• 15 Ekim 2018, Pazartesi

BELGESELLER

TRT’nin belgesel kanalını izliyorum.

Konu: Kayaların oluşumu

Katmanlar, kaç yılda hangi malzemelerin tortularından nasıl oluştu?

Katmanların içinde bulunan hayvan dışkıları, katmanın kaç yaşında olduğunun ilk işareti mi?

Katmanların boyutları, kalınlıkları, üzerlerine yüklenen basıncın etkisiyle kayalaşma süreçleri kaç milyon yılda gerçekleşiyor.

Katmanlarla ilgili bölümün ardından ormanları, bitkileri, ağaçları ve bu ortamda yaşayan böcekleri, kuşları, sürüngenleri araştıran program geliyor.

Ağaç gövdelerini oluşturan halkalar ağacın kaç yaşında olduğunu gösteriyor.

Ha bu anlattıklarım, ABD, Rusya ya da bir başka ülkede değil,

Türkiye’de.

Bir kadın, atom mühendisiymiş karbon 14 formülü ile yaptıkları testleri anlatıyor.

Programı seslendiren sunucu da atom mühendisi kadın da Türkçe konuşuyorlar.

Hoşuma gidiyor,

Gurur duyuyorum.

Demek ki çağdaş ve bilimsel araştırmalar yapmak için bizim de yeteneklerimiz var; ama

Amasını sonra anlatacağım.

Sırada yaban kazlarının,

Atların,

Arıların,

Tilkilerin yaşamı var…

Hepsi birbirine bağlı.

Tüm hayvanların üreme zamanı geldiğinde, erkekler tek taş pırlantaya rahmet okutacak işler yapıyorlar.

Dişi, ikna olunca erkeğine ‘’evet’’ diyor.

Hepsi bir düzen içinde.

At dışkısında çiftleşen bok böcekleri ve onları yiyen kuşlar…

Atlar doğuruyor.

Yavru yere düşüyor, annesi bir süre bekliyor, yavru kalkmayınca ön ayaklarıyla vurarak kaldırmaya çalışıyor.

Yeni doğan yavrunun ilk sınavı ayağa kalkmakmış.

Sürünün reisi hareket sinyali veriyor, tüm atlar harekete geçiyor.

Ana at, ayağa kalkamayan yavrusunu bırakıp çağrıya uyuyor; çünkü ayağa kalkamayacak kadar güçsüzse o zayıftır, yani doğal ayıklanmaya uyulacaktır.

Yavru at, debeleniyor ve sonunda ayağa kalkıyor, bir iki sendeledikten sonra yürüyor, koşmaya başlıyor ve anasının yanına gidiyor ve kabul ediliyor.

Program sunucusu bu döngünün milyonlarca yıldır sürdüğünü söylüyor.

Bir Fransız yumurtadan çıktıkları günden beri ilgilendiği yaban kazlarına göç yollarını öğretmek için kullandığı mikrolaytla onlarla birlikte uçuyor.

Ağustos ayında başladığı yolculuğu Ekim ayı başında göçmen kuşların toplandıkları yöreye geldiklerinde tamamlayarak onlara veda ediyor.

Bu süreç içinde kendi yetiştirdiği kazlarını göç yolları konusunda eğiterek onların kendi doğal ortamlarında yaşamalarının yolunu açıyor.

Konakladıkları yörelerde başka yaban kazları ve ördeklerle tanışıyorlar, geceleri tilki ve benzeri tehlikelerden nasıl korunacaklarını öğreniyorlar.

Sonunda varoluşlarında kendilerine verilen içgüdüsel sezgileriyle, kendilerini yetiştiren insan rehberlerine veda ederek kendi özgür dünyalarına kanatlanıyorlar…

Sanki ilk kez bir belgesel seyretmişim de bunu da sizlerle paylaşmışım gibi oldu değil mi?

Demek istediğim o değil,

Hangi belgesel programı seyrederseniz edin hepsi konu edilen neyse onun oluşumunun milyonlarca yıl önce başladığını vurgular.

Bunu yaparken Tanrı ve dinlerden söz etmez (taraf değilse), bilimsel gerçekler ve bilimsel varsayımlarla yorumlar.

Petrol zengini Arap ülkelerinin, petrolün nasıl oluştuğuna dair bir bilimsel araştırma yapıp bunu halkıyla, dünyayla paylaştığını gördünüz mü, duydunuz mu? Yerin binlerce metre altındaki ham petrolün eğrelti otlarının, ormanların çökmeler sonucu zaman içinde sıkışarak basınç altında, petrole, kömüre döndüğünü içeren bilimsel sempozyumlar düzenlediklerini, bu konuda bilim adamı yetiştirdiklerine tanık mısınız?

Görmediniz, duymadınız; ama şifa diye deve sidiği içtiklerine tanıksınız.

Yapamazlar değil, yapmazlar; çünkü yaparlarsa topraklarının değerinin dinlerinden değil, dünyanın oluşumundan meydana geldiğinin öğrenilmesi işlerine gelmez.

Dinlerin tarihi 5000 yıllık bir süreç.

İslamiyet’in tarihi de 1400 yıllık bir süreç.

Milyonlarca yıl önce oluşmuş dünyayı ve dünyanın sahip olduğu her türlü zenginliği 1400 yıllık bir sürece tutsak edip bilimsel gelişmeleri yadsıma yolunu seçiyorlar.

Batılı bilim adamları insanlığın sorunlarına çözüm ararken, bizdeki eğitim sisteminde sarıklı tarikat mensubu hocalar, geleceğe ışık tutacak çocuklarımızın beyinlerini kendi çıkarlarına göre eğitiyorlar.

Buda Arap emperyalizminin ülkemizde birilerinin işine gelmesinden kaynaklanıyor.

Mustafa Kemal Atatürk’ü neden sevmediklerinin, ondan neden bu kadar çok korktuklarının, 10 Kasım 1938 yılından beri her gün her an onu öldürmeye çalıştıklarının nedeni bu. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
9 / 0 Az bulutlu
Yarın: 13/7 Sağanak yağışlı