• 28 Ağustos 2018, Salı

DEVRİME SAHİP ÇIKMAMANIN BEDELİ TUTSAKLIKTIR

 

Devrim ve Karşı Devrim derler ya,

Cumhuriyet’in kuruluşu bir devrimdir.

Bugün Karşı Devrim’in tohumları zehirli bir sarmaşık gibi ülkemizi, yaşamımızı sarmışsa ve Cumhuriyet’i korumaktan aciz kalıyorsak bunun bedelini en ağır şekilde biz ödeyeceğiz.

Sadece biz mi?

Hiç sorumlulukları olmayan geleceğimizin güneşi çocuklarımız, torunlarımız da bizim korkaklığımızın bedelini ödemeye ortak olacaklar; ama bunun farkında olmadan; çünkü düzen ve eğitim sistemi onların sorgulama yeteneklerini sıfıra indirecek.

Düşünceme katılıp katılmamanız benim için önemli değil.

Zaman haklılık, haksızlık zamanı hiç değil.

Ben; Karşı Devrim militanlarının, Cumhuriyet kurulduğundan beri diş bileyerek hazırlandıklarını düşünmüyorum.

Ülkemde Karşı Devrim’i gerçekleştirecek projeler üretebilecek zekaya sahip katıksız hainlerin de olduğuna inanmıyorum; çünkü dinsel inançlar adı altında bir sürü hurafeye inanmaya hazır zavallıların varlığı yetiyor emperyalizme.

Aziz Nesin, aslında yüzde 80’imizin; ama ayıp olmasın diye yüzde 60’ımızın aptal olduğunu neden söylemiş olsun ki?

Ben şuna inanıyorum:

Benim ülkemde kişisel çıkarı için her türlü şerefsizliği yapabilecek, karakteri karaktersizlik olmuş, bir yığının olduğuna inanıyorum ve bu çıkarcı yığın giderek büyüyor; çünkü yığının kutsal değerleri yok, düşünme, sorgulama, araştırma yeteneği yok, işin kolayını bulmuş kulaktan dolma bilgilerle sözüm ona dindar rolü oynuyor; ama öylesine haysiyetsiz, öylesine kişiliksiz, öylesine çıkarcı ki, kocasını, karısını, anasını birilerine peşkeş çekmeyi söyleyebilecek kadar onursuz ve onursuzluğun ne olduğunu bile bilmiyor.

Namaz kılıyor, oruç tutuyor, Müslümanım diyor; ama şerefsiz bir sakallının ahlaksızca sözlerine karşılık eyleme geçemiyor.

Ve bu yığını kullanan emperyalistlerin Karşı Devrim dedikleri eylemleri yönettiklerine inanıyorum.

Sanmayın ki her şey 16 yıllık AKP iktidarı içinde oldu?

Atatürk öldükten sonra Cumhuriyet’in geleceğe yönelik bütün planları da yok edildi.

Adnan Menderes’le başlayan ihanet eylemleri dizisi, serüvenine kimisi açık açık ABD yanlısı olarak kimisi de sureti haktan görünerek Cumhuriyetçi olarak katıldı.

Şimdi İmam Hatip okullarının çoğaldığını söyleyenler var ya hiçbir şey bilmiyorlar; çünkü okumuyorlar.

İmam Hatip okullarının en çok açıldığı dönem Süleyman Demirel’in Başbakan, Nahit Menteşe’nin de Milli Eğitim Bakanı olduğu yıllardır.

Geçenlerde Çakırbeyli’ye gitmiştim, Taşkın’ın yerinde atıştırırken karşı binanın duvarında Adnan Menderes’in devasa posterini görmüştüm, Taşkın’a sordum.

-Taşkın bu ne?

-Adnan Menderes’in posteri.

-Gördüm de garibime gitti.

-Olur mu abi o bizim köylümüz..

