• 22 Eylül 2018, Cumartesi

CUMHURİYET GAZETESİ (2)

Orhan Erinç’in ‘’Saray’a gönderdikleri isimsiz ama kimin gönderdiği belli ihbar mektuplarını, terörle mücadele şubesine koltuklarının altında götürdükleri gazete nüshalarını, bu haksız ve adaletsiz süreçteki rollerini unutmamız isteniyor’’

’’ Alev Coşkun gazetemizde, gönderilenler dahil çalışanlara alacaklarının ödenmemesi talimatını veren tek yöneticidir.’’

Şeklindeki açıklaması Cumhuriyet’te uzun süreden beri cadı kazanı kaynatıldığını gösteriyordu.

Büyük bir olasılıkla bu kaynatılan cadı kazanlarına karşın, Orhan abi yine de susmayı yeğleyecekti; ancak, ’’kasanın boşaltıldığı’’ gibi ağır bir suçlamanın, hem Orhan abiyi hem de arkadaşlarını zan altında bırakacağı için sessizliğini bozması gerekiyordu ki, Orhan abide bunu yaptı.

Cumhuriyet’te çalışırken Emine Uşaklıgil ve ekibinin yönetime gelişleriyle rahmetli Oktay Kurtböke abimizin yerine Hasan Cemal’in Genel Yayın Yönetmenliği’ne getirildiği süreçleri yaşadım; ama o süreçlerde bile böylesine cadı kazanları kaynatılmamıştı.

Cumhuriyet Gazetesi’nin tarihinde belki bir ilki Orhan Erinç yapmak zorunda kaldı.

Erinç’in kamuoyuna yaptığı açıklama:

‘’Kamuoyuna açıklamamızdır:

Cumhuriyet’ten ayrıldıktan sonra arkamızdan söylenenler konusunda Cumhuriyet’i ve gazetedeki arkadaşlarımızı gözeterek sessiz kalmaya karar vermiştik. Ancak kasanın boşaltıldığı iftirasından sonra arkadaşlarım ve kendi adıma bu sessizliği bozmak ve bu açıklamayı yapmak zorunlu hale gelmiştir.

Cumhuriyet gazetesinin yeni yönetimini anlıyoruz. 12 Cumhuriyet mensubunun 1,5 yıla varan tutukluluklarındaki ve 8 yıla varan hapis cezalarındaki sorumluluklarını, katkılarını unutturmaları gerekiyor. Saray’a gönderdikleri isimsiz ama kimin gönderdiği belli ihbar mektuplarını, terörle mücadele şubesine koltuklarının altında götürdükleri gazete nüshalarını, bu haksız ve adaletsiz süreçteki rollerini unutmamız isteniyor. Bunun için hedef saptırmaları, gündem değiştirmeleri lazım. Onlar da yönetime geldikleri 7 Eylül’den bu yana akıllarına ne geliyorsa söylüyorlar, yazıyorlar. Duymazdan geliyoruz, susuyoruz. Sadece Cumhuriyet’in ve içeride kalan arkadaşlarımızın zarar görmemesi için içine çekilmeye çalıştığımız kavgaya omuz silkiyoruz. Sessizliğimiz yanlış anlaşıldı, bu kez akçeli işlerde suçlamaya geldi sıra. Orası sabrımızın sınırının çizildiği yer: Gerçeği çarpıtıyorlar ve ortalığı bulandırıyorlar. Kimse Cumhuriyet gazetesinin eski yönetimine ve ayrılan emekçilerine bir kuruş haksız menfaat, tek bir ahlak ve etik dışı eylem isnat edemez. “Cumhuriyet’in kasasını boşalttılar” yalanına ilişkin gerçekleri kamuoyunun bilgisine sunarız.

Cumhuriyet, son beş yılda (2013-2017) ayrılan çalışanlarına yedi milyon lira tazminat ödedi. İşyeri uygulaması, işine son verilen ya da ayrılmak isteyenlerle karşılıklı anlaşarak, çoğunlukla birikale (bozma) sözleşmesi yaparak tazminatların ödenmesi şeklinde oldu. İkale sözleşmesi, iş hukukunda işverenle çalışanın anlaşarak ayrılmasını düzenleyen iki taraf için de en ideal ve uygar çözüm yoludur. Böylece bugüne, yani yönetim değişene dek ayrılanlara alacakları eksiksiz olarak ve hep tam zamanında ödendi.

