• 8 Temmuz 2013, Pazartesi

Devlet ve Halk!


Basının özgürlüğü hep karıştırılır.

Daha doğrusu özgürlük anlayışları gönüllerine göre yorumlandığı için böyle bir hal alır.

Doğru, Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme,  yayma,  eleştirme, yorumlama ve eser oluşturma haklarını içermelidir.

Basının özgürlüğünü kullanabilmesi için de demokratik bir topluma ihtiyaç vardır.

Demokratik toplumlarda bana göre iki önemli kavram vardır!

Devlet ve Halk!.

“Devlet mi halk için, halk mı devlet için?” diye önemli bir soru vardır.

Ben ne Halkın Devletten ne de Devletin Halktan korkması gerekmediğine inanıyorum. Halkın devletten korktuğu bir sistem baskıcı, özgürlükten yoksun bir korku devleti değildir de nedir? Ama aynı şekilde halkından korkan bir devlet durumunda da farklı bir şey söz konusu olmaz! O yüzden her ikisi de birbiri içindir diye düşünüyorum. Devlet, Halkını sevmelidir ama Halk da devletini daha çok sevmelidir. Çünkü devlet dediğimiz şey halktan kopuk bir varlık değildir. Aksine ona sıkı sıkıya bağlıdır.

Devletin tanımına baktığımızda belli bir insan topluluğunun belirli bir toprak parçası üzerinde egemen olmasıyla oluşan hukuksal kişiliğe sahip devamlı bir örgütlenme olarak yapılabilir.

Yani devlet; halktan, milletten ayrı bir örgütlenme değildir. Aksine millet devletin tanımı içerisindedir ve onun bir unsurudur. İnsan unsurunun olmadığı bir devlet söz konusu olamaz. Teorik olarak devletin insan unsuru sona erdiğinde o devlette ortadan kalkar. Devlete bir hukuksal kişilik tanınmıştır. Çünkü devleti bu unsurların dışında bir varlık olarak kabul ediyoruz. Modern devlet dediğimiz şey kendini meydana getiren gerçek kişilerden ayrı bir hukuksal kişiliğe sahip bir varlıktır. Devletin bir hukuksal kişiliği onun iktidarının kişiselleştirilmesinin önlenmesini sağladığı gibi devletin hukuksal işlemler yapabilmesini malvarlığının olmasını, hak sahibi olabilmesini, borç altına girebilmesini ve dava edilebilmesini veya davacı olabilmesini de sağlar. Türk Hukukunda da Devlet bir tüzel kişilik olarak kabul edilir.

Bir kişi bir devletin vatandaşı olduğunda belli haklarında ve elbette ki ödevlerin de sahibi olur. Bu ilişki sebebiyle vatandaşın devletine karşı sadakat yükümlülüğü doğduğu gibi devletinde vatandaşını koruma borcu, daha genel olarak anayasal hakları sağlama koruma ve onlara aşkın müdahale etmeme ödevi ortaya çıkar.

Devlet ve Halk her ikisi de birbiri içindir! Devlet yurttaşın özgürlüğünü ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olurken,  yurttaşta buna karşılık devlete sadakat yükümlülüğü içerisinde olmalıdır.

Halkın devletten ne de devletin halktan korkması gerekmediğini tekrarlıyorum. Ama Devlet bu korkusunu baskı ve kaba kuvvetle dengelemeye çalışırsa, halkı da ona saygı duymaz veya tam tersi!.

Bütün bu gerçeklerin ışığında Devleti ve Halkı temsil edenler çok önemli görevler yaptıklarını unutmamalıdırlar. Bu iki temsilcinin birbirileriyle uyum sorunu ortaya çıktığında her iki unsurda büyük yara almaya başlar.

Devlet ve Halk'ı gönüllere göre yorumlamak doğru değildir!.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
21 / 15 Sağanak yağışlı
Yarın: 20/13 Çok bulutlu