• 3 Temmuz 2017, Pazartesi

Bir Çingene Efsanesi; Yaban Gülü

Efsaneler, adı üstünde birer efsanedir. Ancak onların varlığı da bir güç katar toplumları ve toplum kültürünü. Anadolu’nda birçok kentinde de çeşitli efsaneler vardır. Yaşanmış olaylardan yola çıkılarak var olan efsaneler gibi, tamamen hayal ürünü olayları içeren efsaneler de vardır.

Anadolu efsanelerinden yola çıktığımızda çeşitli efsaneleri sayabiliriz. Çeşitli bölgelere ve illerden değişik efsaneler vardır Anadolu’da. İşte onlardan biri de ‘Bir çingene Efsanesi’dir. Çingene efsanesi bir Ege efsanesidir.

Antik çağlarda Ege kıyılarında var olan birçok uygarlıktan biri olan Yaban Gülü uygarlığıdır. Bu uygarlık Ege efsanesinden almıştır.

Rivayete göre Ege kıyılarında dünya çingenelerinin başı olan, bir büyük çeri yaşarmış. Bu çerinin aşiretinde adı dillere destan olan bir kız varmış. Bütün çingene kızları gibi sıradan bir güzelliği olmasına rağmen, çok güzel sesiyle öyle danslar ederdimiş ki, ünü bütün dünyaya yayılmış.

Yaşlı çeribaşı bu kızın cilve, işve ve danslarına kapıldığından her akşam Ege sahillerinde yaz eğlenceleri düzenlermiş. Bu eğlencelerde tahta fıçılarla, at arabaları dolusu şaraplar gelir, dünya çerileri arasından seçilmiş en iyi kemancılar, zurnacılar ve darbukacılar sahilde toplanırmış. Çok geniş dev halkalar oluşturulur, ortada çam odunlarından bir büyük ateş yakılır, kuzular çevrilir, toprak testilerle şaraplar fıçılardan alınır, herkese dağıtılırmış.

Herkes bir büyük merak içinde çingene kızının çıkmasını, büyülü danslarını yapmasını beklermiş. Sonunda güzel çingene kızı, saçlarına taktığı yaban gülü, parmaklarında zilleri, uzun eteği ve şuh edasıyla ortaya çıkarmış ve bir anda bütün sesler kesilir, saz ekipleri en oynak parçaları çalmaya başlar, çingene kızı da kıvrak bedeniyle dans edermiş. Hızla döndükçe etekleri bir gül gibi açılır, güzel bacakları ay ışığında Venüs heykelleri gibi parlarmış.

İri kahve gözleri, can yakan endamı, şen şakrak neşeli sesi, zillerinin şıngırtısı bütün sahilde yankılanırken, toprak şarap testileri dolar dolar boşalırmış. Çingene kızının nereden geldiğini, kim olduğunu, hatta adını bile bilen yokmuş. Ancak ipek saçlarına taktığı yaban gülü her zaman yerinde durur, onu ne yatarken, ne dansederken, ne de bir başka zamanda gülsüz gören olmamış. Bu nedenle çingene kızına herkes Yaban Gülüm dediğinden adı Yaban Gülüm olmuştu. Bu da yetmemiş, çerinin adı da Yaban Gülüm Çerisi olarak ünlenmiş.

Anadolu’nun içlerinde, Ege’nin karşı sahillerinde, hatta Arap kıyılarında Yaban Gülüm’ün methini duymayan kalmamış. Uzak iklimlerden onu izlemeye gelenler çoğunluktaymış.

Yaşlı çeribaşı sonunda sevdalandığı bu kıvrak çingene kızıyla hiçbir şeye aldırmadan kırk gün, kırk gece sürecek bir düğünle evlenmeye karar vermiş.

Düğünün her gecesi Ege sahillerinde şölen düzenlenmiş.

Düğünün son gecesi, eğlencede su gibi şarap akmış. Aşirette Yaban Gülüm’e aşık olanlar, çeribaşını kıskanmaktaymış. Herkesin sarhoş olduğu bir anda, kir, pasak ve yama içindeki bir çingene genci, çeribaşına saldırarak, onu bıçaklayarak öldürmüş. Akan kanlara dayanamayan Çingene kızı denize doğru yürümeye başlamış, herkesin gözü önünde…

 

Hayret!!!! Çingene kızı suya batmıyor, su yüzeyinde yürüyüp gidiyormuş. Yürümüş, yürümüş, uzakta bir nokta gibi kalıp maviliklerde kaybolup gitmiş.

Efsaneye göre çingene kızı kendisini çok seven çeribaşının üzüntüsünden çirkinleşmiş…

Sadece her dolunayda eski güzelliği, eski endamı, eski yakıcılığıyla Ege sahillerine çıkar, görünmez sazların eşliğinde çingene danslarını yapar, sonra da geldiği denize yürür, suların üzerinde, maviliklerde kaybolur gidermiş.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
18 / 9 Çok bulutlu
Yarın: 16/8 Sağanak yağışlı