• 26 Mayıs 2018, Cumartesi

AZRAİLİN ÖTEKİ ADI: JEOTERMAL

Birkaç gün önce duyurulan, EFELER BELEDİYESİ JEOTERMAL KOMİSYONU RAPORU nihayet açıklandı.

Efeler Belediyesi, jeotermal cehennemine bir çözüm bulmak amacıyla Aydın’daki siyasi partilerden 2 şer üye alarak 6 kişilik bir komisyon kurmuş.

CHP’den İsmail Türkbay, Fikri Ay, MHP’den Nedim Ünal Etem Yeşilyurt, AKP’den Ahmet Ünveren, Özcan Petekkaya.

Jeotermal Komisyonunun başkanı da Efeler Belediyesi’nin CHP’li Meclis üyesi İsmail Türkbay.

 

Karşıdan bakılınca önceki yıllarda bu mevsimde portakal çiçeği kokan Aydınımızı, şimdi çürük yumurta kokusundan kurtarmak için siyasi amacı olmayan; ama Aydın’daki siyasi parti yetkililerinden oluşan altı kişilik komisyonun AKP’li üyeleri Ahmet Ünveren ve Özcan Petekkaya yapılan toplantılara katılmadıkları gibi bir süre sonra “BİZ BU İŞTE YOKUZ’’ diyerek komisyondan ayrılmışlar.

Adamlar haklı…

Bir önceki dönem Aydın Tabipler Odası Başkanı Dr. Metin Aydın, Ziraat Mühendisleri Odaları Aydın Şubesi Başkanı Ziraat Yüksek Mühendisi Mahmut Nedim Barış, AYÇEP Başkanı Mehmet Vergili, Av. Akın Yakan ve daha birçok kişi, Aydın’ın, havasının, suyunun, toprağının zehirlendiğini yürekleri dolusu haykırarak sağır sultana bile duyururlarken,

AKP’li üyeler kendilerine sorulacak çeşitli sorulara nasıl cevap verirlerdi ki?

AKP’li üyelerin günahını almayayım, onlar da bizim gibi Aydın’da yaşıyorlar, acı gerçeğin farkında olmamaları olanaksız; ancak birileri onlara “SUSUN, KARIŞMAYIN’’ demiş olamaz mı?

Hele milletvekili Mustafa Savaş, 2Aydın jeotermalden 70 milyon kazandı’’ diyerek milleti maniple ederken.

Mehmet Erdem, Abdurrahman Öz, sessiz kalmayı yeğlememişler miydi?

 

Neyse dönelim asıl konuya…

 

Dört sayfadan oluşan duyuru metninin 3 sayfası katılımcıların imzalarına ayrılmış.

Gerçi gazeteniz Hedef’te haber olarak okuyacaksınız; ama ben yine de metni okumanız için araya sıkıştırdım.

Amacım, metnin önemli kısımlarını daha belirginleştirerek içeriğini yorumlayarak sizin de düşüncelerini tetiklemek.

 

                                                                     KAMUOYUNA

            Aydın halkı ve Aydın halkını temsil eden aşağıda imzaları bulunan siyasi partilerin, odaların, sendikaların, derneklerin, STK’ların başkanları olarak, ülkemizin elektrik enerjisine olan ihtiyacının, elektrik elde edilirken kullanılan yurt dışı enerji kaynaklarına olan bağımlılığın bilincindeyiz. Ülkemizin kalkınması, dışa bağımlılığın azaltılması yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının devreye sokulması gerektiğine yürekten inanıyoruz...

        

  Kentimiz genelinde birbiri ardına kurulan jeotermal elektrik santrallarının öz olarak yerli ve yenilenebilir enerji kaynağı olmasına rağmen, uygulamada denetim yetersizliği, ilgililerin vurdumduymazlığı nedeniyle çevreyi kirleten, doğal kaynakları tahrip eden, insan sağlığını hiçe sayan enerji türüne dönüştürüldüğünü görmekteyiz…

 

Jeotermal santral sahiplerinin temiz ve yenilenebilir bir enerji kaynağını sırf daha fazla para kazanma hırsıyla hoyratça kullanmaları sonucunda portakal çiçeği kokan Efeler ilçemizin çürük yumurta kokmasını üzüntüyle izlemekteyiz

       

 Anayasa, yasalar, yönetmelikler ve uluslarası sözleşmelerin verdiği yetki ve görevle doğayı ve insan sağlığını korumak zorunda olan devlet yetkililerinin, yasaları gözardı ederek görevlerini yerine getirmeyip milli ve yenilenebilir kaynaklarımızın yok edilmesine seyirci kalmalarını kabul etmiyor, onları görevlerini yerine getirmeye davet ediyoruz…

      

  Aydın halkı olarak bilgi kirliliği karşısında neye inanıp neye inanmayacağımızı bilemiyoruz. Bildiğimiz, gördüğümüz, kokladığımız ve duyduğumuz, çürük yumurta kokusu, Göğe ağan buhar, derelere salınan akışkan incir ve zeytinde verim ve kalitenin düştüğüdür…

