• 22 Haziran 2016, Çarşamba

KOLTUK-GÜÇ-LİDER

Demokrasiden ve insani değerlerden söz ediyorsak, bu değerler karşısında hiçbir bireyin diğerinden üstünlüğü yoktur.

Yanlış yönetim karşısında toplumun menfaatlerini koruyacak, gerçekleri ortaya koyacak, halkın avukatlığını yapacak organların başında basın gelmektedir.

Demokratik toplumlarda halkın gerçek avukatı özgür basındır. Eğer basın bu görevi yerine getirmede yetersiz kalıyorsa o ülkede demokrasiden ve özgürlüklerden bahsetmek mümkün değildir.

En azından bana öyle öğrettiler.

Öğretilen bir başka öğreti ise oturulan koltuğun sıfat vermeyeceği gerçeğidir.

Koltuk sıfat verirse ne mi olur?

Kimse poposunu koyacağı basit bir eşya için sevdaya düşmez. Sevda, o koltuğun vereceği sıfattadır ve yanlış olan da zaten budur.

Koltuk, güç olarak algılanır. Koltuğa oturmak ise güçlü olduğunu çevreye ispat etmektir. Her insan kendi gücünü etrafına hissettirmek için ister istemez belli bir "sıfat" arar, saygınlık ister ve güç kaygısıyla bu sevdaya kapılır.

Tümden yanlış olan bu sevda (hastalık), sadece güçlü olunduğunu çevreye ispat etmeyi amaçlar ve zaten bu da güçsüzlüğün bir göstergesidir. Kişi önce kendinin güçlü olduğunu bilmelidir. Güçlü olduğunu bilen biri de zaten kimseye gücünü ispatlama ve saygınlık kazanma derdinde değildir.

Koltuk sevdası hele birde koltuk hırsına dönüşürse işte o zaman korkun.

LİDER VE LİDERCİKLER

Geleceği gören, geleceğe emin adımlarla yürüyebilen, geleceğe kadrolar yetiştiren, geleceğin kurgulanıp kurulmasına kim önderlik eder?

Günü yaşayan kendisinden sonra sonrasını dikkate almayan, yeni kadroları yetiştirmeyi bırakın, geleceğin kadrolarını bile yok edene kim denir?

Koltuğa kişilik verip yücelten, koltuk ile kişilik kazananlar kimdir?

Tabi ki tahmin ettiğiniz gibi liderler ve liderciklerden bahsediyorum.

Lider vardır koltuktan indiğinde kişisel ağırlığının yok olacağını bilir ve korkar.

Lider vardır koltuk korkusu ya da sevdası yoktur. O fark yaratan, iz bırakandır.

Onların koltuğun gücüne ihtiyaçları yoktur. Hedefleri tarihsel süreçte kalıcı olmaktır. Kalıcı hizmetler yapmaktır.

Ama bu özellikleri taşımayan bazı liderler için koltuğun gitmesi her şeyin bitmesidir.

Bu liderlere göre kendilerinden sonraki dönem tufandır. Adeta her şeyi kendileri yapmış gibi konuşurlar, geçmişi görmezler, kaybettiklerini bilmezler, toplumun da buna inandığını zannederler. Yani, kendilerini kandırırlar.

Koltuk sevdası ülkenin eğitim ve gelişmişlik ölçülerine, ekonomik düzeyine göre şekillenen bir tutkudur. Gözünü koltuk hırsı bürüyen lider için hizmetten çok yerini koruma arzusu hâkimdir.

Yerini korumak, kendisini güçlü göstermek için yapmayacağı uygulama, kırmayacağı insan veya kural yoktur.

Koltuk için her türlü mücadele ve çatışma göze alınmıştır. Demokratik kurallar, etik değerler bile hiçe sayılır.

Bir gün bu koltuktan ineceğini düşünmek bile istemez. Dostlarını bile görmez düşmanlarını bilmez.

Çünkü o artık büyük insan olmuştur. Kendince geleceğe yön verecek bir liderdir artık.

O diğerlerinden farklıdır. Çünkü o emirler verir. Onun danışmanları, kadroları vardır.

Bir emir verdiğinde istediğini yaptırma gücüne erişmiştir. Artık o ne düşünse ve söylese yanlış bile olsa doğrudur.

Bu durum lider etrafındaki birçok yalakanın da işine gelir, hatta genelde bir zaman sonra işler onların gazlarıyla yürütülmeye başlar.

Koltuğu kaybetme korkusu sarar bedenleri. Dostlara vefa bir tarafa, artık doğru sözler tehdit olarak algılanır. Bir zamanlar savunulan değerler, şikâyet edilen haksızlıklar bile unutulur.

Tek hedef koltuğun ve gücün bir dönem daha korunmasıdır.

Çoğumuz bu gerçeği görür ve acınacak halimize güleriz. Hele dünyayı gözlemleyen bir birey iseniz üzüntünüz bir kat daha artar.

GERÇEK LİDER

Lider, demokrasilerde halkın iradesiyle seçilmiş bir bireydir. Liderlik toplumsal bir görevdir. Koltuk süresi belli olan görev yeridir. Her lider kaçınılmaz olarak koltuğundan bir gün gidecektir.

Demokrasiden ve insani değerlerden söz ediyorsak, bu değerler karşısında hiçbir bireyin diğerinden üstünlüğü yoktur. Gelişmiş ülkelerde lider olanlar bir gün bu görevlerini biteceğini bilirler. Liderlik sonrası normal insanlar gibi yaşamın içine dönerler. Nitekim lideri ölümsüz kılan koltuğu bıraktıktan sonra yaptığı başarılı hizmetler nedeni ile toplumun gözünde ve gönlünde kazandığı itibar ve koruduğu saygınlıktır.

Lider(Önder, temsilci. Seçilmiş veya atanmış birey) denilince sadece parti genel başkanları gelmesin aklımıza. Seçerek iş başına getirdiğimiz vekillerimiz, belediye başkanlarımız, oda ve dernek başkanlarımız, siyasi parti başkanları, hatta sınıf başkanları bile oturdukları koltuklara güç veren insanlardan seçilmelidir. Başımızdaki amir ve müdürler için de liyakat olarak tanımladığımız durumdur, liderlik.

Bizlere de düşen gerçekleri görmek, liderleri seçerken korku ve maddi menfaatler yerine gerçekleri görerek, kendimize, topluma, tarihimize olan saygı ve sorumluluk duygusu içinde vicdanımızla hareket etmektir.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
27 / 6 Çok bulutlu
Yarın: 21/14 Gökgürültülü sağanak yağış