• 21 Aralık 2018, Cuma

YIL 1965

Yıl 1965

Aylardan Temmuz.

Hüraydın Gazetesi’nde muhabirliğe başlayalı dört ay olmuş.

Aydın’ın lakaplı futbolcularından Hüseyin Karababa, namı diğer ÇENGEL HÜSEYİN ile röportaj yapıyorum.

Aradan 53 yıl geçmiş.

Hüraydın Gazetesi’nin kağıdı sararmaya başlamış, zar, zor okuyabiliyorum yazdıklarımı.

Ve ne garip bir duygudur.

Sanki okuduğum her sözcük bir zaman tüneli misali beni o günlere götürüyor.

O günler bir film şeridi gibi gözlerimin önünden akıp gidiyor.

Duygusallaşıyorum.

Sevdam,

Hem de kara sevdam

Gazetecilik, ilk aşkım,

İlk heyecanım.

Sevdalı olmasaydım, hala yapabiliyor olabilir miydim?

Gazetecilikteki ilk okulum,

Hüraydın Gazetesi.

Gazetenin künyesinde adımı görmenin benim için ne denli anlamlı olduğunu anlayabilir misiniz?

Bugünlere, işte o gün attığım adımlarla geldim.

Çinli bilgenin dediği gibi:

‘’Hedefe ulaşmak için ilk adımı atmak gerek.’’

Hüraydın, Mücadele, Yeni Asır, Yeni Asır İzmir, Demokrat İzmir, İstanbul Akşam Gazetesi, Akdeniz Haber Ajansı, Cumhuriyet Gazetesi, İzmir Türk Haberler Ajansı, Aydın Gazete Flaş ve Hedef.

Evet, bu kutsal yolculuğum 1 Nisan 1965 yılında Hüraydın Gazetesi’ne girerek attığım ilk adımla başladı.

1 Temmuz 1965 tarihinde Hüraydın Gazetesi’nde Çengel Hüseyin ile yaptığım röportajı okurken, yazı dilimi, benzetmeleri, seçtiğim soruları, aldığım yanıtları okuyucuya yansıtma yorumlarımı, haber oluşturmanın olmazsa olmaz 5 N 1 K kuralını, haber yazma tekniğimi ve sonunda bütün oluşturmayı gözden geçiriyorum.

Teşekkürler.

Gazeteci doğduğuma inanıyorum.

İlkokula başladığınızda sınıf arkadaşlarınızla birlikte çektirdiğiniz fotoğrafa,40-50 yıl sonra baktığınızda neler hissettiğinizi anımsıyor musunuz?

Adlarını bile unuttuğunuz arkadaşlarınız şimdi yaşıyorlar mı? Yaşıyorlarsa neler yapıyorlar?

Yaşam bize farkındalığımızın, bilincinde olmamız için fırsat verir; fakat bunun anlamını bilemezsek o da zamanın bir parçası olarak akıp gider.

İşte bilinçli olarak farkında olmadığımız, araştırmadığımız bu sürecin adını ‘’ yaşlanmak’’ olarak kabul ederiz.

Oysa yaş almak başka, yaşlanmak başkadır.

Geçmişimiz, devasa bir arşiv olarak bilinçaltımızın derinliklerinde yerini alır.

Bunun bilincinde olursak, o arşivi hem kendimiz hem de yaşadığımız kentin tarihinin bir bölümü olarak değerlendirebiliriz.

Örneğin: birbirimizi tanıyalım ya da tanımayalım, yaşadığımız deneyimlerimizi sadece anlatacağımız anılarımız olarak değil de, yazarak belgelendirirsek, Aydın’ın ‘’kent belleğini’’ hazırlamış oluruz ki,bu da geleceğe uzanan bir köprü olur.

Bilincimizi yaşantımıza odaklamadığımızda, günlük yaşantımız da otomatik bir döngü içinde sürer.

Hergün hep aynı yerden işe, eve, gitmek, sadece anlık olaylara dikkat etmek yüzünden 60-70 yıl önce yapılmış bir evin kentsel dönüşüm nedeniyle yıkıldığının farkında bile olmayabiliriz.

Ne zaman Hasır Pazarı’ndan geçsem Hüraydın Gazetesi’nin mürettip hanesi gelir aklıma.

O mekan şimdi bir camcı. Karşısındaki eski hamam da takunya imalatı yapılırdı.

Birkaç yüz yıl öncesi ise orası İpek Yolu’nun devamıymış.

Yarın ne olacak?

Fırsat buldukça yaşadığım tüm deneyimleri yazıyorum.

Bu deneyimlerimi kitaplaştırarak Aydın’a olan sorumluluğumu yerine getirebilmenin gayreti içindeyim. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.