• 16 Haziran 2014, Pazartesi

Taraf mı, taraftar mı?

İnsan doğduğunda taraftar değil, taraftır.

Taraftarlık kişinin daha sonra öğrendiği, birazda kendi egoları ve geleceği için tercih ettiği bir durumdur.

Güzel-çirkin, gece-gündüz, siyah-beyaz, iyi-kötü gibi her kavramların mutlaka zıtları vardır.

Tarafında karşıtı tarafsız değil taraftardır.

 

Farklılıklarımız bizi diğerlerinden ayıran ve kişilik kazandıran özelliklerdir.

Yani; fikir, inanç, değer, ahlak, bilgi ve benzeri noktalarda ortak aklı kullanarak, ortak değerler etrafında yaşayabilir, böylece ortak bir tarafta bulunabiliriz.

İnsan, hayat serüveni süresince sürekli karar almak ve bunların sonuçlarıyla yüzleşmek zorundadır. Önemli olan irademizi nasıl kullandığımızdır. Çünkü bu irade beyanı basit ve geçiştirilebilir bir şey değildir.

Öyleyse irademizi hangi mecrada ve nereye doğru kullanmalıyız ki, sorumluluğumuzla paralel bir neticeye ulaşabilelim?

İnsanoğlu seçim yapmak üzere yaratılmıştır. Hayatının sonuna kadar bu eylemden vazgeçmesi mümkün değildir. Öyleyse sayısız seçimlerimizi hangi değerler üzerinden ve nasıl yapmalıyız?

 

Haksızlığa uğramış birisine şahit olduğunuzda ne yapacaksınız? Haksızlığa maruz kalan bir mağduru gördüğünüz de takınacağınız tavır sizin safınızı belirleyecektir. Haksızlık yapan sizdense örneğin! Sizin inandığınız değerlere, cemaate, partiye, aileye, dine, mezhebe bağlıysa; zengin ve şöhretliyse ne yapacaksınız? Onu savunacak mısınız? Yoksa kayıtsız bir itaatle onun yaptığını meşrulaştırmaya mı çalışacaksınız? Haksızlığa uğrayanın hiç mi suçu yok deyip, mazluma da bu durumdan pay mı çıkaracaksınız? Yoksa, ilkeli bir tavır mı göstereceksiniz?

Haktan ve adaletten yana taraf olmak gerekir. Kime ve neye göre hak ve adalet o da önemli!

İnsanların sahip oldukları ailesi, inançları, değerleri; üyesi veya sempatizanı olduğu siyasi yapılar, cemaat ve tarikatlar, mezhepler ve daha bir çok olgu bizim algımızın şekillenmesine sebep oluyor. Hak ve adalet anlayışımız bu sahip olduğumuz değerler üzerinden tanımlanıyor.. Sonuçta aynı olaya bakan bizler, birbirinden farklı hatta zıt hak ve adalet anlayışına ve uygulamasına sahip olabiliyoruz.

Kendi egomuz ve ikbalimiz için doğrudan ayrılırsak işte o zaman taraftar oluruz.

Körü körüne bir bağlılık. Sorgusuz sualsiz bir teslimiyet. Aklımızı ve ruhumuz bir kişinin veya gurubun taraftarı olmak.

Takım tutar gibi dediklerinden.

Bir insan hiçbir zaman başkasının fikir ve aklının sloganlarına taraftar olmamalıdır.

O na takım tutar gibi inanmamalıdır.

İşte o zaman doğrudan yana, adaletten yana taraf, aksi takdirde başkasının taraftarı oluruz.

Sizce bu ülkenin taraftarlara mı taraf olan yuttaşlara mı ihtiyacı var? 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
27 / 6 Çok bulutlu
Yarın: 21/14 Gökgürültülü sağanak yağış