• 25 Ağustos 2018, Cumartesi

BAYRAMDA YAŞANANLAR

ÇERÇİOĞLU-AYDINSPOR- AKP’LİLER.

BARKAN’IN BAŞINA GELENLER.

VE KURBAN KESMEK

Analitik psikolojinin babası, İsveçli psikolog Carl Gustav Jung, insanlığın sonunun, atom, hidrojen, kimyasal silahlardan ya da salgın hastalıklardan değil de, bireylerin bilinçaltlarının kendilerini yönetmesinden meydana gelebileceğini ileri sürer.

Bu demektir ki; bilinçaltının etkisinde kalan kişi, nedenini kendisinin bile bilmediği bir karar yüzünden sonuçlarını hesap etmediği birçok eylemi başlatabilir.

İnsan yaşamını yöneten bilinç ve bilinçaltı dediğimiz kavramları incelediğimizde, bilincin; bir eyleme karar vermeden önce düşünmek, mantık süzgecinden geçirmek, akla uygunluğunun sorgulandığı anlamını kavrıyoruz.

Bilinçaltını incelediğimizde ise her sorumuzun yanıtını alsak bile yeni soruların var olduğu gerçeğiyle karşılaşarak kendimizi giderek genişleyen sınırsız bir evren için de buluyoruz; çünkü yaşamımızla ilgili her şey bilinçaltımıza kayıtlıdır.

İşte bu yüzdendir ki, Carl Gusav Jung, “bilinçaltı korkularımızı bilince çıkarmazsak, karşımıza kader olarak çıkar’’ der.

Bunları niye yazdım?

Yazacaklarımın daha iyi değerlendirilmesine yardımcı olsun diye.

Aydınspor 1923’ün yöneticileri ve futbolcuları Hüseyin Aksu tesislerinin suyunun kesilmesini, protesto etmek için

Atatürk Kent Meydanı’ndaki havuza girmişler.

İçerisinde oldukça yüksek elektrik donanımı bulunan bu havuzda saç teli kadar ince bir telden kaçacak elektrik akımının gücü suda daha etkili olacaktır.

İddiaya göre başkan havuza girilmesini istemiş, futbolcularda girmişler…

Laf aramızda futbolcuların başkanın isteğini sorgulamaksızın yerine getirmeleri de garip…

Ya ertesi günü yerel ve ulusal basında manşet olarak, “BAŞKANIN EMRİYLE HAVUZA GİREN FUTBOLCULAR ELEKTRİK AKAMINA KAPILARAK YAŞAMLARINI YİTİRDİLER’’ yazsaydı?

Bunun sorumlusu kim olurdu?

Bakın bilincin varlığı burada kendini gösteriyor: Dur, düşün ve karar ver.

Bilinçaltı ne diyor?

Bilinçaltı diyor ki. “HAVUZA GİRSİNLER’’

Havuza girilmesini kim emretmişse o kişinin bir psikiyatra gitmesinde yarar var.

Peki bu olaydan yararlanarak Özlem Çerçioğlu’na küfredecek kadar kendilerine kaybeden; AKP Efeler Yön. Kur. Üyesi Levent Sabancı ile AKP il gençlik kolları yön. kur. üyesi oldukları söylenen Nihat Tığlı’nın çıkarları nedir?

Bence onların bilinçaltları dolduğu için artık patlamış foseptik çukuru gibi dışarı taşmış. Onlar da tez zamanda bir psikiyatra görünmeliler.

Bilinçli bir erkek öfkeli anında bile bir kadına, anaya, küfretmez, küfür kimin ağzından çıktıysa onun zavallılığını gösterir.

Şimdi göstermelik bir özür dilemeyle bağışlanmayı bekliyorlarsa bu bile onların zavallı olduklarını gösterir.

Koşullar ne olursa olsun siyasi kimlikleri olan erkeklerin, bir olayı bahane ederek siyasi kimliğinin ötesinde kadın olan, ana olan, eş olan, bacı olan Özlem Çerçioğlu’na küfredecek kadar seviyesizleşmişlerse bu eylemlerinin altında siyasi bir öfkenin, sinsi sinsi fırsat beklediği de düşünülebilir.

Bakalım AKP milletvekilleri bu edepsizliği yapan yönetici üyelerine nasıl davranacaklar?

Bu olay bana bir şeyi anımsattı, adını ne koyacağımı bilemedim.

Aydınspor 1966 da yönetici olduğum yıllarda Belediye Başkanı Hüseyin Aksu idi.

Bir süre önce yıkılan Aydınspor 1966 tesislerinin suyunu kesmişti. Futbolcular antrenmanlarını bitirmeden zamanki İncirliova Belediye Başkanı olan MHP’li Şerif Temel’e telefon açıp durumu anlatmıştım.

Sağ olsun Şerif Temel Başkan, antrenman bitmeden birkaç tanker su göndermişti.

Bizim de suyumuz kesilmişti; ama yöneticiler de futbolcular da Belediye Başkanına küfür etmemiştik.

