• 26 Temmuz 2018, Perşembe

‘’CHP KURULTAY DELEGELERİ KAPI KULU DEĞİLDİR’’

 

Bu devrimci söylem kime aittir bilir misiniz?

Kamil Kırıkoğlu’na.

Peki Kamil Kırıkoğlu kimdir?

Bülent Ecevit döneminde CHP Genel Sekreterliği yapmış, Adıyaman doğumlu, Tabip Binbaşı iken istifa etmiş CHP saflarında siyaset yapmış, Bülent Ecevit’in başarılı olmasında unutulmaz katkıları olan onurlu bir siyasetçidir.

CHP’nin 5.olağanüstü Kurultay da aynen yukarıda okuduklarınızı söylemiştir.

 

CHP Germencik İlçe Başkanı Hasan Toker’in sosyal medyadaki bu paylaşımı beni eski günlere götürdü.

Bülent Ecevit’in seçim kazanmasında yadsınamayacak katkıları olan Kamil Kırıkoğlu’nun Ecevit’le arası açılmış olmasına karşın, tam ifadesiyle kol kırılmış ve yen içinde kalmıştır.

Bugünkü siyasetçilerin koltuğa yapışmalarını, sanki babalarının evinden getirmiş gibi sahiplenmelerini işte bu yüzden yadırgıyorum; çünkü o günkü siyasetçilerin kendi aralarındaki kavga şimdikilerinde olduğu gibi kayıkçı kavgası değildi.

 

İşte bu yüzdendir her yazımda kurultay delegelerini şartlandırmaya çalışanlara karşı kurultay delegelerini uyarıyorum, yüreklenmelerine yardımcı olmaya çalışıyorum.

 

‘’CHP KURULTAY DELEGELERİ KAPI KULU DEĞİLDİR’’ sözünü söyleyen CHP’nin Genel Sekreterliğini yapmış değerli bir insan Kamil Kırıkoğlu’dur.

Demek ki o günlerde bile Hüseyin Yıldız gibi kafayı çekip partililerine il başkanı olarak Alı Çankır’ı seçeceğiz diye telkinde bulunan, ya da TV’de delegelere aba altından sopa gösterenler varmış ki Kamil Kırıkoğlu genel sekreter olarak ortaya çıkıp,’’ durun bakalım’’ demiş.

 

Geldik bugüne

 

Salı günü akşamüzerine doğru İstanbul Adalar, Kadıköy, Bergama ile Adana Çukurova Belediye Başkanları kurultay için imza verdiklerini açıklarken, kurultay için gerekli olan 625 imzanın çok üstünde yaklaşık 650 civarında imza verildiği de açıklandı.

 

Bu süreç, Pazartesi günü tamamlanacak ve akı karası belli olacak.

Ve bir gerçek tüm çıplaklığıyla belirecek.

Nedir bu çıplak gerçek?

İmza süreci 30 Temmuz Pazartesi günü sona erdiğinde toplanan imza sayısı aynı zamanda YENİ GENEL BAŞKANIN KURULTAYDA ALACAĞI OYUN BÜYÜK RESMİ olacaktır.

Ve bu süreci kendi lehlerine çevirmek için türlü kurnazlıkları deneyen bazı kişilerinde siyasi yaşamlarının sonu olacaktır.

Peki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na, onun yönetimine yakıştı mı?

Bence yakışmadı; ama onlar yakıştırmış olacaklar ki CHP’nin gelenekselleşmiş değerlerini çiğnemiş oldular.

Şimdiye dek yapılan 9 seçimde yenilen; ama aradan bir ay geçmiş olmasına karşın seçim değerlendirmesi yapmadıkları gibi ‘’seçim de kaybeden AKP’ diyerek mizah konusu olan bir genel başkan ve yönetimi bundan sonraki sekiz ay içinde CHP’ye ne verebilirdi ki?

 

Yazmaktan, söylemekten dilimizde tüy bitti…

CHP’DE DEĞİŞİM SÜRECİ BAŞLAMIŞTIR.

KURULTAY İÇİN 625 OY TOPLANSIN YA TOPLANMASIN

CHP SİLKELENEREK 1923 KURULUŞ AYARLARINA DÖNECEKTİR.

ÇÜNKÜ, DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY DEĞİŞİMDİR.

 CHP’nin DEĞİŞİM SÜRECİNİ HIZLANDIRMAK İÇİN YİĞİTÇE ORTAYA ÇIKARAK İMZA VERENLER CHP’NİN TARİHİNE DEVRİMCİ DELEGELER OLARAK GEÇECEKLERDİR; ÇÜNKÜ RİSKE GİRMEMEKTE BİR RİSKTİ; AMA ONLAR YÜREKLERİNİ KOYARAK RİSKE GİRDİLER.

Ve gelecek olanlarda şunu anladılar, CHP’NİN GERÇEK SAHİBİ ÜYELERİDİR.

