vermek yerine siyasetin iki ileri bir geri yani tango figürleriyle yanıt vermişti.

 

Neyse o konu ayrı konu, dönelim şu imza işine.

Sen kurultay delegesi arkadaş…

Kurultay yapılsın diye noterden imza vermiş olmana karşın, o belgeyi hala neden ilgililere vermedin?

Kimden, neden korkuyorsun?

Kurultay yapılması için gerekli imza toplandıktan sonra elindeki o belgeyi götürüp vermenin hiçbir anlamı kalmadı..

Ha bir şey daha var, senin kimden yana olduğunu çekindiğin kişi çoktan öğrenmiş de olabilir; çünkü yerin kulağı vardır.

Bilmiyorsan öğren, yeni sistemde senin delegeliğin artık para etmeyecek, elindeki o belgeyi korkaklığının belgesi olarak evinde bir köşeye asabilirsin; ama lütfen çocukların görmesinler, yoksa onlarında saygısını yitirebilirsin.

 

Yazımın başlığını KORKAKLIĞIN BEDELİ AĞIR OLUR koyduk.

Neden?

Korkaklar her gün her saniye ölürler, ölünceye kadar baktıkları aynada gördükleri kendi karakterleridir.

 

Mustafa Kemal Atatürk’ün, ’’SÖZ KONUSU VATANSA GERİSİ TEFERRUATTIR’’ sözü, vatan yaşarsa sen de var olursun, vatan olmazsa cehennemin dibine kadar yolun var, delege olsan ne olur, ilçe başkanı olsan ne olur, belediye başkanı olsan ne olur, il başkanı olsan ne olur, milletvekili olsan ne olur, genel başkan yardımcısı olsan ne olur genel başkan olsan ne olur, karakterin karaktersizlik olmuşsa gerisini boş ver…

 

Anadolu’da böylesi durumlarda seyirci olmayı seçenler için, ’’KENARDA DOLAŞIP ORTAYA ÇIKANLARDAN’’ denir, yani sular durulduğunda birde bakmışsınız ki o tatlı su kurnazı, o kaçak güreşen karakter birden bire arslan kesilmiş er meydanına çıkmış peşrev çekiyor.

 

‘’YA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL, YA DA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN !’’ sözünün kimi Mevlana’ya, kimi de Hacı Bektaşı Veli’ye ait olduğunu söylerler.

Önemli olan bu özdeyişin özüdür, verdiği mesajdır.

Göründüğün gibiysen, ya da olduğun gibiysen insanlar sana güvenebilir; ama ikisi arasında işine geldiği gibi kıvırtıyorsan, bulunduğun yere dansöz bile gelmez; çünkü o bile senin gibi kıvıramaz.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
9 / 0 Az bulutlu
Yarın: 13/7 Sağanak yağışlı