• 25 Haziran 2016, Cumartesi

IŞIK KİRLİLİĞİ

Sıcaklar dayanılmaz seviyelere yükselince damlarda, balkonlarda yatanların sayısı artmaya başladı. Farkın da mısınız, gökyüzündeki yıldızların azaldığının?

Eskisi gibi evlerin damlarında yatılmadığı için balkonların müsaade ettiği yerlerinden görünen yıldızlarda çok ciddi şekilde azalma ve silinme var.  O azalma, insanoğlunun çevresini aydınlattıkça artıyor sanki!

Sokak, park bahçe ve bahçe hatta gökyüzü aydınlatmalarımızın artması birilerine göre gelişmişliği gösterse de bana göre güzellikleri yok ediyor. Işık kirliliğine neden oluyor. Bu yüzden bol yıldızlı gökyüzü otelinin yıldızlarını eskisi kadar belirgin göremiyoruz. Gökyüzünün o karanlığının içinden bize göz kırpan yıldızlar artık çok uzaklara gitmiş gibiler, yakın olanlarında sanki ışık güçleri azaldı.

Bu gece bankonda sırtüstü yatın ve görebilirseniz gökyüzüne bakıp yıldızları seyretmeye çalışın ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaksınız.

Kentlerde oturan bizler şehrin aydınlığından uzaklaşıp gökyüzünü seyretme imkanı bulduğumuz da yaşadığımız bölgedeki yıldızları nasıl yok ettiğimizi daha net görebiliyoruz.

Sözde aydınlanma devrimi yaşıyoruz. Keşke aydınlanma devrimlerini beyinlerimizin içindeki o örümcek ağlarını yok etmek için kullanabilsek!

Geceyi mühendislik yöntemlerimizi kullanarak ışığa boğduk, boğmaya da devam ediyoruz.

Bu tür bir mühendisliğin bir nehrin üzerine baraj kurmaktan hiçbir farkı yok. Yararları beraberinde yan etkileri de “ışık kirliliği” getiriyor ve bilim insanları ışık kirliliğinin etkilerini gecelerin aydınlığı arttıkça hissetmeye, araştırmaya, düşünmeye başladı.

İnsanın yarattığı ışığın doğal hayata sızdığı her yerde, yaşamın belirli özellikleri bundan olumsuz etkileniyor.

Gecelerimizi ışıklarla kirlettiğimizin ne zaman farkına varacağız?

Işık bulutlarını çoğalttıkça neler kaybettiğimizi öğrenmeye çalışalım.

Neden kentlerde yıldızlar gece gökyüzünden silinmiş gibi durduğunu, karanlıktan korkumuzu yansıtan aydınlanmanın arttığını ifade ederek başladım yazıma? Aslında niyetim çok ciddi ışık kirliliğine nostalji yaparak dikkat çekmekti. 

Bu ara da gerçekten de evrendeki yıldızların sayısı azalıyor diyor bilim insanları.

Araştırmacılar, yeni yıldız oranlarında sürekli bir düşüş yaşandığını ve bugün yeni oluşan yıldız sayısının, en çok yıldızın oluştuğu zaman dilimine göre 30 kat daha az olduğunu belirtiyorlar.

İnsanoğlu olarak evrendeki yıldız sayısı her ne kadar azalsa da yıldızlara, gezegenlere olan ilgimiz ve merakımız giderek artıyor. 

Işığın yanlış yerde, yanlış zamanda, yanlış miktarda ve yanlış yönde kullanılmasıyla Işık kirliliği oluşuyor. Işık kirliliğinin deniz kaplumbağalarının yönlerini kaybetmesine neden olduğunu ilk defa duydum. Göçmen kuşları da bu yüzden göç yollarını kaybeder olmuşlar.  Işığın yanlış yerde, yanlış miktarda ve yanlış zamanda kullanımı enerjinin boş yere harcanmasına neden olarak ülke ekonomisine de zarar veriyor tabii ki!

Uluslararası Karanlık Gökyüzü Birliği'nin yaptığı bir araştırmaya göre, dış aydınlatmalarda ışığın % 30 kadarı boşa gitmektedir. Bu yanlış uygulamaların maliyetinin ABD’de yılda 2 milyar dolar, İngiltere’de ise yanlış ışıklandırma yılda 53 milyon sterlin tutarında enerji kaybına neden olmaktaymış. Türkiye’de bu yöndeki değerlendirmeler ise en az %30 enerji kaybı olduğu yönünde. Işık kirliliğine karşı önlem almak yaklaşık bir elektrik santrali kurmak anlamına gelmez mi?

Yaşadığınız yerde hava, su, gürültü ve toprak kirliğinin yanı sıra ışık kirliliğini ölçen birileri de var mı?

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
27 / 6 Çok bulutlu
Yarın: 21/14 Gökgürültülü sağanak yağış