• 4 Ekim 2018, Perşembe

JEOTERMAL VE KIZILCAKÖY

Jeotermalin arkasındaki güç, başlıklı yazıma Hedef’in internet sayfasında 4 okurum yorum yapmış.

Şimdiye dek jeotermal santrallerin Aydınımıza verdiği zararlarla ilgili olarak çok sayıda etkinlik düzenlendi.

Toprağa akıtılan akışkanın sadece toprak anaya değil, toprak anayı öldürerek yer altı sularını da zehirlediğini, havaya salınan kükürt gazının da havamızı zehirlediği defalarca anlatıldı.

Halkın bu bilinçlenme süreci içinde, Kızılcaköy’de yaşayan kadınların birlik beraberlik inancıyla köylerine sahip çıkmak için sabahlara kadar nöbet tutma eylemleri gündeme bomba gibi düştü.

Kadınlar…

Anamız,

Bacımız,

Kızımız,

Namusumuzu emanet ettiğimiz

Karımız…

Alnımızın akı,

Başımızın tacı

Kadınlar…

Kadın:

Doğurgan,

Yaratıcı,

Yürekli,

Toprak ana gibi,

Nefes aldığımız hava gibi yaşam,

İçtiğimiz su gibi mübarek…

Şimdi artık kadınlar el koydu bu jeotermal belasına…

Doğdukları, doğurdukları, doydukları, ekip biçtikleri topraklarına sahip çıktılar.

Kızılcaköy’de yaşayan kadınlar her gece sabahlara dek nöbet tutuyorlarmış, jeotermal için bir kazma vurulmasın diye günün yorgunluğuna karşın gözkapaklarını kapatmadan kutsal görevlerini yerine getiriyorlar.

Diyorlar ki, Kızılcaköy’de AKP 1.partiymiş…

Olabilir…

Atalarımız ne demiş, ’’bir musibet, bin nasihatten iyidir.’’

Kızılcaköy’de yaşayanlar kutsal davalarında başarılı olmak istiyorlarsa, eylemlerine siyasetçilerin girmesine izin vermemeliler.

Şimdi yerel seçimlerde yaklaşıyor ya, siyasetçilerin arenasına döner orası…

Kızılcaköy’de 1.parti olduğu söylenen AKP’nin Aydın milletvekillerinin oraya gideceklerini sanmıyorum; çünkü o kadınlar var ya öyle bir soru sorarlar ki, sorunun muhatabı on üniversite bitirmiş dahi olsa kalkamaz o sorunun altından; çünkü soruyu soracak kadın, bindirilmiş kıtanın askeri değil, o soruyu soracak kadın, ’’bu topraklar, dedemin, dedesinin, babamın babasının doğduğu, öldüğünde gömüldüğü, benim de, çocuklarımın da doğduğumuz, öldüğümüzde gömülecek toprağımızdır, sen kimsin?’’ dediğinde kim nasıl ne cevap verebilir ki?

Hatta duydum ki; Aydın ekonomisinin içinde olan zatlardan birisi Kızılcaköy’de nöbet tutan kadınlara, sözde destek olmak için gittiğinde jeotermalin bir fırsat olduğunu tatlı dille anlatırken, o zatı muhteremi dinleyen kadıncağız öyle güzel bir cevap vermiş ki, o zatı muhterem anında manevra yaparak konuyu başka tarafa yönlendirmiş, ardından da Kızılcaköy’den ayrılmış.

Bu gibi yaşamsal önemi olan konularda birilerini mağdur ederken, yaşama darbe vururken, birileri içinde maddi ya da manevi fırsat olabilir.

Zaten, kapitalizmin özü krizleri fırsata dönüştürmek değil midir?

İnsanoğlunun gözü doymaz ki, her şeyin kendisinin olmasını ister, sonunda sahip olduğu her şey başkalarına fırsat olur.

Ben ne kadar yazsam da yerel seçimler yaklaştıkça yaşamında bir kez bile Kızılcaköy’e gitmemiş, hatta Aydın haritasında yerini bile gösteremeyecek kadar Aydınlı olanlar, sanki 40 yıllık dostmuş gibi Kızılcaköy’e akın edecekler.

Dahası, birilerinin adamları da alttan alttan direnen kadınların eylemlerini bozmak kafalarını karıştırmak için bol sıfırlı rakamlarla vaatlerde bulunacaklar.

Sendikacılık dilinde bu tür belden aşağı çalışmalara ‘’GREV KIRILICIĞI’’ denir.

Kızılcaköy’de yaşayan bilinçli kadın ve erkeklerin gözlerini, kulaklarını her türlü ses ve görüntüyü algılayacak şekilde uyanık tutmalarında yarar vardır.

Dedik ya, birilerinin mağduriyeti, uyanık, düzenden yana olan fırsatçılar için hazine değerinde olabilir.

Kızılcaköylü kadınlar en büyük hazinenin yaşama sahip çıkmak olduğunu bildikleri sürece onların birliğini de dirliğini de hiçbir fırsatçı bozamayacaktır. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
12 / 7 Bulutlu
Yarın: 16/9 Çok bulutlu