CHP’yi babasının çiftliği sanan kim olursa olsun geldiği gibi gider.

 

BASIN –SANSÜR-ÖZGÜRLÜK

 

Yukarıda okuduğunuz bu üç sözcük yan yana geldiklerinde TUTSAKLIĞI gün ışığına çıkarırlar.

Basın, basındır, ister sağcı, ister solcu, isterse dinci olsun…

Basının kendine özgü basılmamış anayasası vardır.

Hakimi de, yargıcıda hep kendisi olmuştur ve olacaktır.

Basın, hayalinizin ötesindeki bir umman gibidir…

Sağcı, solcu, dinci, yandaş, yalaka, boyalı, ne derseniz deyin bu sıfatlar işte o basın ummanında birer adacıktırlar.

Ve bu saydıklarımın her biri ortaya koydukları eylemleriyle bu ummana bir taş atmış olurlar ve bu taşların çıkardığı dairesel halkalar onlara doğru katlanarak geri döner bu dönüş ya onları zirveye çıkarır ya da anafora kapılarak derinliklerde kaybolurlar.

İşte bu yüzdendir ki Mustafa Kemal Atatürk, “Basın kendi içindeki sorunlarını kendi çözer’’ demiştir.

 

Emperyalizmin kurnazlığı burada da kendini göstermiştir.

Nasıl mı?

Örneğin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü

Çalışan gazeteciler para kazandıkları için sevinirken, çalışmayanlar işsizdirler ve para kazanamıyorlardır.

Ne yapmaları gerekir acaba?

Direnmek mi, yalakalık yapmak mı?

Çalışan gazeteciler gününü düzenleyen emperyalizm, neden çalışmayan gazeteciler için yas günü ilan etmez?

Etmez; çünkü onun görevi bölmek, parçalamak ve yönetmektir.

Bizim küçük burjuvalarda önemsendiklerini sanarak gün kutlayarak mastürbasyon yaparlar.

Onlar bunu yaptıkça, emperyalizmin tetikçisi kapitalizm de ellerini ovuşturarak olanı biteni uzaktan izleyip keyiflenir.

Türk Basınından 110 yıl önce sansür kaldırılmış.

Emin misiniz?

Eminseniz sorun yok; ama değilseniz

Kusura bakmayın; ama işbirlikçisinizdir…

Bugün hangi sansürün kaldırıldığı kutlanıyor…

110 yıl öncesinden sana ne?

Sen şimdiyi sorgula.

Bugün yazarken, çizerken özgür müsün değil misin?

Onu söyle bana

Mahpusta yatanın kaç kişi olduğunu bırak, neden yatmamaları gerektiği konusunda bir eylemin var mı yok mu onu söyle.

Onu söyle ki senin kim olduğunu şakkadanak söyleyeyim.

 

……………………………

 

Bugün yerel basına şöyle 50 yıllık bir gazeteci olarak göz attım…

Efeler Belediye Başkanı Mesut Özakcan, Hedef dışındaki gazetelere yarımşar sayfa kutlama mesajı vermiş…

Al sana bir başka sansür..

Sen yıllar önce yani belediye başkanı olmadan önce Mesut Özakcan olarak Aydın Sarı ile aynı partide birlikte kavga ver, yıllar geçsin Aydın Sarı gazeteciliği sürdürürken milletvekili daha sonra da Efeler Belediye Başkanı ol, kağıt bardaklara kadar resmini bastır, her köşe başında güleryüzlü resminle kurban bayramını bile oya nasıl çevireceğinin hesabını yap, damadını özel kalem müdürü, bacanağına ayrı bir iş ver, her yılbaşında kamyon dolusu takvim dağıt; ama kentin kaldırımları işgal edilsin, geceleri sivrisinekler cirit atsın, sorulduğunda ilgili firmayla anlaşılamadı densin, cadde ve sokaklar parke taşlardan köstebek yuvasına dönsün.

Yanlış yoldasınız Efeler Belediye Başkanı Mesut Özakcan Bey,

Hedef gazetesindeki bir yazarın üslubu size ters gelebilir; ama Hedef’i cezalandırma gibi bir üstünlüğünüz olamaz; çünkü Hedef birilerinin oyuncak hamuru değildir. Ve sizin de gücünüz buna yetmez.

 

Neyse önemli değil, Hedef 15 yıldan beri basın emekçisi olarak kimseye eyvallah demeden yoluna devam ediyor, bundan böyle de edecektir, siz 15 yıl önce yoktunuz belki bir süre sonra da olmayacaksınız; ama Hedef Gazetesi’nde sizin de biranı dosyanız olacaktır.

Durum böyle iken Türk Basınından sansürün kaldırılışının 110.yılı kutlanıyor.

Ne dersiniz Efeler Belediye Başkanı Sayın Mesut Özakcan, Türk Basınından sansür kaldırılmış mı?

 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
13 / 8 Sağanak yağışlı
Yarın: 12/4 Güneşli