• 21 Kasım 2018, Çarşamba

SÜRÜ PSİKOLOJİSİ

‘’ZAVALLI KOYUN SÜRÜSÜ! ÇOBANI DA O BESLER, ÇOBAN KÖPEĞİNİ DE, KURDU DA!”

Cenap Şahabettin.

Adamın birisi kurban bayramı öncesi şileple İstanbul’a koyun götürüyormuş.

Aksiliğe bakın ki, aynı şilepte rakibi de kendi koyun sürüsünü götürmektedir ve aralarında geçmişten kaynaklanan bir husumet vardır.

Şilep, Çanakkale Boğazı’na girdiğinde, adam sinsice koyun sürüsüne yaklaşır ve geviş getirmekte olan koçlardan birini şilebin güvertesinden denize atar…

Sürüdeki tüm koyunlar da koçun arkasından denize atlamaya başlarlar.

Sürünün sahibi neye uğradığını anlayamaz, denize atlayan koyunları durdurmak için elinden geleni yapar; ama sürünün büyük bir kısmı denize atlayarak boğulmuştur.

Ortaokul öğrencisiyken bir öğretmenimiz vardı, ders anlatırken gözlerimizin içine baka baka ‘’ beni koyun kaval dinler gibi dinlemeyin’’ derdi.

Öğretmenimiz bunları söyleyince, sanki sihirli bir el dokunmuş gibi bedenimiz silkelenir, düşüncelerimiz öğretmenimize odaklanırdı.

Öğretmenimizin ne demek istediğini tam olarak anlamasam da, çobanların kaval çalarak koyunları çevresine topladığını, yürüdüğü zaman da, onun arkasından gittiklerini görürdüm.

Eskiden, yırtık pantolon, ütüsüz gömlekle dışarıda gezmek ayıptı, şimdi MODA oldu.

Birisi bir şey yapıyor, gerisi sormadan, sorgulamadan onu izliyor.

En son kurban bayramında her nasılsa birileri et vermişlerdi. O günden beri eti kasap dükkânında görüyor; ama

Bakanın kişi başına 15 kilo et tüketildiğini duyduğunda, 15 kilo eti alacak parayı nereden bulduğunu ve ne zaman yediğini bir türlü anımsamıyor.

Türkiye’de yaşayanların refah içinde yaşadığını duyuyor; ama iki aydır ev kirasını ödeyemediğini, elektrik su parasını yatıramadığını, çocuğuna kışlık bir giysi neden alamadığını düşünemiyor.

Sağanak yağmur gibi her şeye zam geldiğini biliyor; ama asgari ücretle neden geçinemediğini bir türlü bulamıyor.

Başka ülkelerde yaşayan emeklilerin dünya turuna çıktıklarını okuyor; ama günübirliğine bir deniz kıyısına gidip dinlenemediğini bir türlü anlayamıyor.

Soluduğu havanın, içtiği suyun, bastığı toprağın, yediklerinin jeotermal ve sanayi artıklarından zehirlendiğini duyuyor, görüyor; ama bu yüzden kanser olup öleceğini hiç akıl edemiyor.

Fabrikaların satıldığını, şirketlerin iflas ettiğini, hergün yüzlerce emekçinin işten atıldığını, işsiz kaldığını, yakında ona da sıra gelebileceğini hissediyor; ama nedenini araştırmak zahmetine katlanmıyor…

Haşlanmakta olan ve haşlanarak öleceğinin farkında olmayan kurbağa fıkrasını her dinlediğinde gülüyor; ama

KURBAĞANIN KENDİSİ OLDUĞUNU BİR TÜRLÜ ANLAMIYOR…

ÇOBANI DA, ÇOBAN KÖPEĞİNİ DE, KURDU DA O BESLİYOR; AMA HALA KİM OLDUĞUNUN FARKINA VARAMIYOR… 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
12 / 7 Bulutlu
Yarın: 16/9 Çok bulutlu