• 11 Ekim 2017, Çarşamba

İthal ediyoruz, ithal…

Öyle bir noktaya doğru sürükleniyoruz ki, bir zamanlar kendi kendine yeten bir ülke iken şimdi nerede ise her şeyimizi ithal eder noktaya doğru sürükleniyoruz.

Sözünü ettiği ithalat, sanayi ürünleri ithalatı değil, tüketime yönelik ithalatlar. Her şeyi ithal eder noktaya doğru giderken bakın neler ithal ediyoruz, hemen aklıma gelenler.

Bakliyat ithal ediyoruz; özellikle pirinç ithalatımız var. Ardından hayvan ithal ediyoruz, besicilik yapmak için değil, kesip etini kasap reyonlarında satmak ve iç piyasadaki et ihtiyacını karşılamak, yükselen fiyatları aşağı çekmek için.

Sonra saman ithal ediyoruz. Az da olsa besicilik yapan çiftçilerimizin kışın hayvanlarını yedirecekleri samanı ithal ediyoruz. Baktığınızda ülkenin hiçbir ihtiyacını karşılamayacak kadar az olan hayvancılığımız var, ama biz onlara ülke içinde saman bulamıyor ve samanı da ithal ediyoruz.

Hani öyle bir hayvancılık vardır, ülke içindeki ihtiyaçları karşılayıp, hayvan ihraç eder, et ihraç eder bir konumdayızdır ve ülkemiz topraklarında üretilen saman da gereksinimleri karşılayamaz duruma düşmüştür de, saman ithalatı yapıyoruzdur. Ama durum öyle değil; tam tersine. Hayvancılığımız nerede ise yok olma noktasına gelmiş, az sayıdaki hayvanlarımızı besleyebilmek için saman ithal ediyoruz.

Giderek ithalatçı bir ülke olmaktayız. Üretmekten çok tüketmeyi ve üretimi teşvik etmekten çok tüketimi pohpohlamaya devam ettiğimiz sürece de ithal etmeye devam edeceğiz. İhracatımız ithalatımızı hiç mi hiç karşılayamaz duruma gelecek.

İvedilikle ve olmazsa olmaz bir biçimde çiftçilik özendirilmeli, hayvancılık özendirilmeli ve yeniden üretmeye başlamalıyız. İthalatçı değil, ihracatçı olabilmek üretmekten geçiyor zira.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
17 / 2 Açık
Yarın: 18/5 Güneşli