• 16 Ekim 2018, Salı

GICIK OLMAK

Evden çıktım,101 kodlu sarı civcivi bekliyorum.

Geldi, kartımı basıp bindim.

Genel de en arka koltuklarda otururum.

Oturdum.

Durağa geldik, ön kapı açıldı, durakta 101 ‘e binmek için bekleyen 5-6 kişi var.

Öndeki kadın bindi, boynundan çantasını çıkardı, çantayı açtı, içini karıştırdı, bulamadı,

Ben giderek gerilmeye başladım.

Kadın rahat, sonunda cüzdanındaki kartını çıkarıp okuttu.

Ve hiçbir şey olmamış gibi bir koltuğa oturdu.

O kadın bunları yaparken arkasından binen kartını okuttu, el cevap:

Yetersiz bakiye.

Arabanın içinde Medine dilenciliğine başladı.

‘’ücretini vereyim, kartınızı kullanayım.’’

Orta koltukta oturan amcanın telefonunun sesi ortalığı ayağa kaldırıyor.

Amca, telefonu cebinden çıkardı, sonra gözlüklerin, gözlüklerin gözlerine taktı, telefona baktı.

Elo, dedi.

Önce dinledi, sonra…

Sanki kendinden başkası yokmuş gibi verdi veriştirdi…

Aksilik bu ya,

Daha sonraki durakta binenlerden iki kişi sanki sözleşmiş gibi kartlarını aradı durdular…

Otobüsün kaptanı bekliyor,

Yolcular bekliyor,

Ben giderek darbuka örneği geriliyorum…

Yolculardan biri kartını nihayet buldu,

Öteki bulamadı, orta sahanlıkta aramaya devam etti.

Zübeyde Hanım kız meslek lisesini salimen geçtik, eski devlet hastanesi önünden geçiyoruz.

Tren yolu alt geçidini solladıktan sonra maliye lojmanlarının önünde, zorunlu duruş.

Niye?

Özel otomobiller sağlı sollu canları istediği gibi park etmişler.

101’in kaptanı Uludağ’da slalom yapar gibi özel otolara teğet geçerek yoluna devam ediyor.

Derken toprak mahsulleri ofisinin önünde sağ tarafı yola taşmış bir özel oto …

Geçebilirsen geç,

Geçemiyor sarı civciv.

Bekliyoruz,trafik ekipleri geliyor..

Yol açılıyor.

Neyse garın önündeki durakta iniyorum,

Birisi yakından baksa saçlarımın oklu kirpi gibi olduğunu görebilir…

Gazeteye doğru yürüyorum…

Tarişbank ‘ın önünden iki güzel kız geliyor…

Birisi delikoyun gibi başını önüne eğmiş sürüyor..

Kıpırdamadan duruyorum…

Başını akıllı telefonundan ayırdığında geç kalmış oluyor..

Bodoslamadan kafa kafaya vuruşmamıza ramak kalıyor.

Garip garip yüzüme bakıyor.

Bir şey diyemiyorum…

Yukardan aşağı tam gaz gelen motosikletli pideci, yukarı doğru çıkanlara çarpmamak ve siparişi sıcak sıcak müşterisine ulaştırmak için sanki Uludağ’da kayak yapar gibi zikzaklar çiziyor…

Tarişbank’ın önündeki banklara oturuyorum, ara sıra yaptığım gibi insanları izliyorum.

Kimisi banklarda uyuyor, kimileri sohbet ediyor, kimisi de geleni geçeni seyrediyor.

Herkes kendi aleminde, bir yol tutturmuş gidiyor, ne jeotermal santralleri, ne Menderes’in kirliliği, ne solunan, havanın, ne de içilen suyun ne durumda oldukları kimsenin umurunda değil.

Sadece benim anlayacağım bir duygusallıkla tebessüm ediyorum.

Orhan Veli Kanık’ın Cımbızlı Şiir’i geliyor, aklıma.

Ne atom bombası

Ne Londra Konferansı

Bir elinde cımbız

Bir elinde ayna;

Umurunda mı dünya! 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
19 / 10 Sağanak yağışlı
Yarın: 20/10 Parçalı bulutlu