• 5 Eylül 2018, Çarşamba

KASABA EŞRAFI (!)

Delikanlılık çağımızda Aydın’da anımsadığım kadarıyla üç pavyon vardı.

En gözde olanı bugün Büyükşehir Belediye binasının olduğu karanlık köprünün öte yakasındaki Orta Mahalle girişindeki Birsen Pavyonu idi.

Bizler o günkü ESOT olan şimdiki belediye binasını tarafında, şimdi Migros olan yer eskiden Kıroba Kahvesiydi. Hemen yanındaki bina da Cihan Oteli’ydi.

Kıroba Kahvesini ve Cihan Oteli’ni Emin amca çalıştırırdı.

Emin amcanın iki oğlu vardı.

Birisi Mehmet, öteki Semavi abiydi.

Kıroba kahvesinin hemen yanında da Kıroba Gazetesi vardı.

Geceleri Kıroba kahvesinde otururken, karşıdaki pavyonun önüne traktörler park ederdi.

Adam, iki römorka doldurduğu pamuk balyalarıyla pavyona gelirdi.

Kilot pantolonlu sabırsız bu adamlar sanki pavyonu kapatacaklarmış ya da geç kalırsa yer bulamayacakmış gibi, pantolonuna yapışmış pamuklarla balıklama pavyona dalarlardı.

Her ne kadar Adanalılar için söylense de bu adamlar için de ‘’PAMUK AĞASI’’ derlerdi.

Bu pamuk ağası adamlardan birisi öldüğü zaman, …falanca yerin eşrafından diye sala verilirdi.

Peki bu eşraf ne demekti?

Kısacası, zengin, varlıklı, ağa, bulunduğu yerin tanınmış, sözü geçen ailelerinden biri demekti.

Eşraf olmak, tanınmışlığın, zenginliğin, ağalığın dışında bir başka anlam taşıyor muydu?

Taşısa bile önemli değildi; çünkü kimse ilgilenmiyordu.

Görgüsüz, kaba, sadece parasına güvenen, her şeyi parayla ölçen, kendini dünyanın merkezi sanan birisi olması önemli değil di; çünkü o eşraftı; ayrıcalıklıydı…

Haaa bu yazdıklarımdan dolayı konu ettiğim kişiyi, okumamış, cahil bir kişi olarak tanımladığımı sanmayın.

Asıl önemli olan bu kişilerin, okumuş, mürekkep yalamış, Aydın’daki gece yaşamına doymamış, tatmin olmamış İzmirlere kadar uzanmış kişilerden söz ediyorum.

Tabiki bu eşrafların evinde kadınlar da vardı, anaları, bacıları, karısı, kızı gibi…

Bu eşraf hatunları, öyle güzel giyinirlerdi ki, baktığınızda sanki giysi dolabının içini görür gibi olurdunuz.

Bir de üstüne üstlük kolundaki burma bilezikleri görünsün diye uzun kollu elbisenin, kollarının üstüne takarlardı.

Sohbetlerine, ’’ dün gece Ada’da Kazım Usta’dadaydık’’ diye başlamaları onlar için bir ayrıcalıktı.

Balıkçıda kilosu en fazla 5 lira olan sardalya, hamsi ile kilosu 30-40 lira arasında olan, çipura, levrek, lüfer gibi balıkları 300-400 liraya yemeyi bir marifetmiş, ayrıcalıkmış gibi ballandıra ballandıra anlatırlardı; çünkü dedikleri gibi Kazım Usta’da yemişlerdi. Oysa yanı başlarındaki bir başka lokantada aynı manzarayı seyrederek daha ucuza yiyebilirlerdi; ama orasının havası yoktu.

Söz modadan, ev eşyasından açıldığı zaman daha da ağırlaşırlardı, kurnaz olanlar herkesi dinledikten sonra, kimsenin söylemediği giysilerden, ev eşyalarından, mobilyalardan almaktan söz ederlerdi.

O yıllarda Kuşadası kadınlar denizi gözdeydi. Gerçekten gözde bir yerdi; çünkü yazlıklar denize çok yakındı.

Eşraftan kimileri yazlık yerine ‘’Deniz Evi’’ derlerdi.

Gerçi dilimize zıt bir benzetme sayılmazdı; ama yazlığa,’’Deniz Evi’’ diyenler her anlamda daha çok ilgi çekerlerdi.

Ha bir de başka yanı da şuydu:

Eşraftan birisi özellikle kızını evlendiriyorsa, ’’hayırlı olsun’’ diyenlere; ’’sağ olun, damat malum memur, bu zamanda memur maişiyle ev nasıl alsın, bulvardan alıverdik bir daire, içini dayadık, döşedik.’’

Bir başkası da altta kalmamak için, ’’valla ben, damada dedimkine oğlum bırak şu memuriyeti, ne iş yapacaksan açalım sana bir dükkan. ’’Dediğimi yaptı rahat etti,’’ ya da ‘’beceremedi battı ‘’ diyenlerde olurdu.

Aydın’da ya da bir başka yerde sosyal bir etkinliğe gittiğimde Kasaba Eşrafı’ndan kimse var mı diye bakarım; çünkü onlar kendilerini en kısa zamanda gösterirler, hele bir iki kadeh bir şey atmışlarsa muhabbetlerine doyum olmaz.

Kendinizi sıkmazsanız Kemal Sunal filmlerinden birisini izliyor olabilirsiniz.

Aydın Barosu Başkanı dostumuz, arkadaşımız Gökhan Bozkurt’un daveti üzerine, baro lokalindeki Yeni Adli Yılın açılış kokteyline gittik.

Olcay Şahin hanımefendi ve arkadaşlarının icra ettikleri o nefis müziği dinlerken, ilerleyen saatler içinde içimi garip bir kuşku sardı.

Birlikte sohbet ettiğim Mehmet Özçakır’a sordum:

-Mehmet, ister misin şimdi birisi çıksın, olmadık bir istekte bulunsun da bu güzelim müzik berbat olsun ?

Özçakır, içimi rahatlattı:

-olmaz, olmaz, merak etme.

Gerçekten de olmadı.

Kasaba Eşraflarından birisi çıkmadı…

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
11 / 2 Parçalı bulutlu
Yarın: 8/1 Aralıklı gökgürültülü yağış