Akıl edemedim, keşke Çakırbeyli’ye gelenlere ‘’Bu gördüğünüz kişi kimdir?’’ diye sorsaydım.

Onların verecekleri yanıttan önce Taşkın’ın bakış açısı ve sözleri önemliydi.

‘’o bizim köylümüz’’

Yani kim ne yaparsa yapsın yanına kar kalıyordu.

Merak ediyorum, ’’o bizim köylümüz” diyen Taşkın, Adnan Menderes’in yaşamıyla ilgili kitap okudu mu, okuduysa hangi kitapları okudu?

Çakırbeyli’de yaşayanlardan birisi de yazar Ergün Poyraz..

Haksız yere 7 yıl dört duvar arasında çile doldurmuş yürekli bir insan.

Musa’nın, İsa’nın, Fetö’nün, Tayyip Erdoğan’ın, Abdullah Gül’ün hakkında 35 kitap yazdı, acaba yaşadığı yerde tarlasında çalışan kızlardan birisine tecavüz ederek ölümüne sebep olan, Başbakanlığı sırasında adama ‘’karını boşa ben alacağım’’ diyen, meclis izni olmaksızın Mehmetçikleri Kore’ye göndererek gurbet ellerinde ölümlerine neden olan, İsmet Paşa’nın toprak reformu yapacağız dediğinde, Kürt Aşiret ağası Kinyas Kartal’la bir olup, karşı devrimi başlatan Adnan Menderes hakkında kitap yazabilecek mi?

Aslında yazmak isteseydi şimdiye kadar en az üç ciltlik bir Adnan Menderes ihaneti yazabilirdi.

Yine de ön yargılı olmak istemiyorum ve merakla bekliyorum.

Bu bekleyişim Ergün Poyraz için bir yurtsever yazarlık sınavı niteliğindedir.

Adnan Menderes’i ‘’Demokrasi Şehidi’’ olarak göstermenin anlamı nedir?

Mehmet Özçakır arkadaşımla Hedef Gazetesi’nde birlikte yazıyoruz.

Mehmet’in tarihsel konulara olan ilgisini hep takdir ederek izlemişimdir; ama geçenlerde bir sayfa dolduran yazısında Adnan Menderes’i ‘’Demokrasi Şehidi‘’ olarak yazmış.

Mehmet’ten bu kanaatini nedenleriyle birlikte yazmasını istiyorum.

Eğer bunu kanıtlayamazsa gelecek kuşakları bilerek, isteyerek kendi duygu ve düşüncelerine göre şartlandırmış olacak ki bu tarihe ihanettir ve ben bunun farkında olarak ondan hesap sorabileceğim.

Taşkın Demir’in, Mehmet Özçakır’ın, belediye eski başkanlarından Hüseyin Aksu’nun otoban girişinde açtığı gün kapanan Adnan Menderes anıtının toplumu kişisel istek ve çıkarlarına göre şartlandırmış olmalarından başka ne anlam taşıyor olabilir ki?

Artık şu iyi bilinmelidir ki Adnan Menderes’in kefenini bayrak yapmaktan vazgeçilmelidir.

Bunu yapmak siyasetin kirli yüzüdür.

Her 17 Eylül’de Adnan Menderes için lokma döktürmek Kore’de şehit olan 980 Mehmetçiğe ve geride kalan ailelerine küfürdür.

Adnan Menderes için her 17 Eylül’de lokma döktüreceğinize, tüm savaşlarda şehit olmuş Mehmetlerimiz adına, fakir, yoksul çocuklarımıza okumaları için burs olanakları sağlayın. Lokma döktürmek size oy getirebilir; ama burs verirseniz ya da yardımcı olursanız dünya durdukça sizde anılırsınız.

O sınav günü yaklaşıyor…

Ya omurgasız bir solucan gibi

Ya da omurgalı bir kişilik olarak yaşayacağız… 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
9 / 0 Az bulutlu
Yarın: 13/7 Sağanak yağışlı