• 11 Temmuz 2018, Çarşamba

ÇARPILMAMIZ MI GEREK?

Bugünkü yazıma kafadan gireceğim.

Sıkı durun

Ve düşündüğünüz her sözcükte, önce kendinizi arayın.

Ben öyle yapıyorum da, ondan size de öneriyorum.

 

Fıkra bu ya; çocuğu olmayan bir kadın, gece-gündüz yalvarmış, yakarmış bir çocuğu olsun diye…

Sonunda ne hikmetse hamile kalmış ve bir çocuk doğurmuş.

Anne olmuş.

Bakın çocuğun cinsiyetini belli etmiyorum.

Sadece ANNE olmuş diyorum.

Bebesini kucağına alan kadın birden irkilmiş, şaşırmış, paniklemiş, ne yapacağını bilmez olmuş; ama dedik ya anne olmuş.

Özlemle beklenen, doğması için gece-gündüz Tanrı’ya dua edilen çocuk gelmiş, gelmesine de…

Hey Tanrım nasıl bir şey bu?

Çocuğun, kolu başka yerde, bacağı başka yerde, kulağı bir başka yerde…

Tam bir HİLKAT GARİBESİ

 

Napsın, garip ana?

Basmış bebesini kucağına; ama içi kan ağlıyor…

Hısım, akraba, konu, komşu şaşırmışlar…

Sonunda yörenin bir bilenine sormuşlar, bu çocuk nasıl normal şekline döner diye…

Bir bilen kadına demiş ki, ’’falanca şehrin, filanca kasabasına bağlı üstü açık köye gidesin. Orada çok değerli bir zatın türbesi vardır. O zatı muhteremin mübarek ayakucunda dua edesin, Tanrı, o zatı muhteremi çok sever ve onun yüzü suyu hürmetine senin çocuğu düzeltir.’’

 

Kadıncağız umutla almış bebesini, düşmüş yollara, yollara, varmış o şehrin kasabasına, oradan da mübarek zatı muhteremin türbesinin olduğu köye…

Zatı muhteremin türbesinin önü toprak zeminmiş ve türbenin bekçisi olduğu belli olan yaşlıca bir adam toprak zemini çalı süpürgesiyle süpürüyormuş, kadının geldiğini görmüş.

-hoş geldin kızım

-hoş bulduk baba erenler

-nedir isteğin?

-baba erenler, mübarek zatı muhteremin ayakucunda çocuğum için dua edeceğim.

-peki kızım, gir içeri.

Kadın girmiş içeri zatı muhteremin ayakucuna çökmüş, çocuğu da oraya koymuş ve ağlayarak dua etmeye başlamış.

İşi biten yaşlı adam içeri girmiş, kadının yanına gitmiş, bebeğe bakmış…

Eyvah ki eyvah

-Sen ne yapıyorsun be kızım?

-ne yapayım baba erenler, çocuğumu gördün, düzelmesi için dua ediyorum.

-o çocuk böyle düzelmez kızım.

-ya nasıl düzelir baba erenler?

-ben dışarı çıkıyorum, sen donunu indir, çık zatı muhteremin başının üstüne işeye bildiğin kadar işe sıçabildiğin kadar sıç..

-sen ne diyorsun baba erenler, sen ne diyorsun? O ZAMAN ÇOCUĞUM ÇARPILIR.

-İYİ BE KIZIM ÇARPILSIN Kİ DÜZELSİN…

 

Eh fıkrayı okudunuz.

Şöyle bir düşünün bakalım.

Fıkranın içeriğinden ne anladığınız kendine sorun.

Size bir formül öneriyorum.

Boşuna bilincinizi zorlamayın.

Yapmanız gereken bir tek şey var.

Sakin olmak ve en az üç kez kendinizin duyabileceği bir sesle.

‘’bu fıkrada ki ana tema nedir?’’

Bu soruyu yazdığım şekilde kendinize sorup, başka şeyler düşünün.

Gece ya rüya görürsünüz,

Ya da gündüzün zihninizde daha önce hiç görmediğiniz imge akışlarını yaşarsınız.

Deneyin bakalım, düşüncelerinizdeki kendinizle tanışmak nasıl olacak?

Tüm bunlara karşın yine de bir şey algılamaz, kafanız karışmaz, sanki hiç okumamış gibi hissederseniz kendinizi boşuna köy köy dolaşıp evliyalar, ermişler aramayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
11 / 2 Parçalı bulutlu
Yarın: 8/1 Aralıklı gökgürültülü yağış