• 9 Kasım 2018, Cuma

BEN BU FİLMİ GÖRMÜŞTÜM

Delikanlılık dönemi arkadaşım Tahsin Karakavukoğlu’nun babası Tevfik amcanın bir anısıyla yazıma başladım.

Tevfik amca ara sıra sinemaya gidermiş, film eğer, Metro Goldwyn Mayer şirketinin ürünüyse, jenerikte kükreyen arslanı gördüğünde, ’’ben bu filmi gördüm’’ dermiş.

Cevat Fehmi Başkut’un 1965 yılında yazdığı, ’’BUZLAR ÇÖZÜLMEDEN’’ eseri, Türk tiyatro tarihinde önemli bir yer edinirken, aynı yıl Nejat Saydam tarafından sinema filmi olarak çekilmişti.

Başrollerinde Fikret Hakan, Selda Alkor ve Reha Yurdakul’un oynadığı film,1960 darbesinden sonra kardan yolları kapanan bir kasaba halkının, sabırsızlıkla yolunu beklediği kaymakamın öyküsünü anlatır.

1986 yılında ise Osman Seden’in senaryosunu yazdığı ve aynı konuyu işleyen Deli Deli Küpeli filminde ise Kemal Sunal, Yavuzer Çetinkaya, Reha Yurdakul ve İhsan Yüce oynamışlardı.

Her iki filmin ortak öyküsü aynıydı.

1960 darbesinden sonra, yolları karla kapalı bir kasabada, oduncusu, fırıncısı, kasabı yolların karla kapalı oluşunu fırsat bilerek kasaba halkına kan kusturmaktadırlar.

Kasaba halkı tüm umudunu yeni gelecek olan kaymakama bağlamışlardır.

İşte tam bu sırada akıl hastanesinden kaçan iki delinin yolu bu kasabaya düşer.

Kasaba halkı bu iki deliyi kaymakam sanarak dertlerini anlatırlar, bu iki deli de kasabalının yolunu beklediği kaymakam gibi davranarak, kasabayı haraca kesen fırsatçılara hadlerini bildirir.

Kapitalizmin kasaba şubesi fırsatçıları, kaymakam ve arkadaşını tuzağa düşürmek için her yola başvurur; ama başaramaz ve kasaba halkı bu fırsatçılardan kurtulur.

Sonunda karlar erir, buzlar çözülür ve bu iki deli kasabadan kaçmak zorunda kalırlar; ama kasabada düzen halktan yana değişmiştir.

1965 yılında Fikret Hakan ve Selda Alkor’un başrollerini oynadığı BUZLAR ÇÖZÜLMEDEN’i birkaç kez seyrettim.

1986 yılında çevrilen ve adı DELİ DELİ KÜPELİ olan, Kemal Sunal, Yavuzer Çeinkaya ve İhsan Yüce’nin birlikte oynadığı filmi ise sık sık seyretmiştim.

İnsanda Rıfat Ilgaz’ın ‘’HABABAM SINIFI’’ serisi gibi seyretmeye doyamayacağı bir duygu yaratan bu aynı konulu filmleri her seyrettiğimde, kendi kendime, ya bu kasabaya, gelen deliler, kasaba halkını fırsatçılardan kurtarmak yerine, fırsatçılardan yana olsalardı, o kasaba halkı nasıl bir düş kırıklığı, nasıl bir umutsuzluk yaşardı.

Fırsatçıların ve delilerin yönettiği bir kasabada yaşamak nasıl olur diye düşünürken içim ürperdi.

Kendi kendime hala o durumda olan kasabalar var mı diye düşününce gözlerimin önüne tam seçemediğim görüntüler gelip gitmeye başladı.

Fırsatınız olursa bu filmleri izlemenizi öneririm.

Gelelim günümüze;

Cumhurbaşkanı,

‘’Ülkemizde et fiyatlarının yüksek seyretmesinin, genel refah seviyemizin artması sebebiyle talepte yaşanan yükselişle ilgili olduğunu düşünüyorum.’’ Demiş.

Türkiye’deki 8 milyon civarındaki emeklilerden yola çıkarsak 1250 lira aylık alan bir emekli acaba ayda değil de yılda ne kadar et tüketiyor.

Acaba Temel Karamollaoğlu’nun dediği gibi 50-100 gram et alabildiği için mi refah seviyesi artmış oluyor?

Yoksa Türkiye gerçekten devasa bir tiyatro sahnesi mi oldu da hep traji komik gösteriler izleniyor.

Sana soruyorum, Mehmet amca, Ayşe Teyze, köylü Hasan dayı, Hatice teyze, terzi Dursun, demirci Kamil, simitçi Yusuf,

Pazarcı İbrahim, Emine daha niceleri ayda, yılda kaç kilo et yiyebiliyorsunuz?

Yoksa, BUZLAR ÇÖZÜLMEDEN, DELİ DELİ KÜPELİ filmlerinde olduğu gibi kurtarıcı delileri mi bekliyorsunuz?

Eğer ,bekliyorsanız alemsiniz yani… 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
19 / 10 Sağanak yağışlı
Yarın: 20/10 Parçalı bulutlu