• 10 Mayıs 2018, Perşembe

TAMAM!

Mahallenin namusunun bizden sorulduğu çocukluktan delikanlılığa geçiş yılları…

Bizim evimizin olduğu sokak yukarıdaki ana caddeyi aşağıdaki ana caddeye bağlıyor, o nedenle kimler gelip geçiyor pek ilgimizi çekmiyor.

Sokağımızın doğu yönünde oldukça büyük bir arsa var, genelde orada toplanıyoruz, ya top oynuyoruz ya da, keresteci Rıza amcanın tomruklarının üzerine oturarak esas oğlanla esas kızın maceralarını anlatan vurdulu kırdılı filmleri birbirimize anlatıyoruz.

Bizden bir ya da iki yaş büyük olan Kemal, birden yerinden kalkıyor ve içinden bir şeyler mırıldanıyor.

-ne oldu Kemal? diye soruyoruz.

-ne olacak o yine buradan geçiyor.

-Kemal o dediğin de kim?

-Kim olacak, keresteci Rıza amcanın kızı Ayten ablaya asılan şu denyo.

Gösterdiği tarafa bakıyoruz uzunca boylu birisi gittikçe uzaklaşıyor

Kemal’in anlattığına göre bu uzun boylu adam bir süreden beri keresteci Rıza amcanın kızı Ayten ablaya asılıyormuş.

O gün hemen bir plan yapıyoruz, o uzun boylu adamın gelip geçtiği saatleri anlamak için devriye geziyoruz.

Evet, o uzun boylu adam resmen Ayten ablaya asılıyor. Evlerinin önünden geçerken elindeki teşbihi yere atıyor, teşbih yere düşmüş gibi yapıp eğilip alırken, Ayten ablanın evinin penceresini dikizliyor.

Gün geçtikçe o uzun boylu adama karşı öfkeyle karışık kin duymaya başlıyoruz; ama o bizden büyük ve güçlü, bunu bilmek bizi durduruyor.

Kemal sonunda patlıyor:

-arkadaşlar bu adamı dövelim.

-nasıl döveceğiz Kemal, adam bizden hem büyük hem de güçlü.

-olsun, önce bir daha bu sokaktan gelip geçmemesini söyleriz.

-ya gelip geçmeye devam ederse?

-işte o zaman papaz oluruz.

-nasıl?

-bakın şimdi, beni iyi dinleyin.

O uzun boylu adam sokaktan geçerken ıslık çalarak birbirimizi haberdar ediyoruz.

Kemal, adamın karşısına dikildi, Kemal’in de boyu uzundu, omurgasını dikleştirdiği zaman boyu biraz daha uzuyordu.

Kemal; göğsünü şişirip, omuzlarını kasarak hiç öyle abi, mabi, amca, mamca, dayı, mayı demeden kaşlarını çatıp doğrudan söze girdi.

-bu sokaktan çok sık gelip geçiyorsunuz, hayrola?

Adam garip garip bir Kemal’in, bir de etrafını saran bizlerin yüzüne bakarak ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.

O uzun boylu adam Kemal’e hiçbir şey söylemeden aramızdan geçip gitti; ancak giderken alay edercesine şöyle bir bıyık altından gülüp geçti.

Adama bak ya, bizi hiç tınmadı.

Biz 5-6 kişiydik, hepimiz Kemal ne diyecek diye ağzına bakıyorduk.

-napcağız Kemal?

-durun be ya, düşünüyorum.

Kerestelerin üzerine oturduk.

Herkesin başı yere eğik, düşünüyor; ama kimse bir şey söylemiyor.

-arkadaşlar, dedi Kemal.

Hep birlikte yüzüne baktık.

Kemal konuşmasını sürdürdü.

-şimdi hep birlikte Rıza amcanın marangoz atölyesine gidiyoruz.

-orada ne yapacağız Kemal?

-gidelim, görürsünüz.

Marangoz Rıza amcanın atölyesinde çalışan Muharrem usta vardı.

Muharrem usta bizi topluca karşısında görünce;

-hayrola çocuklar? diye sordu.

Kemal durumu anlattı ve o uzun adama gücümüz yetmeyeceği için bize keresteden sopa yapmasını söyledi.

Muharrem usta her zamanki güler yüzlü halinden çıkarak daha ciddi bir şekilde.

-oturun bakayım, dedi.

Oturduk, Muharrem usta, anlatın bakayım neler oluyor?

Kemal, Rıza amcanın duymamasını isteyerek olanı biteni Muharrem ustaya anlattı.

Muharrem usta ilgiyle dinledi.

Kemal’in konuşması bitince derin derin düşünmeye başladı.

Muharrem usta derin derin düşündükçe, gözleri bir aşağı bir yukarı, bir sağa, bir sola gidip geliyordu.

Onun bu hallerinin nedenini bizde çok merak ediyorduk.

Muharrem usta hiç beklemediğimiz bir soru sordu:

-çocuklar Rıza ağabeyinin kızı Ayten’i bu adamla birlikte gördünüz mü, ya da o adam gelip geçerken Ayten pencereye çıkıyor muydu?

Birbirimizin yüzüne baka kaldık.

Kemal, bizi uyandırdığından beri yaptığımız gözetlemelerde böyle bir şey görmemiştik.

Hep birlikte:

-görmedik Muharrem abi, dedik.

Muharrem usta, bakın çocuklar, diye konuşmaya başladı.

Pür dikkat, onu dinlemeye başladık.

-Çocuklar, sopayla, kavgayla bir yere varamazsınız. Sizi anlıyorum, ondan güçsüz olduğunuz için bu yolu denemek istiyorsunuz, eğer düşünceniz buysa yanlış.

-peki ne yapmamız gerekiyor?

Muharrem usta konuşmasını sürdürdü:

-çocuklar birlikten dirlik doğar. Bizim Cumhuriyet mahallesinin en az 20 sokağı var, öyle değil mi?

Mahallemizin kaç sokağı olduğunu bilmediğimiz için sadece mimiklerimizle bir şeyler anlatmaya çalıştık.

Muharrem usta, durumumuzu anladığı için dedi ki:

-yapmanız gereken her sokaktan en az iki arkadaş bulmak. Öteki sokaklarda konuşacağınız akranlarınıza durumu açık açık anlatın, kimseyi dışlamayın ve aynı şey onların başına gelirse sizin de yardımcı olacağınızın sözün verin.

Düşünün, her sokaktan 2 arkadaş bulsanız, 40 kişi olursunuz, 3 arkadaş bulursanız 60 kişi olursunuz, 4,5,6,7,’’

Birden hepimizin gözleri önünde mahallemizin birlikteliği geldi.

Muharrem usta bize birlik olmanın en büyük güç olduğunu öğretmişti… 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
9 / 0 Az bulutlu
Yarın: 13/7 Sağanak yağışlı