• 11 Ocak 2019, Cuma

ÇALIŞAN GAZETECİ (!)

Atatürk’ün, gazetecilerle ilgili söylediği sözlerinin içeriği; cumhuriyeti emanet ettiği gençlere verdiği kutsal görevle aynı anlamı taşımaktadır.

Atatürk, “bütün umudum gençliktedir. “Derken, gençliğe verdiği cumhuriyeti koruma görevini ve sorumluluğunu aynı zamanda basına da vermiştir.

‘’Özel maksatla neşriyat yapan bazı gazetelerin, halkın ekseriyeti üzerinde yaptığı tesir, her memlekette olduğu gibi o gazetelerin lehine değildir.’’

Atatürk 1924 yılında yani 95 yıl önce söylediği bu sözle bugün içinde bulunduğumuz durumu ta o gün işaret etmiş.

Atatürk, cumhuriyeti sadece gençlere değil, basına da emanet ettiğini ve koruma görevi verdiğini 05 Şubat 1924 tarihinde İzmir’de gazetecilerle yaptığı konuşmada vurgulamış ve

‘’Türkiye basını milletin gerçek ses ve iradesinin doğduğu yer olan cumhuriyetin etrafında çelikten bir kale oluşturacaktır. Bir düşünüce kalesi, düşünce yolu kalesi.

Basın görevlilerinden bunu istemek, cumhuriyetin hakkıdır.’’ Demiştir.

Atatürk’ün bu sözlerine dikkat ettiğimizde, gazetecilik mesleğini ‘’ basın görevlilerinden’’ sıfatıyla bütünleştirmiştir.

Yani gazete sahipleriyle tüm çalışanları bütünleştirerek bu sorumluluğu vermiştir.

Atatürk’ün ölümünden sonra Cumhuriyeti n sorumluluğunu üstlenen hükümetler, cumhurbaşkanları, başbakanlar, milletvekilleri ne yazık ki görevlerine yerine getirmedikleri için, gazete sahipleri kişisel çıkarları için, Atatürk’ün dediği gibi ‘’Özel maksatla neşriyat‘’ yapmaya başlamışlar, kendilerine yakın muhabir, köşe yazarı gibi gazetecilerle, ortaklaşa yaptıkları yandaşlığın ödülünü maddi ve siyasi güç olarak alırken, Atatürk’ün verdiği sorumluluğu yerine getiren muhabirler, yazarlar işsiz bırakıldıkları gibi bir de parmaklıklar arkasında çile doldurmuşlardır.

Tutuklu gazeteci sayısında dünya genelinde Türkiye 1.sıradaymış.

Türkiye’yi, Çin, İran, Suriye ve Vietnam izliyormuş.

Çalışan gazeteci olduğuna göre çalışmayan gazeteci de var demek ki.

O zaman çalışmayan gazeteci neden çalışmıyordur?

Çalışmıyor mudur?

Yoksa

Çalıştırılmıyor mudur?

Bizim kuşağın ustalarından Şinasi Nahit Berker, ’’GAZETECİ OLUNMAZ, DOĞULUR’’ der.

Bir kişi gazeteci doğsun ya da doğmasın işi gazetecilikse ve bunu sürekli yapıyorsa, işini nasıl yapıyorsa yapsın o yaşadığı toplumda gazeteci kabul edilmiş demektir.

Merak eden o gazetecinin yaşamını inceler.

Gazeteci doğmuş bir insan zaten;

Tetikçilik yapmaz,

Koçancılık yapmaz,

Yağcılık, yalakalık yapmaz,

İktidarların yandaşı olup nemalanmaz,

Alış-veriş işlerine girip komisyon almaz.

Araştırmadan, belgelendirmeden kimseye çamur atmaz.

Seçimden seçime gazete çıkarmaz.

Yazdıklarının, söylediklerinin arkasında durur.

Yazımı okudunuz.

Siz toplum olarak her şeyden gazetecileri sorumlu tutarsınız.

Gazetecilik adına ben de sizlere bir şeyler sorayım.

Aydın ilinde kaç yerel gazete var?

Yaşadığınız yerdeki yerel gazeteyi okuyor musunuz?

Okuyorsanız; para verip alarak mı

Yoksa almış birisinden mi?

Her gün bir yerel gazete alsanız ayda ödeyeceğiniz miktar günde bir paket sigara ya da bir şişe bira yahutta bir tos karşılığı.

Her gün aynı gazeteyi almak yerine her gün yaşadığınız yerde yayımlanan bir başka gazete alsanız ne olur?

Dedik ya günlük bir sigara parası gibi..

Üç- beş esnaf birleşip bir yerel gazeteye abone olsanız ne olur?

Kıyamet mi kopar?

Siz gazeteye destek vermiyorsunuz diye kıyamet kopmaz.

BASIN SUSTURULDUĞU ZAMAN KIYAMET KOPAR

VE HERKES PAYINI ALIR… 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.