Alev Coşkun gazetemizde, gönderilenler dahil çalışanlara alacaklarının ödenmemesi talimatını veren tek yöneticidir.

2000’lerin başında, nakit sıkışıklığına çözüm olarak, ödemelerin geciktirilmesi için bu yönteme başvurmak istediğinde, gazetenin hukuk bürosu bu davalarda şirketi temsil etmeyi reddetmiştir.

Alev Coşkun ise tazminatları ödemek yerine arkadaşı olan bir avukata vekâlet ücreti ödeterek işten ayrılan çalışanları dava açmak zorunda bırakmıştır.

Cumhuriyet gazetesi tarihinde bu uygulamanın eşi yoktur.

Bu nedenle Vakıf yönetiminin başına Alev Coşkun’un gelmesi durumunda, çalışanların özlük haklarının ödenmeyeceği zamanlara dönülmesini beklemek normaldir. Kaldı ki pek çok arkadaşımız için böyle bir yönetimle sulh olmak için dahi olsa aynı masaya oturup görüşmenin zül sayılması gerektiği açıktır. Özellikle de onların ihbarlarıyla cezaevinde yatanlar yönünden.

Bu nedenlerle hiçbir biçimde yeni yönetimle çalışmak istemediğini beyan eden fiilen yönetim kademelerinde görev yapan sekiz arkadaşımızla karşılıklı anlaşarak sözleşmeleri sona erdirildi. İyi ki öyle yapmışız! Yeni yönetim ilk iş, seçildikten bir saat sonra Murat Sabuncu’nun genel yayın yönetmenliğini ve sözleşmesini sona erdirdi. Ardından da şunu yaptı: Cuma günü Yazıişleri Müdürleri Bülent Özdoğan ve Faruk Eren’i, pazar günü de (evet Pazar!) Ankara temsilcisi Erdem Gül’ü mevcut görevlerinden azletti ama alacaklarını ödememek için sözleşmelerini feshetmedi, hangi göreve atandıklarını da bildirmedi! Bilindiği gibi sözleşmeler tek taraflı ağırlaştırılamaz. Sorarsınız çalışan kabul etmezse, aynı koşullarda devam edersiniz ya da sözleşmeyi feshedersiniz. Mevcut vakıf yönetiminin talimatıyla bir günlük genel yayın yönetmeninin ilk icraatı ise üç yayın yöneticisini (B. Özdoğan, F. Eren ve E. Gül) azledip onları gazetede “boşlukta” bırakmak yönünde oldu. Gazete yönetiminin her fırsatta dile getirdiği “kimsenin sözleşmesine son verilmediği” iddiasının aslı bu “boşlukta” bırakma halidir.

Yapılan sözleşmelere ilişkin yalanlar havada uçuşuyor. Konu şudur:

Sekiz arkadaşımızla ikale (bozma) sözleşmesi yapılmıştır. Sözleşme yapılanlar kıdemleriyle birlikte şöyledir: Murat Sabuncu (4 yıl 1 ay), Bülent Özdoğan (18 yıl), Faruk Eren (1,5 yıl), Güray Öz (23 yıl), Musa Kart (25 yıl), Önder Çelik (35 yıl), Bülent Utku (25 yıl) ve Ayşe Yıldırım Başlangıç (25 yıl). Bu arkadaşlarımız dışında başka biriyle sözleşme yapıldığı iddiası kulağınıza fısıldanıyorsa yalandır; sorun göstersinler.

