• 6 Kasım 2018, Salı

AKLIMA GELENLER

Uzaydan dünyaya bakıldığında yedi kıta ile birlikte ilk görünen Türkiye…

Hatta, tam merkeze, yani Asya kıtasına baktığımızda, öteki kıtalardan bile önce görünen yine Türkiye…

Doğudan batıya uzanan Anadolu…

Nazım Hikmet’in dizelerindeki yurt;

Dörtnala gelip Uzak Asya'dan

Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan

bu memleket, bizim.

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak

ve ipek bir halıya benzeyen toprak,

bu cehennem, bu cennet bizim.

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,

yok edin insanın insana kulluğunu,

bu dâvet bizim....

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

ve bir orman gibi kardeşçesine,

bu hasret bizim...

Amerika’nın, İngiltere’nin, Fransa’nın, Almanya’nın, İtalya’nın, Yunanistan’ın, Rusya’nın, Çin’in, yüz yıllardan beri iştahlarını kabartan, Anadolu toprakları…

Osmanlı’nın çöküşüyle iştahları kabarmış, ağızlarından salyalar aka aka hep birlikte yutmaya hazırlandıkları sırada

Mustafa Kemal Atatürk’ün, kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti…

29 Ekim 1923’ten itibaren gelişen, çağdaşlaşan, eğitime değer veren genç Türkiye Cumhuriyeti…

O yılları yaşayanlar, yaşatanlar birer birer göçüp gittikçe, yerlerine gelenlerin miras yedi gibi yaşaması…

Ve son 16 yıl içinde ortaçağ karanlığına doğru dönüş…

Neden?

Cumhuriyetin orta yıllarında yönetime gelenlerin umursamaz, vurdumduymaz, sorumsuz davranışlarının altında yatan nedir?

Hazıra konmuş olmalarını kişisel çıkarları için sorumsuzca kullanmaları…

Ta, Osmanlı döneminde Anadolu’ya giren Amerikalı, o günden beri Türkiye’yi sömürüyor; çünkü sömürmesine yardımcı olan işbirlikçileri var…

Acaba, Türkler Ortasya’dan dışarı çıkmasalardı, yine aynı çark döner miydi?

Dönmezdi; çünkü emperyalizmin gözü Anadolu topraklarını ele geçirmek ve burada yaşayanlar kim olursa olsunlar onları köle gibi, sermaye gibi kullanmak…

Demek ki, cumhuriyetin getirdiği özgür yaşam çok partili döneme geçtikten sonra, eğitimle taçlandırılmadığı için, milletin bilinç düzeyi de gelişmemiş…

Türkiye Cumhuriyeti’nin zengin ve renkli mozaiği üzerinde oynanan oyunlar bu yapıda giderek genişleyen çatlaklar oluşturmakta, oysa eğer, ulus bilinci eğitimsel olarak verilmiş olsaydı, hiçbir emperyalist güç Türkiye’de istediği gibi at oynatamaz, onların işbirlikçisi vatan hainleri de emellerine ulaşamazlardı.

Buraya kadar mı?

Elbetteki hayır!

Şu an yaşadıklarımız ‘’bize bişi olmaz’’ umursamazlığının sonuçlarıdır.

Dünyada kıyamet kopsa, dağlar, taşlar evrende toz bulutu gibi dağılsa bile, güneş yine doğar…

Dünyanın yaşam süresini bilemeyiz; ama ne olursa olsun, her karanlığın arkası aydınlıktır…

Dünyanın dönüşü, sürdükçe yaşamda sürecektir ve Türkiye Cumhuriyeti varlığına yapışmış sülükleri, yarasaları bir avuç yurtsever Atatürkçülerle cehennemlerine gönderecektir. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
9 / 0 Az bulutlu
Yarın: 13/7 Sağanak yağışlı