• 8 Aralık 2018, Cumartesi

CUMHURİYET VE KADIN

Cumhuriyet Döneminde kadına verilen değeri anlamak için tabi ki öncesine bakmak gerekir. Osmanlı Devletinde kız çocukları okula gönderilmezdi. Maddi durumu iyi olanlar özel eğitim alırlardı, ancak çok az çocuk bu imkanlara sahipti.

Tanzimat Döneminde kızların gidebileceği okullar açıldı. Kızların üniversite eğitimi alması ise II.Meşrutiyet’in ilanından(1908) sonradır.

Yalnız azınlık okullarında ise durum farklı idi, bu okullara kızlarda gidebiliyor, çağdaş bir eğitim alabiliyordu.

Osmanlı Devleti’nde kadınlar kamuda çalışamazdı. Köylerde tarım ve hayvancılık alanlarında kadınlar, erkeklerle birlikte çalışabiliyordu.

İşin ilginç yanlarından biri Osmanlı padişahları çocuklarını Fransız Mürebbiyeler ile eğitirdi. Padişah çocukları kız ve ya erkek son derece modern bir yaşam sürüyorlardı. Tabii bu anlattıklarımız 19.yüzyıldan sonradır. Hatta Osmanlı Devleti’nde en reformcu padişah diyebileceğimiz II.Mahmut resmi görevde çalışanların ceket, pantolon ve fes giymesini zorunlu ilan edince o dönemin uleması ‘’Fes gavur icadıdır, giymeyiz.’’ Diye ortalığı ayağa kaldırır. (Bizim son model fesliye duyurulur.)

Bir gün padişah II.Mahmud kız kardeşine de ceket, pantolon giydirerek yeni kurduğu orduyu denetlemeye gidince adı ‘’Gavur Padişah’a’’ çıkar.

Hukuki alanda da kadının boşanma ve miras hakkı yoktur. Üstelik erkeklerin çok eşli olma hakkı da vardır.

Kurtuluş Savaşı’nda Türk Milleti kadını, erkeği ile mücadele ederek ülkeyi Atatürk’ün önderliğinde işgalden kurtarmıştı. Gazi Mustafa Kemal, 1926’da Türk Medeni Kanunu’nu TBMM’de kabul ettirmiş, bu kanunla Türk kadınına mirasta eşitlik, tek eşlilik ve boşanma hakkı verilmiştir.

Aslında bundan önce 3 Mart 1924’te Tevhid_i Tedrisat(Öğretim Birliği) Kanunu ile kız ve erkek çocuklarının okullarda karma eğitim alma hakkı tanınmıştır. Böylece kızlar arasında okuryazarlık artmış ve kamu alanında kadınların çalışması sağlanmıştır. 1928’de Harf Devrimi ve ardından Millet Mektepleri açılarak okuma yazma seferberliği başlatılmıştır.

Bütün bu gelişmelerin sonunda 1930 yılında yapılan mahalli seçimlerde, kadına seçme ve seçilme hakkı verilmiştir. Hatta bildiğiniz gibi Türkiye’nin ilk kadın muhtarı da Karpuzlu da seçilmiştir.

1934’te ise Avrupa’nın birçok ülkesinden çok önce Türk Kadınına milletvekili seçme ve seçilme hakkı verilmiş ve 18 kadın milletvekili de TBMM’ye girmiştir.

Kadını, erkeği ve Türk Milleti olarak Atatürk’e çok şey borçluyuz. Yoksa Arabistan gibi hala araba kullanma hakkı için mücadele ederdik.

Her zaman izindeyiz ATA’M. 

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir.


Bugün için kayıtlı nöbetçi eczane bilgisi bulunamadı.