Hesaplamalar, Basın İş Kanunu gereğince, üst sınıra tabi olmaksızın gazetecinin çalıştığı her yıl için bir aylık brüt ücreti, her yıl için 42 gün yıllık izin esasına göre kullanılmayan izin ücretleri, 3 aylık ücreti kadar ihbar tazminatı ve (gerçekte olan ve hesaplanması gerekenin altında bir) fazla mesai ücreti üzerinden gazetenin ilgili servisince yapılmıştır. 35 yıla varan kıdem süreleri olan sekiz kişi için toplam 1.653.000 lira hesaplanmıştır. Kolay anlaşılması için bunun astronomik olduğunu söyleyenlere iki örnek verelim. Kıdem tazminatı ödenerek işine 7-8 yıl kadar önce son verilen eski Adana temsilcisinin diğer talepleri için açtığı davada kazandığı alacağı 240 bin liradır. Eski İzmir temsilcisi ise halen süren davasında kendisine ödenen kıdem tazminatının dışında 400 bin lira talep etmektedir. Bu örneklerin de gösterdiği üzere arkadaşlarımızın yasal hak edişlerinden fazla tek kuruş hesaplandığı iddiası yalandır. Tüm kayıtlar ellerinde, sorun göstersinler.

Yönetimimiz İbrahim Yıldız’a tam 4 yıl önce İKALE sözleşmesi ile 375 bin lira ve Murat Ataş’a 4 yıl önce İKALE sözleşmesi ile 200 bin lira ödedi. Şimdi bu arkadaşlarımız yeniden yönetime geldiler. İbrahim Yıldız Vakıf ve yönetim kurulu üyesi oldu. Murat Ataş ise yazı işlerindeki görevine döndü ve Yeni Gün AŞ yönetim kuruluna girdi. Şimdi kendilerine yapılan aynı mahiyetteki ödemeyi unutup, bunun bir karalama vesilesi yapılmasına suskun kalmaları bir ahlak ve vicdan sorusunun çengeli olarak boyunlarında asılı kalacaktır.

Ayrılan yönetim, son ikale sözleşmeleri karşılığında bu sekiz kişiye tek kuruş ödeme yapmamış, senet ya da çek vermemiştir. Yalnızca hesaplanan alacakların altı taksitte ödeneceğini kabul etmiştir. Cumhuriyet’in yeni yönetimine soruyoruz: Cumhuriyet’in çalışanlarla ilgili uygulamasından geri mi dönüyorsunuz? Ayrılanların yasal haklarını ödemeyecek misiniz?

İnsanların yıllarca emek verdikleri, katkı sundukları bir işyerinden ayrılırken yasalarla belirlenmiş hak ve alacakları konusunda işverenle bir protokol yapması gibi uygar bir tutumun dedikodu ve ahlaksız suçlamalara malzeme yapılması, emeğe saygılı olduğunu iddia edenlerce dile getiriliyor, çok yazık, çok ayıp... Sorsunlar bakalım yeni anlaştıkları yazarlarına, eski gazetenizden ayrılırken kaç yıllık çalışmanız karşılığında, ne kadar tazminat aldınız ya da ne kadar tazminat için dava açtınız?

Sonuç olarak konu açıktır: Bir yanda işçilik alacaklarını (en azından bazı çalışanlar yönünden) ödememe niyetini en başta ortaya koyan “yeni” yönetim; bir yanda arkadaşlarımızın kolayca hesaplanabilecek alacakları ve sözleşmeye yazılan bedeller, bir yandan da beş yılda yedi milyon lira tazminat ödeyen, yollarını kimseyle tazminatsız ayırmayan eski yönetim. Yeni yönetim “biz eski yönetimin işyeri uygulamasından dönüyoruz; ayrılmak isteyenlere haklarını ödemeyeceğiz” diyorsa, bunu dürüstçe açıklasın. Yaydıkları dezenformasyonun, Cumhuriyet aleyhine Cumhurbaşkanlığına ve polise yapılan ihbarları ve Cumhuriyet çalışanları karşısında savcılık tanıklığı yapanların gazetede yeni ve üst görevlere terfi ettirilmesini kimseye unutturamayacağını da bilsin. Olay bundan ibarettir.18.09.2018

 

Arkadaşları ve kendi adına

Orhan Erinç 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
11 / 2 Parçalı bulutlu
Yarın: 8/1 Aralıklı gökgürültülü yağış