• 7 Mart 2016, Pazartesi

Davaya zarar vermek pahasına

Her insanın kendine göre doğruları vardır. İnsanların kendilerine göre doğrularının olduğu gibi siyasi partilerin de kendi ideolojileri çerçevesinde doğruları vardır. Bu doğrular kimi zaman yanlış olanı yapmayı gerektirse bile doğrularınızı peşinden gitmek, inandığınız ideolojinin gereğini yapmak gerekir. Ama söyledikleriniz ile yaptıklarınız birbiri ile çelişmeye başladığı zaman kendi doğrularınıza ihanet etmeye başlamışsınızdır. Kendi ideolojinizin gereğini yerine getirmekten uzaklaşmışsınızdır demektir.

Bugün MHP’de yaşananlar da yukarıda ifade etmeye çalıştıklarına benzer görünüyor. Demokrasi diyorlar, iktidarı baskıcı bir yönetim tarzı benimsemekte olduğunu söylüyorlar ve iktidarı bu yönden yıpratmaya çalışıyorlar.

Bunların ne denli doğru söylemler olup olmadığını bir kenara bırakıp MHP üst yönetiminin 1 Kasım seçimlerinden bu yana izlediği yola baktığımızda da söylemleri ile eylemlerinin taban tabana zıt olduğunu görebiliyoruz.

Bir yandan demokrasi diyor MHP üst yönetimi, öbür taraftan sadece olağanüstü kongre isteyenleri desteklediği için on yedi il yönetimini görevden alıyor ve parti binalarının kapılarına kilit vuruyor. Bu hangi demokrasi anlayışı ile ötüşen bir davranış biçimidir?

İnsan bir an için durup 1 Kasım’dan bu yana MHP’de yaşananları değerlendirmeye çalıştığında karşısına demokrasi falan çıkmıyor. Tek bir sonuç çıkıyor, kendi bekası için söylemleri ile eylemleri taban tabana zıt bir anlayış ortaya çıkıyor.

Peki niye bu zıtlık? Neden MHP Genel Başkanı ve parti üst yönetimi böyle bir davranış içerisindeler?

Yanıtı açık. Koltuğu bırakmamak ve her ne pahasına olursa olsun, davanın zarar görmesi pahasına bile o koltukta oturmaya devam etmek hevesinden başka ne olabilir?

Denilebilir ki, olağanüstü kongre isteyenler de kendi bekaları için bunu yapıyorlar. Diyelim ki, öyle. Kongreyi toplayıp onların bu kişisel gelecek heveslerini partili delegelerin oyları ile boşa çıkarmak varken, davaya zarar vermek pahasına kongreyi toplamamakta direnmek niye? Kendi delegelerinizi bu kadar mı güveniniz yok? Sizi bir daha seçmezler diye bu kadar mı endişelisiniz?

Biraz düşününce bu korkularının yersiz olmadığını da görebilirsiniz. Zira MHP’nin baraj altında kalmasında başrol oyuncuları aynı oyuncular, yani bugünkü genel başkan ve yandaşları. 7 Haziran seçimlerinden sonra hükümetin kurulmamasında önemli katkı koyan da, 5 ay sonra seçim yapılmasının yolunu açan da, 80 milletvekilinin hemen hemen yarısını kaybeden de aynı genel başkan. Yani kongreyi toplamak istemeyen genel başkan ve yandaşları.

Kongreyi toplamamak ve partili delegelerine güvenmemenin ardında yatan korkunun nedeni bunlar dururken daha ne olsun ki? 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
16 / 10 Sağanak yağışlı
Yarın: 13/5 Sağanak yağışlı