• 29 Mart 2016, Salı

Kimin Umurunda?

Kişi başına yılda 25 kutu ilaç içer olmuşuz.

Evet, doğru okudunuz, yılda yirmi beş kutu.

2010 yılında bu oran 10 kutuymuş. Ne oldu da 5 yıl sonra 15 kutu daha fazla ilaç içer olmuşuz?

En çok kullandığımız ilaç ise birçoğumuzun çok iyi bildiği antibiyotikler, ağrıkesiciler ve romatizma ilaçlar.

Ülke olarak 2015 yılında ilaç için cebimizden 19.3 milyar lira para çıkmış.

2016 yılı öngörü rakamlarını ise ne siz sorun ne de ben yazayım.

Bizi yönetenler daha az ilaç kullanımı için hangi adımlar atarlar bilemem ama ortadaki gerçek her ay 2 kutu ilacı midemize gönderdiğimiz.

Yüksek ilaç tüketiminin sebeplerini irdeleyebilecek durumda değilim ama bu tespitlere dikkat çekmek benim görevim.

İlaç yazmayan doktor bizde makbul doktor sayılmadığı sürece biz daha çok hapı yutarız.

Hasta reçete ile ayrılmak ister, doktor ise bu beklentiyi yerine getirir, aksi takdirde hastası azalır ve ne alakaysa performansı düşük görülür.

Öncelikle hastaların bilinçlendirilmesi, hangi durumda ve ne zaman hekime müracaat etmeleri gerektiğinin öğretilmesi, hatta bu eğitimin daha okul çağında başlatılması ve de hepsinden önemlisi, artık neredeyse unutulan koruyucu hekimlik hizmetlerinin ön plana çıkartılması şart.

Bir başka önemli konu da yazılan ilaçların ne kadarının hastalar tarafından kullanıldığı.

Bu konuda rakamsal bir değer bulamadım. Ama kendi çevremden biliyorum, ilacı satın alıyoruz ancak büyük kısmımız bir iki tablet sonra ilaçları torbalarının içinde unutulup gidiyoruz.

Bir de, bir birimize misafir şekeri gibi ikram ettiğimiz o ilaçlar yok mu, ah o ikramlar? Herhalde dünyada komşuların, akrabaların birbirine ilaç ikram ettiği tek ülke Türkiye’dir.

Gereğinden fazla ilaç kullanmaktan kurtulmanın tek bir yolu var eğitim de eğitim.

Akılcı ilaç kullanmasını öğrenmek zorundayız.

İlaç, doğru kullanılırsa etkili olduğunu unutmayalım.

Bu işten en karlı çıkan ise ilaç endüstrisi.

Kimin umurunda?

BEŞ İDİ İKİ OLDU

İnternet kullanma yaşımız 5 ten 2 ye düşmüş. En çok oyun oynamak için internete girerken

Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kürşat Çağıltay, Türkiye’de çevrimiçi çocukların sayısının 2010 yılına oranla 2 kat arttığını belirterek, "Çocukların interneti ilk kullanım yaşı 2010 yılında 5 iken, 2015 yılında 2 yaşa indi" dedi.

Gözünüz aydın.

2010’da çocuklar internete dershane ve okullarda erişirken 2015’te en çok kendi odalarında internet kullandıkları belirtilen araştırmada, çocukların yüzde 57.5’inin internete “hergün veya hemen hemen her gün” girdikleri kaydedildi. Sosyal ağlarda ahlaka aykırı olarak algılanan içerik ile karşılaşma riski ise 2010’da yüzde 33,9 iken, 2015 yılında bu oran yüzde 73’e çıkmış.

Kimin umurunda?

MUTSUZLAŞTIK MI?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, mutlu olduğunu söyleyenler yüzde 62.1 ile en yüksek düzeye 2011 yılında çıkarken, bu oran 2012 yılında yüzde 61.0'e ve 2013 yılında da yüzde 59.0'a düşmüş.

Türkiye'de mutlu olduğunu beyan edenlerin oranı 2014 yılında yüzde 56,3 iken, 2015'te yüzde 56,6'ya yükselmiş.

Mutsuz olduğunu beyan edenlerin oranı ise yüzde 11,7'den yüzde 11,4'e düşmüş. Kadınlarda mutluluk oranı, 2014'te yüzde 60,4 iken, 2015'te yüzde 60,2'ye gerilemiş. Erkeklerde bu oran yüzde 52'den yüzde 52,9'a yükselmiş.

Kimin umurunda?

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
28 / 8 Açık
Yarın: 28/11 Parçalı bulutlu