• 9 Mayıs 2016, Pazartesi

OMURGA

Acı bir gerçek ama omurgasızların sayısı hızla artıyor.

Omurgasız insanlar, omurgasız kurumlar, omurgasız yapılanmalar.

Bizim mesleğimizin de her meslekte olduğu gibi sıkıntıları var.

En çok karşılaştığımız sıkıntı ise haberini yaptığımız insanların söylediklerini inkâr etmesidir.

“Ben bunu demek istemedim” le başlar ve suçlu her defasında muhabir, haberci, gazeteci ilan edilir.

Daha düne kadar bu inkarcıların sayısı çok değildi. Fakat sayıları arttıkça habercilikte evrim geçirmeye başladı. Servis edilen haber metinleri ve fotoğraflar ile gazetecilik yapanların sayısı artmaya başladığı gibi bundan nemalananlar bile çıkmaya başladı.

Hatta daha kötüsü sorgulamadan; doğru mudur, yanlış mıdır demeden haberler sayfalara servis edilmeye başlandı.

Yapılan yazılı basın açıklamalarını tenzi ediyorum.

Durum böyle olunca bulaşıcı olan bu omurgasızlık sözde gazetecileri de doğurmaya başladı.

İlk bakışta bir insanın omurgalı mı omurgasız mı olduğu genellikle ilk bakışta anlaşılmaz. O insanla belli bir tecrübe yaşamak, belli durumlardan geçmek gerekir. Ama bir kez bir insanın omurgasızlığı tespit edildi mi, ondan kaçmak en iyisidir.

Ama ne yazık ki günümüzde omurgasız davrananların sayısı her geçen gün artmakta...

Önemli makam ve mevkilerde bulunan, kitleleri temsil edenler konuşmalarına, davranışlarına ve yaşantılarına daha fazla özen göstermelidirler. Neyi veya nasıl hareket edeceğini çok iyi bilmelidir.

İnsan vücudunu ayakta tutan, omurgadır. İnsanı ve kurumları dik tutan ise onların değerleri, ilkeleridir.

İlkeleri olmayan, değerler sistemi çökmüş kişiler ve kurumlar dik duramazlar.

BELİRTİLERİ

Omurgasız kişiliğin en belirgin özelliği, kişinin belirgin bir duruşunun olmamasıdır. Duruşları, çıkarlarına göre değişir. Rüzgar gülü gibidirler.  

Her biçime kolaylıkla girerler, bulundukları kabın şeklini alırlar. En sevdikleri kap, koltuk biçimindedir. Genelde de biçimini aldıkları koltuğun gerektirdiği özelliklere sahip olmazlar.

Eksikliklerinin diyetini, kendilerini o koltuğa atamış kimselere diyet borcu olarak öderler. Her denileni yaparlar. Bu konuda "oldukça" iyidirler.

HAFIZALARI YOKTUR

En çok sevdikleri slogan, "Dün dündür, bugün bugündür".

Kendilerinin hafızası olmadığı gibi, başkalarının da hafızası olmadığını, geçmişi hatırlamadığını sanırlar. Hatırlayan olursa, "Değiştim, değişime açık olmak erdemdir" derler. Omurgasızlığı, değişim gelişim diye yutturmaya çalışırlar.

Omurgasızların artistik yetenekleri gelişmiştir. Hep rol oynarlar, kendileri olmazlar. Ortam neyi gerektiriyorsa onu oynarlar. Her şeyleri sahtedir. Dudakları oynadığı sürece burunları da uzar.

Kurumları kurum yapan değerleridir. Her şey bu değerler üstüne kurulur. Çağdaş toplumlarda kurumların bu değerlerden gelen duruşları vardır. Toplumda oynamaları gereken rolleri vardır. Bu işlevlerini yöneticileri ve çalışanları aracılığı ile topluma yansıtırlar. Ama yöneticiler omurgasız olursa kurumu da omurgasızlaştırırlar.

Omurgalı olmak yaşamın her ortamında tüm insanlar için geçerlidir.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
27 / 6 Çok bulutlu
Yarın: 21/14 Gökgürültülü sağanak yağış