• 5 Kasım 2018, Pazartesi

TOPLUMSAL SORUMLULUK VE JEOTERMAL

Cumartesi günü ‘’jeotermale hayır’’ yürüyüşü yapıldı.

Saat: 13:00’de başlayacaktı, valilik 14:00 için izin vermiş.

Sevgi yolundan aşağı inerken tanıdık, eş, dost, kime rastladıysam;

-yürüyüşe geliyor musun? diye sordum.

-arkadaş, yemeğe gitti, onun yerine dükkana bakıyorum…

-sen gelecek misin?

-abi, gelmesine gelirim de bu memlekette bir şey olmaz.

-sen olaya böyle yaklaşırsan, ilgi göstermezsen elbette olmaz.

-senin ne işin var?

-jeotermalci birisiyle konuştum, adam diyor ki, ruhsatımı almışım. İstersem Menderes stadının ortasına çakarım.

-gördün mü bak, adamlar işi bitirmiş…

Aşağı doğru attığım her adımda kulaklarımda çınlayan bu sesle gerilmeye başladım.

Baktım ortalıkta kimse görünmüyor, sessizlik var; yoksa iptal mi edildi?

Halil’i aradım, yürüyüşün saat:14:00’de başlayacağını söyledi, demek ki sessizliğin nedeni buymuş.

Olası her hangi bir istenmeyen olaya karşı polis çevrede önlem almış.

Atatürk Kent Meydanı’nın da bulunan miting alanına polis kontrolünde giriliyor.

Girdim.

Bu nasıl bir şey?

Bu nasıl toplumsal bir sorumluluk?

Alana girenler her zamanki gibi;

Sen, ben, bizim oğlan…

Jeotermale karşı olmak, doğayı, Aydın’ı, yaşamı savunmak böyle cılız bir eylemle mi olacak?

Hadi ya sen de

Alanda toplananlar, sanki Atatürk Heykeline saldıracaklarmış gibi polis metal barikatlarla kapatmış.

Jeotermale hayır yürüyüşüne katılan sivil toplum örgütlerinin dışında Efeler Belediye Başkanı Mesut Özakcan, Fatih Atay ve milletvekili Süleyman Bülbül’ü gördüm.

AKP Aydın milletvekillerinden hiç birini göremedim.

Oysa ben, AKP Aydın milletvekillerinin de katılmalarını, Rıza Posacı’nın, jeotermalin katma değeri, Mustafa Savaş’ın da muz yetiştiriciliği üzerine birer konuşma yapmaları iyi olmaz mıydı?

Aydın milletvekillerini eleştirmenin de bir alemi yok.

Onlar vekil…

Acı olan,

Milletin kendisinin olmaması…

jeotermale karşı yapılan ilk eylem olmamasına, karşın hala yaşanılan olumsuzluklara beklenilen ilgi gösterilmiyorsa, ya Aydın’da yaşayanlar hala tehlikenin farkında değiller, ya uyuştular, ya da adını ‘’kader’’ koydular.

Bu gözlemlerime karşın, umutluyum; çünkü bizim ülkemizde bu her zaman böyle olmuştur.

Bir avuç inanmış, bireysel ve toplumsal sorumluluğunun bilincinde olanlar, kaynayan kazanı devirerek, haşlandığının farkında olmayan azmak kurbağasını kurtaracaklardır.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
12 / 7 Bulutlu
Yarın: 16/9 Çok bulutlu