• 4 Eylül 2014, Perşembe

Bu da geçer mi?

Zıtlaşma, daha doğrusu kutuplaşmanın giderek arttığı günümüzde doğal olarak diyalogsuzluk da ortaya çıkınca işler eskisinden daha kötü gitmeye başladı.

Bütün bunların üstüne, kraldan çok kralcıların da sayısı artınca olacak işler dahi gecikir, hatta içinden çıkılmaz hale gelmeye başladı.

Rüzgara göre bayrak sallayanların sayısı arttıkça da sıkıntılar çözülmüş, çözülüyormuş gibi görünse de kördüğümlerin sayısı artmaya başladı.

Kendilerini aydın olarak nitelendirenler meydanların, sokakların, fabrikaların, tarlalar ve bahçelerin gücünü sosyal medyada bulacaklarını sanarak klavye başlarına ve salonlara hapsolunca atı alanlar Üsküdar’ı çok tandır geçmeye başladı.

Öncelikle bu ülkede yaşayan herkesin Türkiye gerçeği olduğunu kabul etmemiz gerekmiyor mu?

Kimseyi sevmek zorunda değiliz ama bir birimize saygı duymak zorunda olduğumuzu unutmamak zorundayız. Bir birimize saygı duymak zorundayız derken tabii ki yapılan yanlışlar karşısında sesiz kalmamız gerekiyor! Duyarlı olmak ile saygısızlık ve hakarete, hata kan davasına dönüşen tutumlar dünde kaybettirdi, bugünde kaybettiriyor.

Halkının ayağına gitmeyen, seçmenin yanında olmayan, seçimden seçime “Bu seçmen bize neden oy vermiyor” diye düşünenler çözüm üretmediği sürece Adalet ve Kalkınma Partisi elini kolunu sallaya sallaya tek başına iktidar olmaya devam edecektir.

Facebook ve Twitter’dan paylaşılan yazılar, fotoğraf ve videolarla, meydanlar yerine 50-100 kişilik salonlarda yapılan konuşmalarla kimse kendisini aldatmaya, küçük olsun benim olsun demeye devam etmekten öteye gidemeyeceğini artık görmeli.

Her geçen gün fakirleşiyoruz.

Neden fakirleştiğimizi veya neden kredi kartlarını esir olduğumuzu irdeleyen, sorgulayıp ne yapılması gerektiğini, nasıl üreten toplum olmamız gerektiği konusunda alternatif proje üreten kim var?

1937 yılından beri istihdam gücü olan, kapattığımız Nazilli Sümerbank Basma Fabrikasının ardından “Sanayinin musikisi yerini, bilginin türküsüne bıraktı” diyerek nasıl oldu da övünür hale geldik?

Hepimiz, her konuda haklı!

Haksız olan, yanlış yapan yok. Herkes doğruyu biliyor ve yapıyor. Başımıza saksılar düşerken bir şey olmaz diyenler şimdi düşen kayalar karşısında elbet buda geçecek türküsü söylüyor.

‘Karınca ile Ağustos Böceği’ hikayesinden bir zamanlar ne ders çıkarttığımızı düşünelim.

“Leyleğin ömrü lak lak ile geçer” derdi büyüklerim.

Laf yerine iş üretme zamanı gelmedi mi?

Pınarbaşı’ndan Aytepe’ye yapılan teleferik hattı için “Gereksiz işler yaptı, önceliğimiz teleferik miydi” diye dönemin Belediye Başkanı İlhami Ortekin’i eleştirirken, bugün kadın mehter takımı kurdu diye belediye başkanlarımızı alkışlayan yine bizleriz.

Eskiden, “Zararın neresinden dönersek kardır” diyen bizlere ne oldu?

Daha nelerin kaybedilmesini bekliyoruz? Yoksa gecenin karanlığında korkudan ıslık çalanlar gibi, ‘Bu da geçer” türküsüyle mi kendimiz avutmaya devam edeceğiz? 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
13 / 7 Çok bulutlu
Yarın: 13/6 Çok bulutlu