• 22 Nisan 2013, Pazartesi

Yemeğin buğusuna akçenin sesi

Kültürümüzde önemli yer tutan şu fıkralara bayılıyorum. Her biri ayrı bir ders niteliğindeler. Nasreddin Hoca’nın fıkralarında ise ayrı bir lezzet, ayrı bir tat var.
Hoca Nasreddin’in o dinlemeye doyamadığımız fıkralarından biri daha. Okuyup bugüne dair çıkartmaları da siz yapın.
“Nasreddin Hoca Akşehir'de kadılık vazifesini yürütürken karşısına iki adam çıkmış. Birisi öteden beri cimriliği ile tanınmış bir aşçı, diğeri de boynu bükük bir fakir.
Aşçı sözü almış:
- Hocam demiş, ben bu adamdan davacıyım. Dükkânın önünde fasulye pişiriyordum. Tencerenin kenarından buğusu çıkıyordu yemeğin. Bu adam elinde somunla geldi. Kopardığı lokmaları yemeğin buğusuna tutup başladı atıştırmaya. Nihayet koca bir ekmeği bitirdi. Ondan fasulye buğusunun parasını istedim, vermedi.
Nasreddin Hoca anlatılanları dikkatlice dinledikten sonra fakire dönüp sormuş:
- Doğru mu bunlar?
- Evet, demiş fakir adam.
- Öyleyse para kesesini çıkar bakalım.
Zavallı fakir kadı efendiye karşı gelememiş. İçinde üç beş akçe bulunan para kesesini Hoca' ya uzatmış. Bu sefer aşçıyı çağırmış yanına. Keseyi kulağına yaklaştırarak şıngırdatmaya başlamış.
Sonra da:
- Haydi demiş aldın işte alacağını.
Aşçı :
- Nasıl olur, diye şaşkınlığını belli etmiş. Paramı vermediniz henüz.
Hoca cevap vermiş:
- Fazla uzatma, yemeğin buğusunu satan akçenin de sesini alır elbet!” (S. AYDIN SARI/HEDEF AJANS)

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.
16 / 10 Sağanak yağışlı
Yarın: 13/5 Sağanak yağışlı