• 30 Mayıs 2018, Çarşamba

JEOTERMAL CEHENNEMİ

ABD, MBD, CİA, MİA, Emperyalizm, Memperyalizmin bizleri fişlemek için önümüze koydukları oyun diyoruz ya şu

FACEBOOK ve benzerlerine yine de işimize yarıyor.

Bırakın ülke sınırlarını dünyanın öteki ucundaki insanlarla bile yazılı, sözlü iletişim kurabiliyoruz.

Dünyada olan bitenden anında haberdar olmamızın bedeli kimliklerimizin birilerinin eline geçmiş olması.

Yoksa anında nereden öğrenebilirdik neler olduğunu?

 

Jeotermal santrallerinin Aydın’ı top yekün ölüme götürdüğüne dair hemen hemen her gün görsel bilgiler alıyoruz.

Bundan önce Aydınımızın havasını solurken çürük yumurta kokusun burnumuzun direğini alıştırarak ciğerlerimize gidiyor.

 

Menderes Nehri’nin üzerini ölü balıklar kaplıyor…

Zeytin ağaçları,

İncir ağaçları kuruyor.

Toprak ki; insan eksen insan üretecek kadar bereketli…

Toprak ki; anamız, yaşarken bize bin bir çeşit nimet veren anaların anası,

Toprak ki; ölünce çürüyen etlerimizden geriye kalan iskeletimizi başkalarına göstermemek için bizleri karabağrında sonsuzluğa dek gizleyen anaların anası.

O bile,

Toprak ana bile kendi bağrından çıkartılan akışkanın zehriyle ölüyor…

Ve bu bilgiler, kimliğimizin fişlenmesi pahasına kullandığımız sosyal medyada ta dünyanın öteki ucuna kadar gidiyor,

Her paylaşımdan anında haberimiz oluyor; ama bizi duyan yok.

 

Jeotermal santrallerin Aydın’ı yok etmekte olduğu bilimsel verilerle kanıtlanıyor olmasına karşın,

Yetkililer susuyor.

Bu belgeleri bilimsel belge diye saymıyorlar.

Niye?

Vali bey, araştırmaların yapıldığını ve en kısa zamanda sonuç alınacağını söylemişlerdi.

Hala bu konuda aydınlatıcı bir açıklama yok.

Ayrıca,

Vali bey i bu durumu Aydın’da göreve başladığı zaman öğrenmiş olabilir; ancak bizlerin yani Aydın’da yaşayan herkes bu zulmü 10 yıldan fazla bir zamandır yaşıyoruz.

Jeotermal santrallerin kurulduğu yerlerin yerel yöneticileri ne yapıyorlar?

Jeotermal santrallerinin Aydın’ı öldürmekte olduğunu Vali beyde, yardımcıları da, Emniyet müdürleri de, daire müdürleri de bizler de biliyoruz; ama

Yukarılardan bir yerlerden demek ki çok büyük bir baskı var.

Baskı kimden geliyor

İnsanların, hayvanların, doğanın yaşam hakkını kim para uğruna hiçe sayıyor?

 

İşte yine Kofüçyüs’ün, sözü aklıma geldi:

‘’DEVLET GEMİYE, HALK DA SUYA BENZER.

GEMİYİ TAŞIYAN SUDUR; AMA GEMİYİ DEVİREN DE SUDUR’’

Konfüçyüs, kendi devrinde neler yaşadı da bu sözü söyleme gereği duydu.

Çok merak ediyorum… 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
16 / 9 Sağanak yağışlı
Yarın: 15/10 Aralıklı gökgürültülü yağış