• 23 Temmuz 2018, Pazartesi

SINIF SENDİKACILIĞI , KEMAL TÜRKLER VE DİSK

Kemal Türkler yaşasaydı bugün 92 yaşında olacaktı.

Yaşatmadılar, 54 yaşındayken, 38 yıl önce 22 Temmuz 1980 günü evinin önünde kalleşçe vurularak öldürüldü.

Kemal Türkler, hukuk fakültesinde iki yıl okuduktan sonra ayrıldı.

1950’li yıllarda Demir ve Madeni Eşya İşçileri sendikası’na üye oldu.

1953 yılında aynı sendikanın Bakırköy şube başkanı, sonra da 26 yıl süreyle başkanlık görevini sürdürdü.

Kemal Türkler, 1958 yılında,sendikanın Türkiye genelinde örgütlenmesin de etkili oldu ve sendikanın adı Türkiye Maden-İş Sendikası olarak değiştirildi .

Kemal Türkler, 1961 yılında Rıza Kuas,Kemal Nebioğlu, İbrahim Güzelce ve Avni Erkalın’la birlikte Türkiye İşçi Partisi (TİP) kurdu ve partinin 1971 yılında kapatılmasına kadar genel sekreterliğini yaptı.

 

1967 yılında Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nu (DİSK) kurdu.

1977 yılına kadar DİSK Genel Başkanığını sürdürdü.

 

Kemal Türkler’i İstanbul’da gazetecilik yaptığım yıllarda tanıdım.

Çalışma alanım, siyasi partiler ve sendikalar olduğu için hem TİP’in hem de DİSK’in basın toplantılarında sık sık görebilyordum.

TÜRK-İş ve DİSK arasındaki fark, Türk-İş’e bağlı sendikalar üyelerinin çalıştığı işyerleri ile toplu iş sözleşmesi görüşmelerine uçuk kaçık rakamlarla başlıyorlar,işveren baskın çıktıkça aşağı iniyorlardı.

Kısacası, işçi, emekçi, sömürü sözleriyle yüzde 80 lerden başlayıp yüzde 8-10 lara kadar düşüyorlardı.

DİSK ise toplu sözleşme görüşmelerine ekonomist Prof. Dr. Sadun Aren’in başkanlığındaki kurul ile başılıyordu.

DİSK ayrıca, üyelerine sınıf sendikacılığı, emek, sermaye ilişkileri konusunda eğitimler de veriyordu.

DİSK’e bağlı bir sendika ile toplu sözleşme imzalayan işverenlere, Türk-İş ve DİSK arasındaki farkın ne olduğunu sorduğumda, DİSK’in önce işletmenin bilançolarına baktığını, bir takım verilere ulaştıktan sonra, kesin teklifini verdiğini ve bu teklifin iki tarafı da memnun edeceği bir rakam olduğunu, Türk-İş’in ise görüşmelere hamaset söylemleriyle başlayıp, uçuk kaçık rakamlardan yola çıktıklarını; ancak daha sonra düşüş yaptıklarını söylüyorlardı.

DİSK’in KURULUŞU:

1967 yılı Şubat ayında; Türk-İş Konfererasyonundan ayrılan Türkiye Maden-İş, Türkiye Lastik-İş, Türkiye Basın-İş sendikalarına bağımsız olan Türkiye Gıda-İş sendikası da katılarak DİSK’i kurdular.

DİSK KURULUŞ BİLDİRGESİ

1872 den bu yana greve hakkını kullanarak, direnme gücünün başarılarını toplayan, dernek kurma hakkını en güç koşullar altında kullanan, 1909’dan beri Uluslararası işçi dayanışması çabalarına katılan,

Demokrasiye aykırı yasalar değiştirilince 1946 da yeniden sendikalar kuran,

Sosyal adaletin gerçekleştirilmesi mücadelesinde 1961 de miting yaparak yeni bir aşamaya ulaşan,

Anayasa ilkeleri uğruna kurşunlanan, coplanan, hapse atılan, yine de toplumcu mücadelesini bırakmayan;

Bizler; Türk işçi sınıfının tüm çıkarları, hakları ve özgürlükleri ve de onuru için bir araya geldik.

Emperyalizmin, devletimizin ve milletimizin hayatına yineden kastetme çabalarının arttığını ve bir avuç aracının, kapkaççının ve sömürücünün bu çabalara katıldığını gören bizler, Büyük Atatürk’ün daha 1921 de ilan ettiği gibi “bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı” savaşmaya ant içmiş sendikacılarız.’’

DİSK’in kuruluşu gerçekten Türkiye İşçi Sınıfına yeni bir sınıf bilinci getirmişti.

Bunu özellikle 1977 yılındaki kanlı 1 Mayıs olaylarında görmüştük; çünkü binlerce işçinin toplandığı Taksim Meydanı’na değişik yollardan girmeye çalışan örgütlerin olası provokasyonlarını önlemeye yönelik sistemli çalışmalarıyla dikkati çekmişlerdi.

Ayrıca DİSK’e bağlı her sendika üyeleri emek-sermaye ve sınıf sendikacılığı konusunda bu işin uzmanlarınca eğitiliyorlardı.

Emperyalizm ve onun Türkiye’deki yandaşları Türkiye’de bilinçli olarak sınıf sendikacılığının gelişmemesi için

Uygun fırsatı 22 Temmuz 1980 günü yakaladılar.

Önce Türkiye İşçi Partisi’ni (TİP),sonra da DİSK’i (Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu) kuran adamı

Kemal Türkler’i hain pusuyla öldürerek bu sürecin amacına ulaşmasını engellediler.

Kemal Türkler’i öldürenler de, Bahriye Üçok’u, Muammer Aksoy’u, Uğur Mumcu’yu, Necip Hablemitoğlu’nu, Turan Dursun’u öldürenlerden başkası değiller. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
38 / 18 Güneşli
Yarın: 35/18 Güneşli