• 21 Temmuz 2018, Cumartesi

SİYASET=KARAKTER TERAZİSİ

Bir zamanlar bir başbakan vardı, bu başbakanın iki oğlu bir kızı vardı.

Çok şakacı, mizahtan anlamaz; ama mizaha sermaye olan bir başbakandı.

Hatta derler ki gençliğinde ABD 6.filosu İstanbul’a geldiğinde, bar, pavyon gezen Amerikan bahriyelilerine kız ayarlarmış.

Solcular, ABD askerlerini denize atarken çakma milliyetçi sağcılar ABD askerlerinden yana olurlarmış.

Gel zaman git zaman bu başbakanın kızı büyümüş, genç bir kız olmuş.

Başbakan kızı ya hemencecik kısmeti çıkmış, Allah’ın emri, peygamberin kavli derken, düğün dernek kurulmuş.

Başbakanın kızı oldukça kalabalık bir davetlinin katıldığı düğününde müstakbel erkeği ile dans ediyormuş…

Bir eli müstakbel erkeğinin elinde, öteki eli müstakbel erkeğinin omzundayken, AŞK TANRISI KAFİR EROS çıka gelmiş ve okunu atmış…

Mışşş, mışşş, mışşş

Bizim tombul başbakanın tombul kızı bir elini müstakbel erkeğinin eline, öteki elini de müstakbel erkeğinin omzuna koymuşken, gözü davulcuya kaymış…

Davulcu da davulcuymuş ha.. Elindeki tokmağı gösterip gösterip davula vuruyormuş…

Çok iyi vurmuş olacak ki,

O tombul başbakanın, tombul kızı kızı bir süre önce evlendiği erkeğinden ayrılmış düğününde davula çok iyi tokmak vuran davulcuyla evlenmişşşşşşşşşşş.

Napcaksınız kader (!)

İşte o günden beri Türkiye de siyaset, davulcu, davul ve tokmak üçgeni arasında yeni bir boyut kazanmış…

O tombul başbakanın ABD’den getirdikleri diziler arasında en çok, kimin eli kimin cebinde olduğu belli olmayan DALLAS dizisi Türkiye’de siyasetin mayası olmuş.

Anımsayanlar olacaktır, 50’li yıllarda Başbakan Adnan Menderes’in rüyası ‘’Türkiye’yi küçük Amerika yapmak’’tı. Kısmen de olsa Menderes bu amacına ulaştı; ama esas o tombul başbakan gerçekleştirdi.

Şimdi siyaset dünyasında olana bitene bakıyorum.

Sağcısı, solcusu, liberali, dincisi, radikali, imamı, üfürükçü hocası trencilik oynar gibi aynı potanın içinde sarmaş dolaş birbirlerine kaynamışlar.

Siyasetin bu olmadığını bilenler ise şaşkınlık ve ürperti içinde sirke gelmiş gibi uzaktan olanı biteni seyrediyorlar.

 

Her türlü teknoloji gelişirken beraberinde psikolojik gelişmeyi de getiriyor; ancak akıllı telefon kullanmayı, modayı yakından izlemeyi bilmelerine karşın insanlar birbirleriyle nasıl uyumlu iletişim kuracaklarını bilmiyorlar.

 

Bir ciş yarışıdır almış başını gidiyor, bu yarışta en çok mağdur olanlar rüzgara karşı işemeye çalışan deneyimsiz taklitçiler, onlar da zaman içinde ustalaşarak çırak yetiştirerek gelecek kuşaklara hazırlık yapıyorlar.

Peki bu döngü sürdüğü sürece, siyasetin ne olduğunu bilenler; ancak ellerinden bir şey gelmediği için şaşkınlık ve ürperti içinde olanı biteni izleyenler ne yapacaklar?

Kendi kendine mi düzelecek?

Hayır.

O zaman?

 

Bu curcuna içinde gününü gün ederek yaşayanların devri sürerken, bu süreci seyredenler yılmadan, “eğitimin bilinç tohumlarını’’ ekmeği sürdürecekler ki zamanı geldiğinde tohumlar filiz versin ve gelecek kuşaklar yaratılmış olsun.

 

Köy Enstitüleri, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğini yeniden yaratacak ‘’ eğitimin bilinç tohumlarıydı’’; ancak o yıllarda tepedeki yöneticiler, bu tohumları korumayı beceremedikleri için bugünleri yaşıyoruz.

Osmanlı toplumunun sıradan bir parçası olmaktan kurtarıldık, millet olduk ne Atatürk’ün ne de millet olmanın değerin bildik.

Cumhuriyetle yaşamaktan mutlu olduk; ama Cumhuriyetin değerini bilemedik.

Parlamenter sistemde yaşamanın cumhuriyetin bir nimeti olduğunu gördük; ama parlamenter sistemin değerini bilemedik.

Şimdi eski günlerin özlemini çekiyoruz; ama kıçımızı kaldırmaktan aciz ve korkak olduğumuz için Atatürk’ün gelmesini bekliyoruz.

Atatürk, bize gerektiğinde nasıl Atatürk olacağımızı öğretti; ama anlama özürlü olduğumuz için öğrenemedik, öğrenemediğimiz için de değerini bilemedik.

O zaman

 

O zaman ört ki ölem… 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
28 / 14 Az bulutlu
Yarın: 29/13 Az bulutlu