• 26 Nisan 2016, Salı

OKUR YAZARIZ AMA..

Okuryazarız. Ama okumuyoruz. Yazmıyoruz. Ya da, okuyamıyoruz, yazamıyoruz.

Öğrencilik yıllarında okuduğumuz kitaplarla bir ömür boyu yetiniyoruz. “Öğrenci kitap okur, büyükler okumaz!” anlayışını kırmak için ne yapmalıyız?

Ne kadar doğru sizce?

Bir günde düzenli olarak 10 sayfa kitap okusak bir ömür boyu kaç sayfa eder?

Yani kaç kitap okumuş oluruz?

Gönül rahatlığıyla yılda bir tane kitap okuyorum diyebiliyor muyuz?

Yeri geldiği zaman çocuklarımıza “Kitap oku!” diye kızıyoruz. Ama ona örnek oluyor muyuz? Çocuğumuz bizi kitap okurken kaç defa gördü, görmeye devam ediyor?

 

BİLGİYİ KULLANMAK

Bir milletin okuma yazma bilenlerin oranının yüksek olması övünülecek bir durumdur. Fakat çağdaşlık için yeterli midir? Önemli olan bilgiyi kullanmak değil midir? Bu durum yer altı kaynakları zengin olan bir devletin bu kaynakları kullanamaması gibi değil midir?

1 Kasım 1928 Harf İnkılâbı’nın ardından başlatılan okuma yazma seferberlikleriyle birlikte okur-yazar oranımız hızla artmış.  1927’de yüzde 11 olan okuryazar oranımız, 1935’te yüzde 20,4’e, 1950’de yüzde 33,6’ya, 1960’ta ise yüzde 39,5’e yükselmişti.

Bugünlerde Türkiye İstatistik Kurumu bilgilerine göre, 6 yaş ve üzeri okur-yazar nüfus oranı Türkiye geneli yüzde 96,13’e ulaştı.

6 yaş ve üzerinde okuma yazma bilmeyen erkek oranı yüzde 1,32, kadın oranı yüzde 6,44.

Türkiye’de 15 yaş ve üzeri nüfusta İlkokul mezunu oranı yüzde 25,81, ilköğretim mezunu oranı yüzde 18,45, ortaokul veya dengi yüzde 8,64, lise veya dengi okul mezunu oranı yüzde 21,92, yüksekokul veya fakülte mezunu oranı yüzde 12,95, Yüksek lisans mezunu oranı 1,01, doktora mezunu oranı ise yüzde 0,28.

OKUR YAZARIZ AMA…

Evet! Okuryazarız! Ama okumayız, yazmayız. Dinimizin ilk emri “Oku” olmasına rağmen neden okumuyoruz. Sadece belgemiz, diplomamız var. Yani göstermelik. Formalite icabı.

Okumak yazmak her şeyin temeli değil mi?

Okuyan yazan kişi konuşmasını da bilir, dinlemesini de… Sadece bugün için değil, geleceğimiz için de okuyalım.

Zayıflamak için, formda kalmak için, daha sağlıklı yaşamak için spor yapmayı alışkanlık haline getirmemiz gerekiyor diye tembihleyen etkili ve yetkililerimiz neden okuyalım, öğrenelim, tanıyalım diyerek okumayı hayat felsefemiz haline getirmemiz gerektiğini önemsemez?

 Günde yaklaşık 8-10 saat televizyon izleyen, 5-6 saat internete giren ama ortalama 1 dakika kitap okuyan ülke haline geldiğimizin farkında mıyız?

Okumak için uykusundan, televizyon ve internetten fedakarlık yapan kaç kişi kaldı?

Avrupa'daki yüzde 21 civarındaki kitap okuma oranının Türkiye'de bindelerle ölçüldüğünü söylersek yapacak çok daha fazla işimiz olduğunu hep beraber anlarız. Toplam nüfusu 10 milyon olan Azerbaycan'da kitaplar 100 bin tirajla basılırken, Türkiye'de bunun 3-5 bin civarında olduğunu biliyoruz. Gelişmiş ülkelerde kitaba ayrılan para, Türkiye'den çok daha yüksek. Türkiye'de her 100 kişiden 5'i kitap okuyor.

Japonya'da her yıl 4,2 milyar kitap basılıyor, Türkiye'de bu 24 milyon adet. Japonya'da kişi başına düşen kitap sayısı yılda 25, Fransa'da 7. Türkiye'de ise 12 bin kişiye 1-2 kitap düşüyor. Bu rakamların izahını kim yapabilir?

Kandırılıyor muyuz yoksa?

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
27 / 6 Çok bulutlu
Yarın: 21/14 Gökgürültülü sağanak yağış