Aslında çok geniş kapsamlı bir AYDINSPOR DOSYASI açmak gerekir; çünkü biz kulübü yönetmek için para bulamıyorduk, şimdi ihaleler veriliyormuş, bence bu dosya açılmalı, herkes kendi dönemine ait bildiği ne varsa paylaşmalı, kimler Aydınspor sayesinde nerelere geldi, kulübe ne verdi, karşılığında ne aldı bunları herkes öğrenmeli.

Ha birisi çıkar ben çok şey biliyorum derse onu önce ben dinlerim; ama inanın anlatacaklarında tek şey insanların nöbet değiştirmiş olmalarıdır.

Asıl önemli olan da Aydınspor’u birilerine kazanç kapısı yapmamaktır. Aydınspor 1966’nın kıymeti bilinmedi, kullanıldı ve hiç te hak etmediği bir şekilde kayboldu.

Yerine gelen Aydınspor 1923’ünde aynı akıbete uğrayacağından hiç kuşkum yok.

Bunca yıldır Aydınspor’u kullananlar değişti; âmâ Aydınspor değişmedi.

Aydınspor anlamı, Aydınspor 1.ligten düştükten sonra önemini yitirmiş, birilerine maddi ve siyasi güç kaynağı olmaktan kurtarılamamıştır.

Taşıma suyla değirmen döndürülemeyeceğine göre Aydınspor’u geçmişteki tarihinde bırakmakta yarar var.

BARKAN KALINOMUZ

Eskisi gibi faceeboka girmiyorum.

Baktım Baro Başkanımız Gökhan Bozkurt, Barkan Kalınomuz’un Sabiha Gökçen Havaalanında tartaklandığını paylaşmış.

Okudum; ama nasıl olduğu açık değildi.

Bayramın ikinci günü Barkan’ı arayıp nasıl olduğunu sordum.

Barkan Kalınomuz, Diyarbakır Hukuk Fakültesi’ni bitirmiş, bu nedenle arkadaşları onu Diyarbakır’a davet etmişler.

Dönüşte aktarmalı olarak yolculuk ettiği için kimliğinin bulunduğu valizi bir sonraki uçağa kalmış.

İstanbul’a indiğinde İzmir için aktarma yapacağı işlemler biraz uzamış, Barkan’da kendi kendine söylene söylene giderken, bundan sonrasını ondan dinleyelim.

-baktım işlem uzun sürecek İzmir için yeni bir bilet almaya giderken yaşadıklarımdan dolayı kendi kendime konuşuyordum, birden teke tek kalsak hayatta beni dövemeyecek en fazla 50 kiloluk bir adam ’’-ya Allah bismillah Allahu ekber’’ diyerek enseme vurdu. Sendeledim, düştüm, üstüme çıktı vurmaya başladı. Sağ ayak bileğimle, dizimde ezilmeler oldu. Ben de adamı üstümden atmak için çalışırken baktım tekbir seslerini duyan geliyor, tabi burada güvenlikçilerde, geldi. Ben adama CHP’liyim dediğimde adama daha da celallendi. O benden bende ondan davacı oldum. Bu arada Baro Başkanımız Gökhan beyi aradım, anında İstanbul barosu müdahil oldu.’’

Şimdi gelelim Barkan Kalınomuz’a saldırana.

Barkan’ın ‘’hayatta beni dövemeyecek 50 kiloluk adam’’ dediği kişi neyin etkisinde kaldı ki hiç tanımadığı birisine, salt kendi kendine konuşuyor diye saldırırken hem de sinsice arkadan vurur ve bu eylemi gerçekleştirmeden önce niye tekbir çekerek yandaşlarına sinyal gönderir.

Yıllar önce yaşadıklarından ve seçtiği yolda öğrendiklerinin bilinçaltına girmiş olmasından olamaz mı?

Bal gibi olur; çünkü bilinçsiz davranışlar bilinçaltında kalmış duygu ve düşüncelerin dışavurumudur.

Yakalayamadığı kurbanı baltayla durduran.

Kestiği koyunun hamile olduğunu gören,

Kesilen kurbanların iç organlarını sokakta bırakan,

Kurbanın sırtına çıkıp bıçakla kesen,

Kurbanın kanını kendi ve çocuklarının yüzüne süren,

Daha neler neler, yukarıda yazdıklarımın dışındakileri de katarsak ortaya çıkan manzara insanların tam anlamıyla tırlattıklarını gösteriyor.

Peki bilinçli düşünen bir insan, kurbanın sırtına balta saplayarak durdurur mu?

Bilinçli bir insan kestiği kurbanın iç organlarını sokakta bırakır mı?

Bilinçli bir insan kurbanın sırtına çıkarak kesmeye çalışır mı?

Bilinçli bir insan kestiği kurbanın kanını, çocuklarının ve kendi yüzüne sürer mi?

Bilinçli bir insan sattığı koyunun hamile olup olmadığını araştırmaz mı?

Her gün gazetelerde okuduğumuz haberleri de hesaba kattığımızda, bir süre önce yazdığım gibi son sürat 80 milyonluk bir tımarhane olmaya doğru koşuyoruz.. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
9 / 0 Az bulutlu
Yarın: 13/7 Sağanak yağışlı