     

   Hava ve su bir şekilde temizlenebilir, ancak kirletilerek öldürülen toprak geri döndürülemez. İki santim kalınlığında toprağın oluşması için yüzlerce yıl gerekir. Biz Aydın halkı olarak diyoruz ki, Gökyüzü mavi, ağaç yeşil, bulut beyaz, su berrak, toprak temiz kalsın, kuşlar özgür uçsun…

   

 Aydın halkı olarak yetkililerden talebimiz, yerli ve yenilenebilir enerji kaynağımızın para hırsına kurban edilmemesi. Kaynağımızın hoyratça kullanılması nedeniyle çevre kirliliği yaratmasının önüne geçilmesi, insan sağlığının korunması

 

 Jeotermal akışkanın doğaya, doğadaki ürünlere ve insan sağlığına verdiği zararın zaman geçirilmeden, Kentimiz ve yakın illerin üniversitelerinde görev yapan bilim insanlarınca araştırılmasını, araştırma sonucu verilecek raporun derhal kamuoyu ile paylaşılmasını…

 

Jeotermalin hoyrat kullanımından Gediz Ovasında olduğu gibi yeraltı sularının Arsenik’ten ve diğer ağır metallerden etkilenip etkilenmediğinin araştırılmasını, kenti-mizde bulunan hava kalitesi ölçüm cihazı sonuçlarının kamuoyunu duyurularak halkın bilgilendirilmesini talep ediyoruz…

 Taleplerimizin yerine getirilmesi aşamasında geri dönülemeyecek zararlara sebep verilmemesi için, yeni sondaj kuyularının açılmasına, yeni jeotermal elektrik santrali kurulmasına izin verilmemesini talep ediyoruz.

 Unutmayalım ki, elektrik enerjisi başka yollarla da elde edilebilir ancak katledilen doğa geri getirilemez… Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız.

 

Duyuru da, TÜM HALKIMIZ DAVETLİDİR, denilmişti; ama her zamanki gibi HALK yoktu.

Niye yoktu?

Halk bıkmıştı dört duvar arasında toplanıp ağıt dinlemekten.

Yöneticiler, ilgililer, tekmil yetkililer şunu iyi bilmeliler ki YAŞADIĞIMIZ TOPLUMUN, İNSANLIĞIN NEREDEYSE YÜZDE 80’İ GÖRSELDİR.

YANİ GÖRMEKTEN ETKİLENİR…

YANİ GÖREREK İKNA OLUR…

YANİ GÖREREK KARAR VERİR…

 

 Efeler Belediyesinde otobüs mü yok?

Yeteri kadar yoksa Büyükşehirden istenirdi.

O da yetmezse, yılbaşlarında takvime, kağıt çay bardaklarına, bez afişlere, pankartlara ayrılan bütçeden özel sektörden araç kiralanabilirdi.

Menderes nehrindeki toplu balık ölümlerini anlatmak yerine götürürdünüz halkı ölüm bölgesine ve derdiniz ki;

“EY AYDINLI HEMŞEHRİM!  İŞTE GÖRDÜĞÜNÜZ GİBİ BUGÜN BALIKLAR YARIN BİZ.’’

Gösterirdiniz katliama uğramış balıkları, koklatırdınız Menderes’in havasını, gösterirdiniz cehennem çukuru gibi köpük köpük kaynayan suyunu.

Gidenlerin yüzlerinden okunurdu gördüklerinden ne denli etkilendikleri. Çekerdiniz videolarını, fotoğraflarını sonra o görsellerden bir sergi açardınız, çağırırdınız bilim yuvalarından bilim adamlarını.

 

Mademki; insan sağlığını korumak zorunda olan devlet yetkililerinin, yasaları gözardı ederek görevlerini yerine getirmeyip milli ve yenilenebilir kaynaklarımızın yok edilmesine seyirci kalmalarını kabul etmiyor, onları görevlerini yerine getirmeye davet ediyoruz…’’ diyorsunuz o zaman birlik beraberlik içinde daha etkili nasıl olunacağını düşünmelisiniz.

Mademki; ‘’ Aydın halkı olarak bilgi kirliliği karşısında neye inanıp neye inanmayacağımızı bilemiyoruz.’’

Diyorsunuz ki, bu ifadeniz çaresizliğinizi gösterir, o zaman benim söyleyecek sözüm yok.

VAHŞİ KAPİTALİZMİN acımasız kuralları canlı, cansız var olan ne varsa sonuna kadar sömürmek, yok etmek amacına göre hazırlanmıştır.

O nedenle,2 liraya elde ettikleri elektrik enerjisini 10 liraya satarak fahiş kar eden bu şirketler, isteseler de santrallerine filtre takmazlar, suyu yeraltına göndermezler; çünkü sömürü düzeninde yaşama saygı yoktur.

Kendileri dahil var olan her şey VAHŞİ KAPİTALİZMİN ÇARKININ DİŞLERİ ARASINDA YOK OLMAYA MAHKUMDUR.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
9 / 0 Az bulutlu
Yarın: 13/7 Sağanak yağışlı