• 15 Temmuz 2017, Cumartesi

Vesayet Rejimi

Son yıllarda sıkça duyduğumuz bir sözcük vesayet rejimi. Anlam olarak baktığımızda kaynaklarda vesayet rejimi söyle tanımlanıyor.

“Görünürde demokratik olan seçimle gelen ve giden iktidarların olduğu ancak asıl iktidarın başka güç odaklarında olduğu rejim modelidir.”

Tanımlamada da görüldüğü gibi, görünürde demokratik seçimlerle gelen ve giden iktidarların olduğu, ancak asıl iktidarın başka güç odaklarında bulunan bir rejim modeli vesayet rejimi…

Seçimle iş başına gelmiş iktidar güç odaklarının risk olarak gördükleri ya da beğenmedikleri kararlar alırsa derhal gerekli mekanizmaları harekete geçirirler (tıpkı geçen yıl bu zamanlarda yaşadığımız olaylar gibi). Bazen de doğrudan müdahale etmek zorunda kalırlar. Ortak yanları yapılan her şeyin ülkenin menfaatleri için olduğunu söylemeleridir. Adeta kendilerini ülkenin gerçek sahipleri olarak görürler. Bunun aksini iddia etmek vatan hainliği ile eşdeğerdir.

Bazı kaynaklar devleti tanımlarken “Devlet seçkinlerinin siyaset üzerindeki kontrolüne dayanan bir yönetim biçimidir. Pretoryanizm olarak da adlandırılır. Bu tip bir siyasal rejim içinde bürokratların ve özellikle de askerlerin ve hatta din adamlarının siyasete aktif müdahalesi söz konusudur.”

Yıllardır yaşadıklarımıza baktığımızda tanımlamaların yansımasını görüyoruz. Geçen yıl bu zamanlarda yaşanan da tanımlamalardaki gibi asker ve din adamlarının iktidarın yaptıklarına dur demeye yönelik bir vesayet hareketi değil miydi?

Vesayetten kurtulmak gerek. Devleti, iktidarları vesayetten kurtarmak gerek. Bunu yaparken de bir vesayetin varlığını sonlandırırken bir başka gücün vesayeti altına girmeme de en doğrusu olsa gerek. Ancak tanımlamalarda ifade edildiği gibi ‘Devletin olmazsa olmazlarından birinin de vesayet olduğu’ söyleniyor. Peki bu durumda ne yapacağız? Vesayeti nasıl yok edeceğiz?

Çeşitli kaynaklarda “Öncelikle Devlet’in olduğu her yerde vesayet vardır. Devlet gerekliyse, vesayet de gereklidir. Vesayet, rejimin devlet eliyle korunması, içselleştirilmesidir. Her devletin belli bir ideolojisi vardır. İdeolojisiz devlet olmaz, ne pratik olarak, ne de teorik olarak mümkün değildir. Bahsedilen ideolojisiz anayasa demek cehaletten başka bir şey değildir, teknik olarak ideolojisiz diye adlandırılan anayasa liberal bir anayasadır. Liberal özlere sahip bir anayasa ile kurulmuş kurumlar, liberal değerleri korumakla mükelleftirler.” deniliyor.

Bu ifadeler sonrasında haydi çıkın işin içinden.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
18 / 9 Parçalı bulutlu
Yarın: 16/8 Sağanak yağışlı