• 22 Haziran 2018, Cuma

ADALET GEÇ GELEN ADALET İLAHİ ADALET

Peki, “GEÇ GELEN ADALET ADALET DEĞİLDİR’’ sözünün anlamı nedir?

Adaletin tecellisi kimin elindedir?

Tanrı’nın mı?

Dinin mi?

Doğaüstü güçlerin mi?

Yoksa devleti yönetenlerin mi?

GEÇ GELEN ADALET, ADALET değilse, zaten ADALET değildir, önemli olan da neden geç geldiğidir.

 

Tanrı’nın mı? Sorusu soyut olduğu için somutlaştırmak zorlaşabilir.

Dinin mi? diye sorduğumuzda yine soyut bir kavram olan Şeri:at devreye giriyor.

Yoksa devleti yönetenler mi? dediğimizde ortaya hukuk dediğimiz yeni bir kavram çıkıyor.

Hukuk’un en kısa tanımı ise: toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların bütünü diyebiliriz.

Hukukun olduğu yerde her şey yasalarla somutlaştırılmıştır. Aradan yüzlerce yıl geçmiş olsa dahi hukuki kurallar geçerliliğini korur.

Biri çıkar da, hukuku kendi niyetine göre uygulamaya başladığında orta da ne adalet, ne geç kalmış adalet ne de ilahi adalet ne de hukuk kalır.

Yani her şey insanoğlunun beynindeki düşüncelerini kendine göre şekillendirip uygulamasına dayanıyor.

Hakimlerin, yargıçların bile, yasaları yorumlarken bir otoritenin istediğini yapmak için, o otorite gibi düşünüp, niyetlerini gerçekleştirmek için iğne deliği kadar bir boşluktan yararlanmaları, hukukun katledilmesi değil midir?

Toplumu düzenlemek için hukukun çatısı altında toplanan yasaları kim yaptı?

Toplumu yöneten ve egemenliğini sürdürmek isteyen güçler ve o güçlerin ideolojik, sınıfsal ve ekonomik anlamda bağımlı oldukları emperyal güçler değil midir?

 

İnsanoğlunun yaptığı toplumsal düzenlemelerde her türlü hile, entrika, hep olmuştur ve olacaktır; ama bu toplumsal komediyle başa çıkamadığı için, kendini teselli etmek, hatta kandırmak için İLAHİ ADALET kavramını icat etmekte neyin nesi?

İLAHİ ADELET sözcüğü Tanrı’nın gücüymüş gibi algılanıyor ise, yapılan bir haksızlığa Tanrı’nın ilahi adaleti hemen cezayı kesmelidir.

Yok, öteki dünyaya kalıyorsa, demek ki ütopik bile değil…

 

Adalet sistemiyle ilgili olarak Babil Kralı Hammur abi kanunlarından en ilginç olanı yargıçlarla ilgili. Şöyleki:

‘’Eğer, bir yargıç bir davaya bakar ve bir karara varırsa, verdiği hükmü yazılı olarak takdim eder; daha sonra verdiği kararda bir hata ortaya çıkarsa ve bu kendi hatasından kaynaklanırsa, o zaman davada onun tarafından kararlaştırılan para cezasının on iki katını öder ve halka ilan edilerek yargıçlık makamından el çektirilir, bir daha asla yargıçlık icra etmek için oraya oturamaz.’’

 

Hammurabi kanunlarından yargıçlarla ilgili olanını okuyunca, aklıma Ergenekon davasından yargılananlar ile halen cezaevinde yargılanmak için bekleyen insanlar aklıma geldi.

Acaba, kimisi yurtdışına kaçan, kimisi 600 yıl hapis cezasıyla yargılanan yandaş savcılara Babil Kralı Hammurabi’nin bu kanunu uygulansaydı geriye gerçek kaç savcı kalırdı?

Dedik ya her şey insanoğlunun başının altından çıkıyor diye. İngiltere de hakim ve savcıların bizdeki gibi belirli bir maaşı yokmuş; ama limitsiz kredi kartı kullanıyorlarmış.

Bir hakim kullandıkları kredi kartının gerçekten limitsiz olup olmadığını anlamak için ATM ‘den oldukça yüksek miktarda para çekmiş ve anlamış ki kullandıkları kartların gerçekten limit yok. Ertesi günü bankaya gidep çektiği parayı kuruşu kuruşuna hesaba yatırmış.

Ertesi günü yetkililer hakimin bu işlemi neden yaptığını sormuşlar, hakim de kartlarının gerçekten limitsiz olup olmadığını anlamak için yaptığını söylemiş.

Yetkililer, hakime “demek siz devletinize güvenmiyorsunuz’’ demişler ve o günden sonra hakimi emekli etmişler.

Nerelerden gezip dolaşıp buralara geldik.

Anımsıyorsunuz değil mi? YSK başkanı, “BİZİ BURAYA GETİREN İRADENİN İSTEĞİNİ YERİNE GETİRDİK” demişti.

İrade ne demişti?

‘’ATI ALAN ÜSKÜDARI GEÇTİ’’

Pazar günü sizce ilahi adalet mi tecelli edecek, yoksa

YETTİ GARİ Mİ diyilecek?

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
35 / 12 Güneşli
Yarın: 28/12 Parçalı bulutlu