• 21 Eylül 2018, Cuma

CUMHURİYET GAZETESİ

Cumhuriyet’te çalışmak, 50 yılı aşan meslek yaşamımda aldığım en anlamlı ödüldür.

İstanbul’daki meslektaşlarımızla sohbetimiz bittiğinde birbirimize ‘’nereye gidiyorsun ?’’ diye sorduğumuzda;

-Milliyete gidiyorum.

-Hürriyete gidiyorum.

-Tercümana gidiyorum.

Diyerek çalıştıkları gazetenin de adı söylerlerdi.

Biz sadece ‘’GAZETEYE’’ derdik.

Ben hala aynı alışkanlığımı sürdürüyorum:

Örneğin: Gazete Flaş’ta yazarken, ’’gazeteye’’ gidiyorum, derdim.

Şimdi Hedef’te yazıyorum, yine ‘’gazeteye’’ diyorum.

Her gazetenin bir adı vardır; ama her gazete GAZETE değildir.

Gazete ile ilgili düşüncelerimi yazmadan önce bağlantılı olduğu için bir ya da iki anımı önce paylaşacağım.

70’li yıllarda İzmir’de Yeni Asır’dan sonra Demokrat İzmir ‘de çalışırken, seçim dönemi olduğu için milletvekili aday adaylarını izliyordum.

CHP İzmir milletvekili aday adaylarından Alev Coşkun, Remzi Özen, Cahit Kayra ile birlikte bölgeyi geziyordum.

Bir ara milletvekili aday adaylarından birisi ‘’ya seçimler yaklaşıyor, ne yapacağız ?’’ gibi kuşkularını dile getirmişti.

Bu ayaküstü sohbet koyulaşırken, Alev abi (Coşkun); siz kendi derdinize yanın ben sayın genel başkanım (Bülent Ecevit) tarafından paraşütle 1.sıraya oturdum. İzmir 1 milletvekili çıkarırsa o da ben olacağım’’ demişti.

Aradan yıllar geçti, ben İstanbul’da Akajans’ta çalışırken greve başlamıştık.

TGS’den (Türkiye Gazeteciler Sendikası) Ziya Sonay ağabeyim beni çağırtmıştı.

Ziya abim, bana ‘’Atilla, Turizm ve Tanıtma Bakanı Alev Coşkun, sendikaya, oradan da grev çadırına gelecek, hazırlıklı olun’’ demişti.

Turizm ve Tanıtım Bakanı İzmir Milletvekili Alev Coşkun ağabeyimiz, grev çadırımıza geldi, çadırdaki basın emekçisi arkadaşlarımıza çay içip sohbet ettik. Bize nasıl yardımcı olabileceğini sordu. Ben de arkadaşlara “nasıl bir yardım istiyorsanız açık açık söyleyin’’ dedim.

CHP’li Turizm ve Tanıtım Bakanı İzmir mv Alev Coşkun ağabeyimiz, grev çadırında hepimizi dinledi, not aldı ve bizlere ‘’bu grevdeki basın emekçilerinin haklarını almaları için sizlere her türlü yardımı yapacağım’’ deyip gitti.

Akdeniz Haber Ajansı’nın Cağaloğlu, Çatal Çeşme Sokak Fırat İş hanındaki işyerinde eylem yapan basın emekçisi bizler, çok sevindik. Ve umutla nasıl bir yardım göreceğimizi hayal etmeye başladık; çünkü grev çadırındaki ben hariç 33 kişi, grevin, toplu sözleşmenin, lokavtın, işçi sınıfının ne olduğunu bilmiyorlardı.

İlk günler heyecanla bekledik, arkadaşlarım bana soruyorlardı, ben de sendikaya bir haber gelse bizim de haberimiz olur gibisinden yanıtlar veriyordum.

Vaadedilen umuda ilgi giderek azaldı.

Ve bir gün Çadıra PTT dağıtıcısı geldi.

Beni sordu, kimliğimi istedi, belge imzalattı, bana bir zarf verip gitti.

Zarfın üzerinde, hani şu bildiğimiz kirli sarı renkte DMO ürünü zarflardan. T.C.TURİZM VE TANIM BAKANLIĞI yazıyordu.

Zarfı yırtarcasına açarken tüm arkadaşlarım üstüme çullandılar.

Zarfı açtım, içindeki ikiye katlanmış kağıdı çıkarıp açtım.

Ve yüksek sesle okudum.

‘’AKDENİZ HABER AJANSI EMEKÇİLERİNİN YANINDAYIZ.’’

İmza: ALEV COŞKUN. TURİZM VE TANITIM BAKANI.

Evet, hepsi bu kadardı.

Birkaç ay önce grev çadırımıza gelip bize her türlü yardımı yapacağını, desteği sağlayacağını vadeden İzmir’den tanıdığım CHP İzmir Milletvekili Turizm Ve Tanıtım Bakanı Alev Coşkun ağabeyimizden gelen yardım, destek buydu.

‘’AKDENİZ HABER AJANSI EMEKÇİLERİNİN YANINDAYIZ’’

O yılların Turizm ve Tanıtım Bakanı Alev Coşkun ağabeyimiz, şimdi Cumhuriyet Gazetesi’nin imtiyaz sahibi.

Hayırlı olsun mu diyelim?

İstanbul’da Akşam Gazetesi’nde çalışırken, Cumhuriyet’ten Şükran Soner, Reha Öz, Erdoğan Köseoğlu, Ali Alakuş, Tulay Divitçioğlu ve Yalçın Bayer’le arkadaşlığımız başlamıştı.

Sonra, yazı işleri müdürlerinden Bülent Dikmener ve Orhan Erinç’le tanışmıştım.

Daha fazla ayrıntıya girmeyeyim.

Cumhuriyet’te çalışan herkesin yakından tanıdığı sakin yaradılışlı, sevecen, önyargısız, çoğumuzun ‘’amca’’ dediğimiz Orhan ağabeyimizi burada yazmaya kalksam inanın birkaç gün sürer.

Orhan Erinç ağabeyimizin 61 yıldan aralıksız Türk Basının Cumhuriyet dahil hemen hemen bütün gazetelerinde muhabir, istihbarat şefi, yazı işleri müdürü, genel yayın yönetmeni, TGS Genel Başkanlı, TGC Başkanlığı yaptığını bilirseniz onun ne denli bir basın emekçisi olduğu daha kolay anlaşılır.

Yani Orhan Erinç, her hangi bir lider, bir otoritenin elinden tutmasıyla buralara gelmedi ya da paraşütle indirilmedi.

61 yıl içinde hepimizin ustası Şinasi Nahit Berker’in dediği gibi gazeteci doğduğu için kişisel yeteneği sayesinde bu aşamaları yaptı.

Cumhuriyet’teki yönetim değişikliği benim de ilgimi çekti.

Olanı biteni öğrenmek için yapmam gerekeni yaptım.

Orhan Erinç ağabeyimi aradım.

Uzunca süre sohbet ettik.

Sordum, gereken açıklamayı yaptı.

Yarın: Orhan Erinç ağabeyimin açıklamasını paylaşacağım. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
13 / 7 Açık
Yarın: 15/7 Çok bulutlu