• 25 Mayıs 2018, Cuma

DÜN BUGÜN YARIN

Bir zamanlar Türkiye’yi Koalisyon Hükümetleri yönetiyordu.

CHP ile ANAP koailisyon kuramazlar önyargısı egemendi.

Cumhurbaşkanı hükümet kurma yetkisini en fazla milletvekili çıkaran partiye verirdi.

Bu avantaja sahip genelde Çoban Sülü lakablı Süleyman Demirel di.

Bazen koalisyon hükümetinin kurulması uzun sürerdi, hatta rahmetli İsmet Paşa ölmeden önce hükümetin kurulup kurulmadığını sormuş, kurulamadığını öğrenince ‘ne kurulmaz hükümetmiş’’ dedikten bir süre sonra yaşama veda etmişti.

Koalisyon hükümetlerinin Türkiye için pek de yararlı olmadığını savunan parti genel başkanları temcit pilavı gibi hep bu sözü yinelerine rağmen bir türlü tek başlarına iktidara gelebilecek sayıda milletvekili çıkaramazlardı.

Hükümetin beceriksizliği TBMM de konuşulmaya başladığında başbakan Süleyman Demirel, öfkelenir, hiddetlenir, elinde ünlü şapkası, başını sol geriye yatırır ve gıdısını şişire şişire, “BULUN 226 ‘yı DÜŞÜRÜN’’ diyerek muhalefete meydan okurdu.

 

Siyaset ustası, çarıklı erkan seçmen de ahkam keserdi, ’’NE BU YA HANGİSİ OLURSA OLSUN TEK BAŞINA GELSİN İKTİDARA’’ diyerek son sözünü söylerdi; ama zamanında ya da erken yapılan seçim sonunda yine hiçbir parti tek başına iktidara gelemezdi.

Hatta bazen öyle ilginç sonuçlar alınırdı ki üç parti koalisyon hükümeti için anlaşmak zorunda kalabilirdi.

Neyse, yıllarca koalisyon hükümetlerinin kısır döngü olduğu söylendi durdu.

Oysa o kısır döngü denilen koalisyon hükümetlerinde herkesin kontrol etme hakkı vardı.

Koalisyonun en büyük ortağının ortaya attığı bir proje, öteki ortaklardan tarafından imine cimine kadar incelendikten sonra karar veriliyordu.

Aynı döngü öteki ortak içinde geçerliydi.

Hangi partiden olursa olsun bir vatandaş, hükümet ortağı partilerden birisin milletvekilinden bir şey talep ettiğinde savsaklanmıyordu, parti ayrıcalığı pek yapılmıyordu.

Başbakan Süleyman Demirel, hükümetin kurulmasından hemen sonra ‘’ENKAZ DEVRALDIK’’ diyerek, ekonomiyi özetliyordu. Oysa enkaz dediği dönemde de kendisi başbakandı.

Geceleri sık sık elektrik kesilirdi, Bulgaristan’dan elektrik almak kesinleşince, Süleyman Demirel,’’Yazın biz Bulgarlardan elektrik alacağız, kışın da onlar bize elektrik verecekler.’’

Sorunlar üst üste gelmeye başlayınca gazeteciler Demirel’e sorarlardı. ’’Sayın Demirel, şu mesele nasıl çözülür?’’

Süleyman Demirel yanıtlardı: “MESELEYİ MESELE YAPMAZSANIZ ORTADA MESELE DİYE BİR ŞEY KALMAZ’’

 

12 Eylül sonrası Turgut Özal’a gazeteciler sordular, “SİYASİ YASAKLARI KALDIRACAK MISINIZ?’’ Özal, ’’DÜŞÜNÜYORUZ’’ DEDİ.

Gazeteciler sevinçle Demirel’e koştular ve sordular: “SAYIN DEMİREL, TURGUT ÖZAL YASAKLARIN KALKABİLECEĞİNİ SÖYLEDİLER. YASAKLAR KALKARSA ADAYLIĞINIZI KOYACAK MISINIZ ?’’

 

Süleyman Demirel, bu kez şapkasını arkaya kaydırıp, yine gıdısını şişirdikten sonra mağrur bir edayla soruyu yanıtladı:

‘’GAKTI DA GOMADIK MI ?’’

Ertesi günü ulusal gazetelerin ortak manşeti: DEMİREL; “GAKTI DA GOMADIK MI? ‘’

 

Ülkeyi 16 yıldır AKP tek başına yönetiyor.

16 yılda açılmış bir tek fabrika yok. 16 yılda ülke yararına yapılmış tek bir olumlu yatırım yok.

Fıstık İran’dan, Çörekotu Suriye’den, sığır eti Sırbistan’dan, saman Bulgaristan’dan, tohum İsrail’den, nohut, mercimek Kanada’dan, pirinç Çin’den, peynir Hollanda’dan TARIM BAKANI TÜRKİYE’DEN

Onca yıl koalisyonlarla yönetilen Türkiye, şimdi bir tek partinin yönetiminde 16 yıldır bitmeyen senfoniyi dinliyor, aynı oyunları yaşayarak izliyor. Asgari ücretle geçinemediği halde saray, yol yapıldı diye gururlanıyor.

 

Dünle bugün arasındaki farkın ne olduğunun bilincine varılmazsa YARIN bugünden daha beter olacaktır; çünkü

GELECEK ŞİMDİKİ ZAMANDA YARATILIR. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
12 / 7 Bulutlu
Yarın: 16/9 Çok bulutlu