• 7 Kasım 2018, Çarşamba

BÜLENT ECEVİT (KARAOĞLAN)

1965 seçimlerinden önceydi, Ecevit Aydın’a geldi.

CHP İl binası o zaman kasaplar haline giden yolun üzerinde iki katlı bir binadaydı.

Parti binası ana-baba günüydü..

İki odadan oluşan o küçük salonda iğne atılsa yere düşmeyecekti.

Ecevit, kendisini karşılayanlarla sohbet ederken orta sıralarda oturan yaşlıca birisi konuştu:

-Sayın Ecevit, şu partiyi sağır İsmet’ten kurtar…

Salonda ölüm sessizliği…

Bülent Ecevit ayaktaydı,

Kaşları çatıldı, sağ elini, ceketinin sol iç astarındaki cebe götürüp bir paket Maltepe sigarası çıkardı.

Paketten aldığı sigarayı ağzına götürdüğünde, yakınında kim varsa hepsi çakmaklarını ateşlediler.

Ecevit, sigarasını kendi kibritiyle yaktı.

Bir nefes aldıktan sonra.

-İsmet paşa için söylediklerinizden dolayı sizi kınıyorum. Lütfen burayı terk edin…

XXXXX

Yıllar sonra Bülent Ecevit yine Aydın’da.

O zamanki il başkanı rahmetli Muharrem Sökeli…

Gar gazinosunda yemekteyiz…

Bülent Ecevit Ege Bölgesi gezisinde..

Midesinden rahatsız olduğu için rakıyı bol sulu, yudum yudum içiyor, çoğunda bitirmiyor; âmâ ortama uyum sağlıyordu.

Gazeteci ağabeylerim, ustalarım rahmetli Orhan İlhan, Özden Alpdağ ve arkadaşım Işık Ersan’la birlikte ben de Ege turundayım.

Son kadehler kalkarken birisi ‘’bu kez neyin şerefine içiyoruz?’’ diye sordu.

Gerekçe anında bulundu.

Bülent Ecevit’in doğum günü şerefine oldu.

Muharrem Sökeli ağabeyimiz gülerek, “sayın genel başkanım sağlığınıza, doğum gününüze’’ dedi.

Bülent Ecevit, anında yazılıp anında uygulanan senaryoya gülerek yanıt verdi.

XXXXX

İstanbul’da Akajans’tayım.

Bülent Ecevit’in Trakya gezisini izliyorum.

Seçim otobüsünü izlerken, geçtiğimiz yollarda Ecevit’e gösterilen sevgi gösterilerini çekmek için bütün gazeteciler bir kamyonunun kasasındayız.

Seçim otobüsü arkamızdan geliyor, Ecevit’in yanında Orhan Eyüboğlu, Metin Tüzün var…

Silivri’ye girerken aniden sağanak yağmura teslim oluyoruz.

Gazeteciler olarak ilk yaptığımız, fotoğraf makinalarımızı ıslanmaktan korumak, çantalara koyuyoruz; âmâ donlarımıza kadar da ıslanıyoruz.

Ecevit, Orhan Eyüboğlu’na ıslandığımızı, rüzgârda kaldığımızı, bu yüzden de hasta olabileceğimizi söyleyerek hepimizi otobüse çağırmasını söylüyor.

Orhan Eyüboğlu, eski polis ve işi biliyor, “siz kaygılanmayın, acı patlıcanı kırağı çalmaz, onlar başlarının çaresine bakar’’ diyor.

Gerçekten de öyle oldu.

Yağmur dinince hepimiz gömleklerimizi, atletlerimizi çıkarıp rüzgara tutarak kuruttuk.

Bu çalışmamızı çok az kişi gördü; ama yol boyunca Ecevit’e gösterilen sevgi selini ölümsüzleştiren film karelerini herkes gördü.

Havsa’ya girmek üzereyken, seçim otobüsü durdu. Merak ettik biz de kamyondan indik.

Asfalt yolun üzerine Süleyman Demirel için kireçle çok çirkin bir şeyler yazmışlar.

Orhan Eyüboğlu, birkaç kişi görevlendirdi, onlar Havsa’ya gidip örtücü malzeme alıp geldiler, yazının üzeri kapatıldı ve Ecevit, Havsa’ya girdi.

Ne garip bir tecellidir ki, Süleyman Demirel ile de Trakya gezisine katıldığımda aynı yerde aynı çirkin sözleri Ecevit için yazmışlardı; ama Süleyman Demirel aldırış bile etmeden Havsa’ya girdi…

Bülent Ecevit, aynı zamanda iyi bir gazeteciydi.

Ecevit’le birlikte çıktığımız her gezide nerede neler söyleyecekse onları bir gazetenin sayfa sekreteri gibi kaç sütün üzerine kaç santim olacağını ayarlayarak yazardı.

Ecevit’in konuşma metinleri her gazeteye verilirdi.

Onu izleyen gazeteci sadece nereye gidildiyse orada olduğunu gazeteye bildirirdi.

Bir de olası suikaste karşı yanında olurduk.

Çiğli’de ona sıkılan çekirdeği ağaç olan zehirli bir manevra mermisi, onun bacağına değil de İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsvan’ın ağabeyi Mehmet İsvan’ın baldırına geldiği için ölümden dönmüştü.

Ecevit’e yapılan bu suikast girişimini de Kenan Evren’in yaptırdığı iddia edilmişti.

Bülent Ecevit, namı diğer KARAOĞLAN.

Türk siyasi tarihinde ondan başka kimsenin adı dağa, taşa, hatta kartal yuvalarının olduğu zirvelere yazılmadı.

Kıbrıs Barış Harekatı’nı yaparak Türk milletinin ve onun şanlı ordusunun onurun kurtaran barışçı, yurtsever başbakan…

En az 7-8 kez suikastten kurtuldu, ölümden korkmadı, sinmedi, pes etmedi, etek öpmedi.

Cumhuriyet’in 50.yılı kutlamalarına katıldığı Afyonkarahisar’da haşhaş ekimini serbest bırakarak ABD’ye ve emperyalizme meydan okudu.

Ve şair ruhlu, yazar, gazeteci, namuslu, dürüst devlet adamı, halkçı ECEVİT 05 Kasım 2006 yılında 81 yaşında aramızdan ayrıldı.

CHP’nin 8 yıl genel başkanlığını yaptı.

CHP’nin 12.yıl önce kaybettiği genel başkanı Bülent Ecevit için bir etkinlik, seminer, anma toplantısı düzenlediğini gördünüz mü, duydunuz mu?

Yazıklar olsun… 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
11 / 2 Parçalı bulutlu
Yarın: 10/1 Sağanak yağışlı