• 24 Aralık 2018, Pazartesi

AYDIN ESKİ ESERLERİ SEVENLER DERNEĞİ VE MÜKERREM KÜRÜM

Cumartesi sabahı aynı gün saat: 15:00 de derneğin olağan genel kurulu olduğuna dair mesaj geldi.

İçimden ‘’Allah Allah bu nasıl iş‘’ dedim ve Mehmet Özçakır’ı aradım.

Bu çağrı ikincisiymiş, gittim.

Bir ya da iki yıl önce Özçakır beni derneğe götürdü ve üye oldum.

Cumartesi günkü genel kurulda Özçakır faaliyet raporunu okurken şaşırdım kaldım.

Neler olmuş neler de benim haberim olmamış.

Niye haberim olmamış; çünkü yönetim duyurmamış.

Aslında yönetim sosyal medyayı kullanarak duyurmuş; ama ben duymamışım.

Oysa başkanların ve yönetim kurullarının üyelere iletişimi sınırlı olmamalı.

Demek ki ben de üyelik sorumluluğumu yerine getirmemişim.

Üye olduğum günden beri bir kez bile Özçakır’a dernek çalışmaları hakkında tek soru sormadım.

O zaman eleştirmeye de hakkım yok.

Dernek kayıtlarına göre 109 üyeden 30’unun katılımıyla genel kurul yapıldı.

Seçim sonunda Özçakır’ın hazırladığı liste 18,Hava Çetinkaya’nin genel kurul sırasında hazırladığı liste 12 oy aldı.

Havva Çetinkaya’nın seçimlere geçildiği sırada liste hazırlamak zorunda kalması ortamı biraz gerdi; ama sonradan şambaliye bağlandı.

Böylece Özçakır başkanlığındaki yönetim yeni bir döneme daha başlamış oldu.

Özçakır’a yönetimde değişiklik var mı? diye sorduğumda, Müslime Güneş’in yerine Figen Çakırtaş’ın girdiğini söyledi.

Bir bakıma iyi olmuş; çünkü halkla iç içe olması gereken derneklerin yönetiminde hep aynı insanların görev alması bencillik duygusunu beslediği için, derneğin işlevinde yaratıcı olmayı da engelleyebiliyor.

Tüm bunlara karşın Mehmet Özçakır’ın Mükerrem Kürüm öğretmenimizin dernek yönetiminde olması gerektiğini neden düşünmediğini merak ediyorum; çünkü Mükerrem Kürüm ‘ün Aydın’a verdiği emekleri herkesten fazla Özçakır’ın mutlaka bilmesi gerektiğine inanıyorum.

Mükerrem Kürüm öğretmenimiz; akademik kariyerine ruhunu da katarak çalıştığı için bencillik duygusundan arınmış bir bilim kadını olarak uluslararası etkinliklerde hem Aydın’ımızın hem de ülkemizin, 2. Muazzez İlmiye Çığ’ı olabilecek değerde bir insandır.

Bu nedenle Mehmet Özçakır ve yönetimine ‘’bu ayıp size yeter’’ diyorum.

Divan başkanı Ertuğrul Özdem’ir çarşaf liste önerdiklerini; ancak blog listede karar verildiğini söylediğinde üzüldüm; çünkü işini ruhunu da katarak yapan Mükerrem Kürüm öğretmenimin de olmasını isteyenler çoğunluktaydı.

Yanlış anlaşılmasın, Mükerrem öğretmenimiz yönetimde yok diye katkı koymaz demiyorum, işini ruhunu da katarak yapan bir akademisyen hanımefendi olarak hepimiz onu yönetimde görmek istiyorduk.

Gelelim Aydın Eski Eserleri Sevenler Derneği’ne.

1973 yılında kurulan dernek bugün 45 yaşında.

Bu süreç içinde göreve gelen yönetimler neler yaptı bir bilen var mı?

Belli ki uzunca bir süre tabela derneği olarak varlığını sürdürmüş.

Oysa Aydın’ın tarihi ve kültürel değerleri parmak ısırtacak kadar zengin.

Benim dana önceleri duyduğum bu derneğin oldukça zengin bir arşivi varmış; ama göreve gelen birileri bu arşivi bir yerlere taşımış.

Bence bu konu araştırılmalı, her yönetim kendinden önceki yönetime bu konuda ne bildiğini sormalı, araştırmalı.

Belki biraz zaman alır; ama sonunda geçmiş aydınlanır.

Bu önerim, derneğin sadece geçmişe odaklanmasını istemek değil, bir taraftan geçmişle ilgili araştırma yapılırken bir taraftan da gelecekle ilgili çalışmalar yapılmalıdır.

Derneğin adı, Aydın Eski Eserleri Sevenler Derneği; ama daha geniş anlamlı olarak değerlendirildiğinde ülkemizin her yöresinde geçmişin izini taşıyan eserler var.

Bu kültürel yapıların da paylaşılması düşünülmelidir.

Daha önce yayımlanan derginin şimdi daha geniş kapsamlı ve halka açık olarak etkin olması sağlanmalıdır.

Bu konuda gönüllü olarak çalışmak, yazmak, fotoğraflamak isteyenlere fırsat tanınmalıdır.

Geçmişteki Aydın’a ait, eşyalar, fotoğraflar, giysiler, makinalar, aranmalı, sergiler açılarak, kataloglar hazırlanarak ilgi duyanlarla paylaşılmalıdır.

Aydın Eski Eserleri Sevenler Derneği, adının anlamına, amacına ve işlevine uygun çalışmalar yaparsa geçmişin kendine özgü kültürü onu var eden somut verilerle gelecek kuşaklara taşınır ve bu başarıldığında birisi çıkıp derneğin arşivinin kimin ya da kimlerin elinde olduğunun araştırılmasını isteme gereği duymaz.

Benim bu genel kuruldan aldığım ileti, derneğin arşivinin kim ya da kimler tarafından gasp edildiğini bulma görevidir.

Bu konuda geçmiş yönetimlerle ilgili gerekli bilgileri Mehmet Özçakır’dan alacağıma inanıyorum.

Sonrası çorap söküğü gibi gelecektir,kuşkunuz olmasın…

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.