• 2 Mayıs 2013, Perşembe

Yol ve Yolcu


Geçilen her yol insanın karşısına yeni yollar çıkartır, kendisini ve hayatı tanıma adına.

İlk ağlamasından, kendisi için ağlanıncaya kadar durmadan yollar alınır, yola düşülür, yola girilir, yoldan çıkılır, yol olunur, yol bulunur.

Her başlangıcın çıkış noktası yol ile başlar. Sonrasında oluşur yol hikâyeleri boylu boyunca.

“Yola düşme”, “yola çıkma” , “yola koyulma” yolculukların başlangıcını en arı şekilde anlatır. Her başlayan yolculuk bazen başladığı kadar saf ve temiz bitmez.

Çıkmaz yol olur, kötü yol olur!.

“Yol üstü” diyerek adres yakınlığını anlatırız.

Çıkmazlığı, çaresizliği, “yolun sonu” diyerek ifade ederiz.

“Deniz bitti” ifadesi bile çıkmazlık, çaresizlik. Yolun sonunu anlatır.

“Yol göründü” bir mecburiyetin ifadesi değil midir?

“Yoldan çıkmak” nedir?

Hepimiz iyi biliriz!

“Az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik” diye başlar anlattığımız hikâyelerimiz.

“Yolcu ile Hancı” ikilisi kaç şarkıya, kaç şiire, kaç öyküye konu olmuştur bilinmez ki!

“Sen yolcusun, ben hancı” demek karşımızdakine üstünlük kurmak için, birazda tehdit kokmaz mı?

Parasız kaldığımızda kestirmeden yolsuzum demek yetmez mi?

“Yol” birçoğumuz için gurbeti, bir başkası için memleketini çağrıştırır.

“Yollar” gurbetçileri kovalar, gurbetçiler yolları. En güzel gurbet hikâyeleri yollarla örülür, gurbet şiirleri yollarda yazılır. Uzak yolcuların gurbet serüvenin hüzünlü bitişi yollarla anlatılır.

Yollar uzadıkça hüzünler uzar, kısaldıkça sevinçler yükselir.

“Ömür yettikçe yürür her yolcu/ Varmadan menzile bir yerde ölür.”

Gözler buğulanır camdan her dışarıya bakıldığında.

Otobüs hareket ettiğin de akıtılmaz mı gözyaşları yolcu ardından?

Yalnızlar için bir kaçıştır yolculuk; en sessizinden.

Acemi aşık sevgilisinin yollarını bekler çoğu zaman, kime zaman gül döker yollarına. Uzaktaki akrabasını, askerdeki oğlunu, yaban ellere gelin verdiği kızını bekleyenler yollara bakıp hüzünlenip, sevinmez mi?

Yollar çaresizliğimizi haykırır, her defasında.

“Uzun ince bir yoldayım/ Gidiyorum gündüz gece”

Zaman içinde beliren çizgiler zorlu yolların yorgunluğu gibidirler.

Aynalara baktığımızda yollarında sekerek koştuğumuz mahalle sokakları çoktan geride kalmıştır.

Kar kapatmıştır yolları. Gelmiştir dört kolluya binme zamanı.

“Artık demir almak günü gelmişse zamandan./ Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan./ Hiç yolcusu yokmuş gibi alır sessize yol;/ Sallanmaz o kalkışta ne bir mendil ne de bir kol!

Sonsuzluğa giden yolda insan “bir garip yolcudur.”

Dedim ya, yol ve yolcu; han veya hancı! Bu ikililer hakkında ne kadar konuşsak, ne kadar yazsak bitmez ki yol hikâyeleri!

Benimki bitse sizinki başlar, her çıkılan yolyeni yollara, yeni hikâyelere taşır bizleri.

Önemli olan doğru yolu eğilmeden, bükülmeden, yoldan çıkmadan, çıkmaz yollara düşmeden, yol görünmeden bulabilmek değil midir?

Hepinize doğru yollar, mutlu yolculuklar.

Yollar hancı ise yolcular, yolculuklar ne?

Hayatın taam kendisi değil mi?

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
21 / 15 Sağanak yağışlı
Yarın: 20/13 Çok bulutlu