• 18 Haziran 2016, Cumartesi

TASARRUF MU?

Yedi ay önce 168 liradan satılan küçük altın bugün 200 TL’den satılmaya başlayınca ekonomi sizce iyi mi, kötü mü yönetilmiş oluyor?

Sizce açıklanan enflasyon fiyatları ne kadar doğru?

Her geçen güç sıkışan bütçelerin tek kurtuluşunun tasarruf olduğundan bahsediliyor.

Ülkemin insanlarının, “Herkesin varken neden benim de markalı kıyafetlerim, son model telefonum, arabam olmasın, ben bunları hak etmiyor muyum?” diye düşünmesi için verilen çabaya rağmen bunu nasıl başaracağız?

Hayat pahalı, gıdaya, benzine, otomobile, elektriğe, suya sürekli zam geliyor. Böyle bir ortamda ay sonunu getirmek bile zorken tasarruf yapmak, para biriktirmek neredeyse imkânsız iken tasarrufu nasıl düşüneceğiz? 

Tüm olumsuzluklara rağmen kazancımızın bir kısmını biriktirmemiz gerekiyor.

Tasarruf yapmak için finans danışmanlarına falan ihtiyacımız yok. Aklın yolu bir! 

Öncelikle gelir ve giderin hesabını iyi yapmamız gerekiyor. Evimize giren para ne kadar, harcamalarımız kalem kalem neler!

Tasarruftan vazgeçtik gelir-gider dengesini tutturabilmemiz çok daha önemli.

Bunu başarabildikten sonra küçük büyük demeyip tasarruf etmeye başlayabiliriz.

İyi bir bütçe için gelir ve giderlerimizi yazalım. Ama bunu sürekli yapalım.

Küçük küçük biriktirip ciddi tasarruflar yapabilirken, küçük küçük harcayıp ciddi borç altına da girebileceğimizi unutmayalım.

Kazancımız ne kadar çok olursa, harcamamız da o kadar çok olmamalı ki tasarruf yapabilelim. Aksi takdirde tasarruf yapabilmek imkânsız!

Asgari ücretle çalışıp, kirada oturup çocuk büyüten bir aileden tasarruf beklemek ne kadar doğru olur?

Tasarruf yapalım ama tasarruf yaparken de insanca yaşamanın gereklerinden uzaklaşmayalım. 

Daha mı az süt, yoğurt, peynir, zeytin yiyelim?

Tasarruf yapacağız diye kitap mı okumayalım?

Tasarruf yapacağız diye sinemaya mı gitmeyelim?

Tasarruf yapacağız diye ayda birde olsa dışarı da yemeğe çıkmayalım mı?

Tasarruf yapacağız diye yılda üç gün tatile mi gitmeyelim?

Düğüne- derneğe, doğuma-ölüme, bayramlarda ziyaretlere gitmeyelim mi?

Tiyatrodan, özel meraklarımızdan bahsetmiyorum bile.

Yoksulluk sınırı, yeterli hayat standardında yaşayabilmek için gerekli olan minimum gelir miktarına deniyor.

Birde açlık sınırı var.

Açlık sınırı dört kişilik bir ailenin asgari mutfak giderlerini sağlaması için gereken harcama miktarını gösteriyor. Açlık sınırı çalışan, eşi, (0-6) ve (6-15) yaş gruplarından iki çocuğun Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği asgari kalori miktarı dikkate alınarak tespit ediliyor. Buna göre çalışan, eşi ve (6-15) yaş grubundaki çocuğuna günde 2 bin 800’er kalori gerekiyor. (0-6) yaş grubundaki çocuğun ise sağlıklı bir yaşam için 2 bin 400 kalori alması şart. Bu kaloriyi alabilmek için neler yemesi gerekiyor ve bu günkü şartlarda bu kaç liraya satın alınabiliyorsa işte buna açlık sınırı deniliyor.

TÜRK-İŞ Araştırmasının Mayıs 2016 ayı sonucuna göre; Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) ayda bin 375 TL. . Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 4 bin 479 TL. Bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise bin 712 TL. .

Bekâr bir işçi için hesaplanan aylık yaşam maliyeti ile net asgari ücret arasındaki fark 479 TL.

Aslında bu fark çalışanların her geçen ay borçlanmak zorunda kalmalarının temel nedenini de ortaya

çıkartmıyor mu?

Tüm bu gerçeklere rağmen birisi tasarruf mu yapın diyor?

Peki, yukarıdaki rakamlara göre nasıl yapılacak tasarruf?

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
27 / 6 Çok bulutlu
Yarın: 21/14 Gökgürültülü sağanak yağış