• 24 Kasım 2018, Cumartesi

KIBRIS; ÇOCUKLUĞUMUN MİLLİYETÇİ SEVDASI

Sevgi yolundaki Metin Taş eczanesinin batı yönündeki pastane, eskiden Mehmet Umut’un meyhanesiydi.

Rahmetli babam akşamları arkadaşlarıyla orada bir iki kadeh içerdi.

Yine bir akşam arkadaşlarıyla birlikteyken Askerlik Şubesi Başkanı Tahsin amca babamın yanına gelmiş,hoş beşten sonra babama demiş ki:

-Cahitciğim, gözün aydın, Atilla’nın askerlik emri geldi.

Babam, şaşırmış, daha kendini toparlayamadan konuşmasını sürdürmüş.

-bil bakalım neresi?

-babam iyiden iyi şaşırmış; ama Tahsin amca konuşmasını sürdürmüş.

-Atilla Kıbrıs’a tertip edilmiş; ama anlayamadığım bir şey var. Kıbrıs’a yabancı şubeden asker gönderilmiyor, bu iş nasıl oldu anlamış değilim.

Babam kendini topladıktan sonra;’’ Tahsin komutan, benim oğlan mutlaka bir haltlar çevirmiştir.’’ Demiş.

Babam haklıydı, bir süre önce Aydın Askerlik Şubesine gidip askerliğimi Kıbrıs’ta yapmak istediğimi söylemiştim.

Oradaki görevli subay, benim askerlik şubemin Erzurum olduğunu bu nedenle de Kıbrıs’a tertip edilmemin mümkün olmadığını söylemişti.

Ben de, Erzurum askerlik şubesi başkanına çok duygusal bir mektup yazarak yardım istemiştim.

15-20 gün sonra Erzurum askerlik şubesinden bana mektup geldi, mektup ‘’oğlum Atilla ‘’ diye başlıyordu.

Askerlik şube başkanı çok etkilenmiş olacak ki, yetkisini kullanarak beni Kıbrıs’a tertip ettiğini ve durumu Aydın Askerlik şubesine de bildireceklerini yazmıştı.

Sonunda çocukluğumun milliyetçi amacını gerçekleştirmiştim.

Rahmetli babam polis olduğu için Kars’a tayin edilmişti.

Kars’ta kesme taşlardan yapılmış Gümrük binası vardı, onun yanında da ‘’Sabuncu Zarif’in Hayatı’’ vardı.

Sabuncu Zarif’in Hayatı, bir bahçeydi, şimdiki siteler gibi 10-15 evin bulunduğu bahçe. Biz orada oturuyorduk.

Evimiz tek katlı ve üç odalıydı.

Babam hergün Cumhuriyet, Hürriyet, Milliyet, Yeni Sabah ve Akşam gazetelerinden alırdı.

Hergün dediysem günlük değil, birikmiş gazetelerdi; daha günlük gazete okunacak gelişme yoktu.

Bu beş gazetenin içinde Hürriyet Gazetesi’nin sahibi Sedat Simavi Kıbrıs için hemen hemen zaman yazardı.

Babamın Kıbrıs’la ilgili yorumlarını dinlemekten Kıbrıs’ı tanır olmuştum.

Denizi de, uçağı da okuldaki atlaslardan tanıyorduk.

Kıbrıs’taki soydaşlarımızın, Rumlar tarafından nasıl öldürüldüklerinin fotoğraflarını görüp, yazıları okuyunca çıldırıyordum.

Bu duygusallık benim yaratıcı yeteneklerimin gelişmesine neden olurdu.

Bana göre dünya milletleri toplanmışlar, Kıbrıs’ın Türkiye ya da Yunanistan’ın olması için her iki devletin hava kuvvetlerinden birer pilotun Akdeniz üzerinde savaşmalarına ve Kıbrıs’ın kazanana verilmesine karar vermişler.

Şans bu ya Türk Hava Kuvvetleri’nden de ben seçilmişim.

Nereden ve nasıl elde ettiğimi hala anımsayamadığım bir tenekeci lehim gözlüğünü pilot gözlüğü gibi kullanır, kollarımı iki yana açıp uçak olduktan sonra, uçak motorunun sesini taklit ederek, Yunanlı pilota saldırıyorum ve bir iki saatlik savaşın sonunda ben kazanıyorum ve Kıbrıs Türkiye’ye veriliyor.

