• 27 Eylül 2018, Perşembe

BOŞLUKTA KALMAK

Aziz Nesin’in dediği gibi.

Türkiye’de yazılacak konu o kadar çok ki, saat başı yazsan yine de bitiremezsin; çünkü yazılan bir konuya karşılık en az onlarca konu ürüyor.

Bu durum hem avantaj,

Hem de dezavantaj.

Hangisinden başlamalı, diye düşünmek alıp götürüyor insanı bir boşluğa bırakıyor.

Aydın, böyle giderse çok kısa bir süre sonra Çelişkiler kenti olacak.

Aydın’ı Aydın yapan doğanın mucizesi İncir, jeotermal ölüm çukurlarına kurban edilirken, seçilmiş bir milletvekili, jeotermalle Aydın’ı birleştirerek muz üretimine geçileceğini müjdeliyor.

Muz’un ne işi var Aydın’da?

Güzel ülkemin Akdeniz bölgesinde herkese yetecek kadar muz yetişiyor; ama oralarda incir yetişmiyor, yetişse bile Aydın’ın bağrında yetişen gibi değil ki.

Kızılcaköy’de yaşayanlar jeotermale karşı direnirken, çadırları kaldırılıyor, elektrikleri kesiliyor.

Bu ne demek?

Sağanak yağmurlara rahmet okutacak zamlar yağarken, eskiden yüzde 3-4 oranındaki zamlara isyan edenler şimdi yüzde 40-50 oranındaki zamlara gık diyemiyorlar.

Brezilya’dan her yanı kuşku dolu canlı hayvan ithal ediliyor, biran da şarbon gündeme oturuyor.

Sonra sus-pus

Bu nasıl bir algı yaratmaktır?

Günlük yazı yazmak öyle sanıldığı kadar kolay değildir.

Birileri sipariş verse bile o konu hakkında bilgin yoksa, fikir üretemezsin, üretirsen madara olursun.

Günlük yazımı yazmadan önce önüme iki harita koyuyorum.

Türkiye haritası,

Aydın ili haritası.

Sonra evde bir film seyrediyormuşum gibi seyirci konumuna geçerek izliyorum.

Türkiye yangın yeri olur da, Aydın güllük gülistanlık mı olacak?

Sağ olsun arkadaşların, dostların dışında yazılarımı okuyanlar, görüşlerini yorum olarak yazmak yerine, telefonla konuşmayı yeğliyorlar.

Niye?

Yazılarıma yorum yaparlarsa, kalıcı olacak; ama konuşurlarsa söz uçup gidecek.

Arkadaşım ben gerçekleri yazarken, elimi değil bedenimi taşın altına koyuyorum, sen niye parmağını koymuyorsun?

Nereye kadar gidecek bu kaçak güreşmek?

Türkiye benim vatanım da senin değil mi?

Aydın benim memleketim de senin değil mi?

Jeotermalin kirlettiği, su, toprak, hava beni etkiliyor da seni etkilemiyor mu?

2015-2017 yılları arasında Gazete Flaş’ta yazarken, Türkiye’yi kıskaca almış emperyalizmi ve onun yerli işbirlikçilerini Türkiye’yi kemiren lağım sıçanlarına benzetmiştim.

O günkü lağım sıçanları sürekli doğurdukları için giderek çoğalıyorlar.

Artık o dededen, nineden kalma fare kapanlarıyla bu işin olmayacağını hala anlayamadık mı?

Aydın’da hiç mi Atatürkçü sosyolog yok?

Aydın’da sıradan vatandaştan okumuşuna kadar tüm insanların gözlerinde değil de zihinlerinde mi uzağı görme engeli var?

Ülkesindeki savaştan kaçıp Türkiye’ye gelen, bayramdan bayrama da ülkesine giden yabancıların zaman içinde Türkiye’de her anlamda çoğunlu elde edebilecekleri görülmüyor mu, anlaşılmıyor mu, bu çarkın emperyalistlerin ve onların yerli işbirlikçilerinin ortaklaşa çevirdikleri bir dümen olduğu hala anlaşılamıyor mu?

Onca sivil toplum örgütü,onca sendika hala kış uykusunda mı,

Yoksa avantaya mı ortak?

Aydın’da yaşayan Suriyelilerin sayısı nedir, yaşam düzenleri nasıl ayarlanmıştır hiç merak eden yok mu?

Anlaşılan o ki hala, ’’ BANA DOKUNMAYAN YILAN BİN YAŞASIN’’ umursamazlığı devam ediyor… 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
11 / 2 Parçalı bulutlu
Yarın: 10/1 Sağanak yağışlı