• 5 Eylül 2014, Cuma

Habercilerden korkmayın!

Ben kimin suçlu olduğunu biliyorum. Aslında sizler de esas suçlunun kim olduğunu çok iyi biliyorsunuz.

Suçlu size göre biz, bize göre siz. Ama hiç kimse suçlu değil aslında.

Suçlu her zaman olduğu gibi yine basın, medya, haberciler.

Ah bu haberciler yok mu ah! Her şeyi yanlış yazıyorlar de mi?

“Ben aslında şunu demek istemiştim de, bunu dememiştim de, basın yanlış yazmış” sözleri hiç birimize yabancı gelmiyor de mi?

Çıkan yayınlara baktığımızda büyük bir bölümü söz dalaşı, bir bölümü dedikodu, diğer bir bölümü de siyasi düşüntüler.

Gerçek haber hiç mi yok?

Elbette var. Ama gerçek haberler, bu laf salatalarının içinde kaybolup gitmekte.

Haber önemli.

Habercinin görevi eğrisini doğrusunu ortaya koymak, kirli çamaşırları tek tek ortaya dökmek, toplumu ilgilendiren her olayın üzerine gitmek.

Haber insanları bilgili kılar, etkiler. Tartışması bile yapılamaz bir kamu hakkı vardır, haber. Bu hak, demokratik düzende, kutsal sayılacak kadar saygı gösterilmesi gereken bir haktır. Bu nedenle, medya unsurları aracılığıyla sağlanan iletişim hizmeti çok değerlidir.

Bazıları muhalif olma, bazıları da iktidara destek çıkma adına, gerçeği ya çarpıtıyorlar, ya da örtüyorlar. Gerçeği örterek ya da değiştirip, olduğundan başka şekilde göstererek yapılan bu faaliyet, sadece medya unsurları ile sınırlı mıdır?

Kocaman bir hayır!

Bunu asıl yapanların kim olduğunu sizde, bizde çok iyi biliyoruz, aslında.

Medya unsurları bu türden faaliyetlerin sadece ve sadece aracısı olma konumundalar!

Bazıları bilerek, bazıları doğru zannederek yapıyorlar bunu.

Her ne olursa olsun…

Gerçeği örtmek ahlaki değildir.

“Ben oyum, buyum işime geleni işime geldiği gibi gösteririm, öyle sonuç alırım” deyip hiç kimse bu çürümüşlüğü mazur görüp, gösteremez. Böyleleri yalnızca kendilerini ve yalanlarına inananları aldatabilirler!

Haberci haberi yaparken mutlaka dengeleri, söz hakkı doğan insan veya kurumlara söz hakkını vermek zorundadır. Yani basın hiçbir zaman yargısız infaz yani doğru olmayan, tek taraflı haber yapmaz, yapamaz.

Ancak öyle bir saplantı var ki?

Birilerine söz hakkı vermek için aradığınız anda yandınız. Çünkü bir itham varsa ortada bu ithama mazhar olan kurum veya kişileri aradığınız anda hemen akıllara pislik getiriliyor.

Çoğu, “Basından korkmamız gerekir” diyor.

Neden basından korkmak gerekir ki?

Peki, iyi haberler çıktığında iyiyiz de, eleştirisel haberlerde, eksikleri açığa çıkartan haberlerde neden hemen tu kaka insanlar oluyoruz?

Haberleri en ince ayrıntısına kadar bilgilenerek yapmak ve hatta bilgi, belgelerine kavuşabilmeye uğraşmak artık suç haline dönüştü, sanki.

Dedik ya beyinler kirli.

Siz hiç hata yapmaz mısınız? Hatanızı, eksiklerinizi neden görmezden gelirsiniz? Neden cevap vermektense yayınladığınız yazılı basın bültenleriyle cevap verme yoluna gidip gazetecinin sorular sormasına imkân yaratmazsınız?

Aydın’da bu durumun bir şekilde bitirilmesi gerekiyor.

Habercilik adına Aydın’da yaşayan insanların doru bilgilendirilmesi adına, Aydın’daki yetkili ve etkili organlar üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeli, getirmeleri de görevleri.

Demem o ki;

Yaşanan her hadisede, Aydın’ın yönetiminde söz sahibi olan insanlar hep basını suçladılar.

Soruyorum şimdi, acaba, genel anlamda Aydın’ı daha iyi yerlere taşımak için genel idare, yerel yönetimler, sivil toplum ve meslek kuruluşları olmak üzere, üzerlerine düşen görev ve sorumluluklarını yerine getirdiler mi?

Öncelikle, yaşanan tüm gelişmeler bu çerçeveden değerlendirilmeli.

Yaşanan tüm olumsuzlukları sadece basının üzerine yüklediğimiz takdirde, Aydın yine aynı tas, aynı hamam olmaya devam edecektir.

Habercilerden korkmayın! 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
21 / 15 Sağanak yağışlı
Yarın: 20/13 Çok bulutlu