Kıbrıslı soydaşlarımız ellerindeki Türk Bayraklarını sallayarak beni selamlıyorlardı.

Ben bu sanal savaşı verirken anacığım, babacığım da çaktırmadan pencereden beni izlerlermiş.

İşte o gün Kıbrıs benim milliyetçi sevdam oldu. İşte o gün Kıbrıs’a gitmeye karar verdim.

Isparta’da 8 ay süren acemi eğitiminden, İskenderun Dörtyol’daki üç aylık komando eğitiminden sonra ver elini Kıbrıs.

Sarıseki iskelesi’nden başlayan yolculuğumuz Onaran Gemisi’nin Magosa limanına demir atmasıyla tamamlanmıştı.

Sahilde bekleyen yüzlerce Kıbrıslı soydaşlarımız ellerinde Türk bayrağı bizi karşılamışlardı.

Uzun yıllar önce hayal olarak yaşadığım bu görüntü şimdi gerçek olmuştu.

Yüreğim titredi.

Karaya indikten sonra Barış Gücü’nün taşıtlarına binerken ağlayan insanları görmek, bize kendi ailelerimizi unutturmuştu.

Serde gazetecilik var ya, izinli günlerimde Lefkoşe’ye gittiğimde kahvehanelerde, lokantalarda, insanlarla dostluk kurup onların düşüncelerini öğrenirdim. O zamanlar Lefkoşe’de yayımlanan Albayrak, Bayrak gazetelerine gider kendimi tanıtır, dost edinirdim.

Aslında Kıbrıs’la ilgili birikimlerimi daha başka türlü değerlendirip, bilmeyenlerle, özellikle ön yargılı olan insanlarla paylaşmak isterim; çünkü hiçbir şey gerçekten göründüğü gibi değildir.

Kıbrıs, sadece Türkiye için değil, Rusya için de önemlidir; çünkü Kıbrıs stratejik açıdan Rusya’nın güneyinde, ya güvenli bölgedir ya da tehdit unsurudur.

Kıbrıs, Türkiye’ye bağlı olduğu sürece Rusya için güven vericidir; ama bir emperyalist ülkenin olursa Rusya’nın güneyi tehdit altında kalır; çünkü oradan atılacak bir füzenin hedefe ulaşması daha kolay olacaktır.

Kıbrıs’ta eğitim alırken şunu öğrendik ki, bizim uçaklarımız havalandıktan çok kısa bir süre sonra Kıbrıs üzerinde her türlü eylemi yaparak üslerine dönebiliyorlar; ama Yunanistan’ın herhangi bir üssünden havalanan uçak, Kıbrıs’a varmış olsa bile yakıtı tükendiği için geriye dönüşü neredeyse imkânsızlaşıyor.

İşte bu durumdan dolayı Yunanistan Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan sonra Rodos adasında üs kurmuştur.

Yunanistan’ın bugün kıyımızdaki adalara yerleşmesinin gerçek amacı da budur.

Rahmetli Bülent Ecevit’in Başbakanlığı döneminde Yunanistan karasularını 12 mile çıkaracağını açıkladığında yer yerinden oynamıştı; çünkü Yunanistan’ın karasularını 12 mile çıkarması demek İzmir’e girmesi demekti.

Ne yazık ki milletimizin büyük bir kısmı bunun farkında değil, farkında olanlarda her zaman olduğu gibi üç maymunu oynamayı sürdürüyorlar.

21 Kasım’ı 22 Kasım’a bağlayan gece Rauf Denktaş balıkçı teknesiyle Kıbrıs’a çıkarken Rum devriyeler tarafından yakalanmıştı.

O gece verilen alarmla KTKA (Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı) teyakkuza geçmişti.

Kıbrıs’la ilgili daha fazla ayrıntılara girmek istemiyorum; ama herkes şunu iyi bilmeli ki Kıbrıs şöyle ya da böyle bir şekilde bir başka devletin güdümüne girerse sadece bizim değil, başta Rusya olmak üzere kuzeyimizdeki tüm devletlerin güney sınırları tehlikeye girecek, böylesi bir durumda Türkiye’nin istese de sessiz kalması olası değil; çünkü devir o devir değil ve başımızda ne Atatürk, ne de İsmet Paşa var… 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.